Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1313 K.2025/3816

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1313 📋 K. 2025/3816 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1313 E.  ,  2025/3816 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/79 E., 2024/32 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve sınırları dava dilekçesinde belirtilen 2.328, 18... yüz ölçümlü taşınmazın 1940'lı yıllardan beri davacı ve babası tarafından malik sıfatı ile kullanıldığını, babası ..'e de kendi miras bırakanlarından kaldığını, emek ve masraf yapılarak imar-ihya edildiğini ve 1960 senesine kadar kuru hububat tarımı yapıldığını, sonrasında ise davacı tarafından ev ve ağıl yapılmak ve günlük ihtiyaçları giderecek şekilde meyve ve sebze ekilmek suretiyle tasarruf edildiğini, vergilerinin yatırıldığını ancak kadastro sırasında fark edilmeyerek tespit harici bırakıldığını, komşu taşınmazların davacı ve akrabalarına ait olduğunu ileri sürerek dava dilekçesine ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2.328, 18... yüz ölçümlü arazinin davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup kazanımının mümkün olmadığını, kazanım koşullarının gerçekleşmediğini, komşu tutanakların uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuş, taşınmazın Hazine adına tescilini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı İdarenin husumetinin bulunmadığını, davanın süresinde açılmadığını, imar planına dahil olan alanların kazanılmasının söz konusu olmadığını, kazanım koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.03.2018 tarihli ve 2015/1 94... /84 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro tespitinin 1957 yılında kesinleştiği, davacının taşınmazı dava tarihinden önce 20 yıldan daha uzun süre eklemeli zilyetlikle ekonomik yarar sağlamak amacıyla malik sıfatıyla kullandığı, ziraat bilirkişi raporuna göre taşınmazın uzun yıllardır kültür-tarım arazisi niteliğinde olduğu ve imar-ihyasının tamamlanmış olduğu, imar kapsamı dışında olduğu ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olmadığı, hava fotoğraflarından imar-ihyasının 1980'li yıllarda tamamlanmış olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 09.11.2017 tarihli ek bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.328, 18... taşınmazın tarla vasfı ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli ve 2019/231 Esas, 2019/411 Karar sayılı kararı ile davaya konu taşınmaz hakkında kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 18.01.2022 tarihli ve 2021/37 05... /360 karar sayılı kararıyla; dosyada bulunan hava fotoğraflarının orman bilirkişisi tarafından incelendiği ve hüküm vermeye elverişli olmadığı, ayrıca tek ziraat bilirkişisinden alınan raporun soyut nitelikte olup hüküm vermeye elverişli olmadığı, öncelikle taşınmaza ait en eski ortofoto, uydu fotoğrafları ve en az 3 adet stereoskopik hava fotoğrafı getirilerek yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve 3 jeodezi mühendisi, 3 ziraatçı, 1 inşaatçı ve 1 fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınması, ziraat mühendisi, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişilerden bozma ilanında detaylıca belirtildiği şekilde inceleme içeren rapor alınması, inşaat bilirkişisine taşınmazda bulunan evin ne zaman yapıldığının tespit ettirilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının 1957 yılında yapıldığı, taşınmazın tespit dışı bırakıldığı, davacının babası tarafından 1960 yılından itibaren kullanılageldiği, 1970'li yıllarda vefat ettiği ve taşınmazın irsen intikal ve taksim suretiyle davacıya isabet ettiği, davacının 1975'li yıllarda içerisine ev yaptırdığı, çeşitli meyve ağaçları diktiği, hava fotoğrafları ve memleket haritası dikkate alındığında taşınmazın beyaz fonda açıklık alanda olduğu, imar-ihyanın 1975'li yıllarda bitirildiği, taşınmazın imar planı dışında kaldığı, usulüne uygun zilyetlik araştırmasının yapıldığı, tescil engelinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen 2.328, 18... taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde öngörülen şartların oluşmadığını, taşınmazın imar planı içerisinde kalıp kalmadığının araştırılmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, taşınmaz üzerinde ev ve sera gibi yapılar bulunsa da bunların tek başına iktisap için yeterli olmadığını, kazanım için taşınmazın tarım arazisi haline getirilmesinin gerektiğini, yine sadece ağaç dikmenin imar-ihya sayılamayacağını, bilirkişi raporlarının eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile hazırlandığını, davacının önceki zilyetlerden geçişleri somut belgeyle kanıtlaması gerektiğini, davacının senetsizden ediniminin araştırılmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu taşınmazın 1956 yılında başlayıp 1957 yılında kesinleşen kadastro çalışmalarında tespit harici bırakıldığı, davanın imar-ihya ve eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak 20.04.2015 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
492 sayılı Harçlar Kanunu'nun değişik 13. maddesinin "j" bendi gereğince temyiz eden davalı Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.