Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3539 K.2025/3828

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3539 📋 K. 2025/3828 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3539 E.  ,  2025/3828 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2843 E., 2024/705 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/41 E., 2022/234 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 4 77... parsel sayılı taşınmazın davalı ve aynı zamanda davacının kardeşi ...'ye verilen ... ... Noterliğinin 13.12.1996 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletname ile davacının bilgisi ve rızası dışında 20.11.2018 tarihinde 205.000 TL bedel karşılığında davalı ...'a satış suretiyle temlik edildiğini, bilahare yine davacının bilgisi ve rızası dışında 29.11.2018 tarihinde ... tarafından davalı ...'a 207.000 TL bedel karşılığında satış suretiyle temlik edildiğini ve son olarak davalı ... tarafından 13.05.2019 tarihinde davalı ...'nin oğlu ...'ye 210.000 TL bedel karşılığında satış suretiyle temlik edildiğini, ilk temlikin vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle, sonraki devirlerin ise muvazaalı ve kötüniyetli olarak gerçekleştirildiğini, davalı ... ve davacı arasında birçok dava ve icra takibinin bulunduğunu, bu kapsamda söz konusu taşınmazın satışı konusunda vekile bir talimat verilmediğinin açık olduğunu ileri sürerek çekişmeli taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalı ...'nin 1991 yılında ... Bankası ... Şubesinden kredi çektiğini, 3 yıl sonra ödeme sıkıntısı çekilmesi üzerine bankanın davalı ...'ye karşı icra takibine giriştiğini, dava konusu taşınmazın da bu süreçte ... Bankası ile davalı ... arasında bir icra takibi bulunması nedeniyle 1997 yılında davacı adına tapuya tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın bedelinin davalı ... tarafından ödendiğini, bilahare davacı ...'nin davalı ...'ye taşınmazın tüm kullanım ve satış yetkilerini içeren ve dava dilekçesinde bahsi geçen vekaletnameyi çıkardığını, davalının bahsi geçen dava konusu taşınmazı diğer davalı ...'a satıp bir süre sonra geri aldığı 7 aylık ara dönem haricinde 23 yıldan beri ailesi ile kullanmakta olduğunu, dava dilekçesinde belirtilenin aksine davalı ...'un davalı ...'nin kızı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazda hiçbir hakkı bulunmadığını, buna karşılık eldeki davadan feragat etmek için davalılardan 400.000 TL talep ettiğini, taşınmazın satın alındığı 1996 yılında davacının işsiz olduğunu ve taşınmazı satın alabilecek malvarlığına sahip olmadığını, davalı ...'ın dava konusu taşınmazı gerçekten satın aldığını ancak satış bedelini ödemekte güçlüğe düşmesi üzerine davalı ... ile diğer davalılar arasında anlaşmaya varılarak taşınmazın geri alındığını, süreç boyu dava konusu taşınmaza ait tüm vergiler ile yaptırılan tüm sigortaların davalı ... tarafından ödendiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı ... ile aralarında imzalanan 25.11.2018 tarihli sözleşme kapsamında dava konusu taşınmazı 207.000 TL bedelle yatırım amaçlı satın aldığını, bedelin 100.000 TL'sinin nakit, kalanının taksitlerle ödenmesinin kararlaştırıldığını, peşin tutarı ve ilk taksidi ödedikten sonra ödeme güçlüğü yaşaması üzerine diğer davalılarla uzlaşarak taşınmazı davalı ...'ye satış suretiyle temlik ettiğini, davacı tarafından ileri sürülen diğer konularda bilgi sahibi olmadığını belirterek davanın kendisi yönünden reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2020 tarih ve 2019/2 06... /309 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlıyken 20.11.2018 tarihinde davalı ...'a, davalı ... tarafından 29.11.2018 tarihinde davalı ...'a ve son olarak 13.05.2019 tarihinde davalı ...'ye satış suretiyle temlik edildiği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından davalı ...'ın taşınmazı alacak gücünün bulunmadığı, taşınmazın bedelinin davalı ... tarafından ödendiği, bilahare davalı ...'