Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3094 K.2025/3786

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3094 📋 K. 2025/3786 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3094 E.  ,  2025/3786 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1439 E., 2024/1638 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/140 E., 2023/677 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 29... parselde bulunan taşınmazın babası .... adına kayıtlıyken 1997 yılında payını kendisine sattığını, fıstık ağaçları dikili taşınmazın öncesinde babası ve daha sonra ise kendisi tarafından 40 yıldan beri ekilip yetiştirildiğini, halen kullandığını ancak tapu kaydının sehven davalıların murisi ..... adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ..., cevap dilekçesinde; salt kullanım nedeni ile tapu kaydının adına tesciline yasal olarak olmadığını, köyde uzun yıllar önce yapılan toplulaştırma ile tüm taşınmaz maliklerinin arazilerinde ve sınırlarında kaymalar ve değişiklikler meydana getirdiğini, ancak tüm köylüler olarak ve taşınmaz malikleri olarak toplulaştırma sonrası tapu değişikliği nazara alınmadan herkesin önceki fiili kullanımına devam ettiğini, aynı şekilde davacı adına olup da başkasının kullanımında olan taşınmazlar da olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, murisi ile birlikte kendisinin zilyetliği iddiasıyla kadastro öncesi sebeplere dayanarak Kadastro Kanunu'nun 12. maddesine göre 10 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra eldeki davayı açtığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ve vekalet ücretine ilişkin olarak davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen yasal 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı, dava değeri olarak 100,00 TL gösterildiği ve harç ikmali de yapılmadığından dava değerini geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında da bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde; delillerin toplanmadığını tanıkların dinlemediğini, davalının cevap dilekçesinde kabul ettiği gibi taşınmazı uzun zamandır kullandığını, toplulaştırma işleminde sehven kaydedildiğini yeni fark ettiğini, muhtarla husumetli olduğundan toplulaştırma işleminin kendisine tebliğ edilmediğini, kararın gerekçesiz olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; dava konusu 1 29... parsel sayılı 11.082, 65... miktarlı tarla nitelikli taşınmazın 20.01.2006 tarihli toplulaştırma işlemi ile davalılar murisi .... adına kayıtlı olduğu, taşınmazın evveliyatını oluşturan 1 11... parselin davalıların murisi .... adına tespit edildiği, 111 parselin kadastro tutanağının 03.03.1976 tarihinde ve 187 parselin kadastro tutanağının 24.01.1977 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 16.02.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.