Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/5012 K.2025/3812
1. Hukuk Dairesi 2024/5012 E. , 2025/3812 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1256 E., 2024/1148 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/224 E., 2021/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı Hazine vekili ve dahili davalı DSİ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesinde bulunan ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen yaklaşık 9.0 00... yüz ölçümündeki taşınmazın öncesinde davacının dedesi .... zilyetliğinde iken yaklaşık 40 yıl önce zilyetliğinin davacıya devredildiğini, taşınmazın yaklaşık 40 yıldır davacı tarafından kullanıldığını, sebze ve meyve tarımı yapılarak ağaçlandırıldığını ancak kadastro sırasında çay ve dere yatağı olarak tescil harici bırakıldığını, taşınmazın sınırında bulunan tapulama harici yerler hakkında açılan tescil davalarının kabul edildiğini ileri sürerek yaklaşık 9.0 00... ’lik taşınmazın davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, davacının senetsizden edindiği taşınmazların araştırılması gerektiğini, davacının dava konusu yerde hiçbir hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini, taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinden davaya konu taşınmazın yerinin anlaşılamadığını, davalı İdarenin yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın koordinatlı kadastro çapının dilekçe ekinde tebliğ edilmemesi nedeniyle taşınmaz hakkında yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamadığını, davacı iddiasını destekler herhangi bir delilin sunulmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın çay ve dere yatağı olarak tapulama harici bırakıldığını, emsal kararlara göre böyle bir yerin imar-ihya edilmesinin olanaklı olmadığını, taşınmazın 4373 sayılı Taşkınlara Ve Su Baskınlarına Karşı Korunma Kanunu kapsamında kalan yerlerden olması halinde özel mülkiyete konu olamayacağını, Kanunun aradığı edinme şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 1926 tarihli kadastro çalışmaları sırasında dere vasfı ile tescil harici bırakıldığı, kamuya tahsis edilen yerlerden olmadığı, yapılan keşif ve düzenlenen bilirkişi raporlarına göre davacı tarafından 20 yıldan fazla meyve ağaçları dikilmek ve ekim - dikim yapılmak suretiyle tarım arazisi olarak kullanıldığı, dere yatağı vasfını yitirdiği, su baskını ile yağışlara maruz kalmadığı ve aktif dere yatağının etki alanında bulunmadığı, imar - ihyasının dava tarihinden 20 yıldan fazla süre önce en az 1992 yılında tamamlandığı, çevresinde birden fazla özel mülkiyete konu tescilli taşınmaz bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 8.478, 58... yerin aynı adada son parsel numarası almak suretiyle davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı Hazine vekili ve dahili davalı DSİ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ...nehir yatağının terk ettiği yerlerden olan davaya konu taşınmazın nehir yatağının değişmesi nedeniyle ortaya çıkan nehir terkinin bir daha eski yatağına dönmediği, davacının taşınmazı 1992 yılında imar ve ihya çalışmaları ile kapama meyve bahçesine dönüştürdüğü, davaya konu yerin imar planı dışında kaldığı, toplanan delillere göre davacının dava konusu taşınmazı imar - ihya ederek 1992'li yıllardan dava tarihine kadar kullandığının ispatlandığı gerekçesiyle davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın dere yatağı taşkın sahası içinde kaldığını, şayet dere yatağı taşkın sahası içinde kalmadığı düşünülmekte ise imar-ihya şartlarının oluşmaması nedeniyle davanın reddedilmesi gerektiğini, derenin taşkın ve etki alanı altında bulunan böyle bir yerin edinilmesinin olanaklı olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Dahili davalı DSİ vekili temyiz dilekçesinde; çay ve dere yatağı niteliğindeki taşınmazların imar - ihya edilmesinin olanaklı olmadığını, 4373 sayılı Kanun kapsamında kalan yerlerin özel mülkiyete konu olamayacağını, taşınmaz tescili mümkün olan yerlerden olsa dahi davacı lehine Kanunun aradığı şartların gerçekleşmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf talepleri yönünden İstinaf Mahkemesince değerlendirme yapılmadığını, taşınmazın muhdesatlarla birlikte değeri olan 593.500,60 TL üzerinden nispi harca hükmedildiğini, ancak davanın niteliğine göre taşınmazın arz değeri üzerinden nispi harç alınması gerektiğini belirterek kararın düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 8.478, 58... taşınmaz bölümünün 1926 yılında Fransızlar tarafından oluşturulan kadastro paftasında tescil harici eski ... yatağı içerisinde bulunduğu, davanın 01.10.2019 tarihinde imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili, dahili davalı DSİ vekili ve davacı vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekili, dahili davalı DSİ vekili ve davacı vekilinin temyiz taleplerinin reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı vekiline yükletilmesine, davalılar Hazine ve DSİ harçtan muaf olduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.