ın kızı ... ile eşinin taşınmazı parasını ödeyerek satın aldıkları, sonrasında maddi sebeplerden taşınmazın davalı ...'a sattıkları, ... ödeme güçlüğü yaşaması üzerine taşınmazın davalı ...'e devredildiği, tarafsız tanık konumundaki Hakan'ın beyanına göre de taşınmazın davalı ... adına alındığı ve 1997 yılından beri onun tarafından kullanıldığı, bu haliyle taraflar arasında vekalet ilişkisi değil inançlı işlem ilişkisinin bulunduğu belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2020 tarih ve 2019/2 06... /309 Karar sayılı kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2022 tarih ve 2021/10 63... /66 Karar sayılı kararıyla; eldeki davada davalının cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında dava konusu taşınmazın davalı ...'ın borçları nedeniyle davacı adına tescil edildiğinin ve bu nedenle davacının vekaletname verdiğinin, dava konusu temlikin de bu vekaletnameye istinaden yapıldığının ileri sürüldüğü, bu kapsamda davalı tarafça taşınmazın satışının vekalet yetkisi kapsamında yapılmadığının ikrar edildiği ve taşınmazın kendisine ait olduğunu kanıtlama yükümlülüğünün vakıayı ileri süren davalıya ait olduğu, davalının davacı ile arasında inançlı işlem bulunduğu iddiasını kanıtlamaya elverişli yazılı delil ya da delil başlangıcı ibraz edemediği bununla birlikte yemin deliline dayanıldığı ancak İlk Derece Mahkemesince yemin delilinin hatırlatılmaksızın sonuca gidildiği, hâl böyle olunca İlk Derece Mahkemesince davalıya yemin teklifinin hatırlatılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
3. Bölge Adliye Mahkemesinin kararı sonrasında İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açtığı davada davalının inançlı işlem savunmasında bulunarak ispat yükünü üzerine aldığı ancak iddiasını kesin delille ispat edemediği, davalılar arasındaki devirlerin ise iş ve eylem birliği içerisinde muvazaalı olduğu belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 18.01.2022 tarih ve 2021/10 63... /66 Karar sayılı kararda belirtilen hususlar ışığında eldeki davada ispat yükünün inançlı işlem savunmasında bulunan davalıya ait olduğu, İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı sonrasında davalıya yemin teklifi hakkının hatırlatıldığı, davalı tarafın yemin teklif etmediği, bu kapsamda mevcut delil durumuna göre davalı tarafın inançlı işlem iddiasını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirtilerek davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı ve davalı ...'ın kardeş olduğunu, kardeşler arasındaki işlemlerin senetle ispat zorunluluğunun istisnasını oluşturduğunu, bu hallerde uyuşmazlık konusunda tanık dinlenmesinin önünde bir engel bulunmadığını, İlk Derece Mahkemesince verilen ilk kararda tanık beyanları ve ödeme belgelerine itibar edilerek davanın reddine karar verildiğini, söz konusu kararın hukuka uygun olduğunu, dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından alındığını, bu kapsamda taşınmazın önceki maliklerine çek vasıtasıyla ödeme yapıldığını, o dönemde davalı ... hakkında icra takipleri bulunması nedeniyle taşınmazın davacı adına tescil edildiğini buna karşılık davacının da taşınmazın satışına ilişkin vekaletnameyi davalı ...'a verdiğini, temlikin de bu kapsamda yapıldığını, bu hususların dosya kapsamındaki belgeler ve tanık beyanları ile ispatlandığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescili isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, ... Noterliğinin 13.12.1996 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde bulunan tüm taşınmazlarını dilediği bedel ve şartlarda satışı hususunda davalı ...'yi vekil olarak tayin ettiği, çekişme konusu 4 77... parsel sayılı taşınmaz davacı adına kayıtlı iken 20.11.2018 tarihinde davacıya vekaleten ... tarafından davalı ...'a 205.000 TL bedelle, davalı ... tarafından 29.11.2018 tarihinde davalı ...'a 207.000 TL bedelle, son olarak davalı ... tarafından 13.05.2019 tarihinde davalı ...'ye 210.000 TL bedelle satış suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ..., ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden davalılar ..., ... ve ...'den ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.