Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1666 K.2025/3814

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1666 📋 K. 2025/3814 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1666 E.  ,  2025/3814 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1146 E., 2024/98 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/111 E., 2023/95 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesinde 1 04... ve 10 parsel sayılı taşınmazlar arasında yer alan yaklaşık 1.5 00... taşınmaz bölümünün 11 parsel malikleri olan davacılara ait olmasına rağmen 10 parsel sayılı taşınmaza katılarak davalı ... adına tespit edildiğini, davalının tespit sonrasında davaya konu kısmı da içerisine alan 10 parsel sayılı taşınmazı kötü niyetli olarak dava açılmasının önüne geçmek için yakın akrabası bulunan diğer davalı ...'na devrettiğini, davaya konu taşınmazın uzun zamandır davacıların mirasbırakanının ve ölümü sonrasında davacıların zilyetliğinde bulunduğunu, davalı ...'in dava konusu kısmın ... ait olmadığını bilerek üzerinde hiç zilyetliğinin bulunmadığı bu taşınmazı yakın akrabasından satış değerinin çok altında bir değerle satın aldığını, davalı ...'in de taşınmazını halen kullandığını ileri sürerek davaya konu 1.5 00... taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile eşit hisselerle davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın davalı ...’a murisinden intikalen gelip 40 yıl önce rızai taksimle davalı hissesine düştüğünü, çok uzun süredir davalının zilyetliğinde olduğunu, davalı ...'in diğer davalı ...'na taşınmazı kendi aralarındaki iç ilişkiden dolayı devrettiğini ve devrin muvazaalı olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.10.2019 tarihli ve 2017/140 Esas, 2019/103 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne, davaya konu 1 04... parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.029, 51... ’lik kısmının tapusunun iptali ile 1 04... parsel sayılı taşınmaza eklenerek ... mirasçıları olan davacılar adına miras payları oranında tesciline karar verilmiştir.
Davacılar vekilinin istinaf talebi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli ve 2020/532 Esas, 2020/11 Karar sayılı kararıyla; yapılan keşifte davacı vekiline talep ettiği yerin neresi olduğunun sorulmadığı, yalnızca yerel bilirkişi ve tanıkların beyanının alındığı, bu kişilerin de bir sınır belirtip belirtmediklerinin keşif tutanağından anlaşılamadığı, düzenlenen teknik bilirkişi raporuna davacı vekili tarafından süresinde itiraz edildiği, mevcut haliyle davacıların talep ettiği 1.5 00... alanın keşifte usulünce belirlenmediği, öte yandan çekişmeli taşınmaza yönelik Mahkemenin 2013/104 Esas sayılı dosyasında taşınmazın bir kısmının ... adına tesciline karar verildiği ve kararın onandığı, davaya konu taşınmaz usulünce belirlenmediği için anılan yargılamaya konu kısım içerisinde kalıp kalmadığının anlaşılamadığı, bu nedenle öncelikle 2013/104 Esas sayılı dava dosyası getirilerek farklı bir fen bilirkişi ile keşif yapılması, davacı tarafın talep ettiği 1.5 00... ’lik kısmın ölçtürülmesi, yerel bilirkişi ve tanıkların davacının talep ettiği yerden farklı bir yer göstermesi halinde de bu kısmın ölçülmesi, dava konusu alanın 2013/104 Esas sayılı dosyaya konu kısımla çakışması halinde ...’a dava dilekçesi ve duruşma günü gönderilerek taraf haline getirilmesi ve toplanacak tüm delillerin sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu 1 04... parsel sayılı taşınmazın Mahkemenin 2013/104 Esas sayılı dava dosyasında hükmen ifraz edilerek 90... parsellere ayrıldığı, davacıların iddiasına konu ve tanıkların gösterdiği alanın teknik bilirkişi raporunda (C) ve (D) harfleri ile belirtildiği ve 91 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre taşınmazların davacılar murisi ...'ın babası .. ... tarafından çocukları arasında taksim edildiği, buna göre dava konusu alanın davacılar murisi ...’e verildiği ve onun zilyetliğinde olduğu, ölümünden sonra davacılar tarafından kullanıldığı, davalıların yakın akraba oldukları ve dava konusu taşınmazın davalı ... tarafından kullanılmadığı, devir işleminin muvazaalı olduğu, davalı ...’ın dava konusu taşınmaza malik olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu 1 04... parsel sayılı taşınmazın 12.01.2023 havale tarihli teknik bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 923, 92... ve (D) harfi ile gösterilen 135, 47... olmak üzere toplam 1.059, 39... ’lik kısmının tapu kaydının iptali ve ifrazıyla davacılara ait 1 04... parsel sayılı taşınmaza eklenerek miras bırakan ...’ın mirasçılık belgesindeki hisseleri oranında davacılar adına tesciline, kalan kısımların davalı ... üzerinde bırakılmasına, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamından, çekişmeli taşınmazların kök muris ... ...’tan kaldığı, kök murisin sağlığında yapmış olduğu paylaşımda çekişmeli taşınmaz bölümünün davacılar murisi ..’e bağışlandığı, bu tarihten sonra da davacıların zilyetliğinde kaldığı, pasif husumetin dava ehliyeti olup yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması gerektiği, davalı ...'ın tapu kayıt maliki olmaması nedeniyle davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi ile bunun sonucu olarak davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmen kabulü kısmen reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacılar adına tescil edilmesi gereken alanın sınırlarının dar ve yüz ölçümünün düşük hesaplandığını, davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş ve lehine vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının haksız olduğunu, Mahkemece kaldırma kararı öncesinde verilen ilk kararın davalılarca istinaf edilmediğini ve davacı taraf yararına usuli kazanılmış hak doğduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davaya konu 1 04... parsel sayılı taşınmazın irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 25.06.2007 tarihinde davalı ... adına tespit edildiği, kadastro tespitinin 04.10.2007 tarihinde kesinleştiği, taşınmazın kayden 01.07.2009 tarihinde diğer davalı ...'na satıldığı, davanın 25.09.2017 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davacılar, dava konusu taşınmazın hatalı kadastro tespiti ile davalı ... adına tespit edildiğini, adı geçen davalı tarafından davalı ...'e yapılan temlikin ise muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil talep etmişlerdir. Bu kapsamda eldeki davada davacıların davayı, dava konusu taşınmazı tespit maliki İsmet ile durumu bildiğinden ve iyi niyetli olmadığından bahisle son kayıt maliki davalı ...'e yöneltmesinde isabetsizlik bulunmayıp bu durum, talebin özünden doğan biçimsel bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Zira, davalılar arasındaki el ve iş birliğinin belirlenmesi ve davalı kayıt maliki ya da kayıt maliki olmuş ara malikler arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetinin açıklığa kavuşturulması açısından ara maliklere de husumet yöneltilmesi olayın daha iyi aydınlatılması ve ispatı ile yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından gereklidir. Bu itibarla, Mahkemece davalı ... yönünden tapu kayıt maliki olmadığı gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilerek davacılar aleyhine vekalet ücretine hükmedilmiş olması yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde isabetsizdir.
Ayrıca İlk Derece Mahkemesince kaldırma kararı öncesinde 17.10.2019 tarihinde kurulan hükümle davanın kabulüne karar verilmiş, davalılar yargılama giderlerinden birlikte sorumlu tutulmuş ve bu hüküm davalı ... tarafından istinafa konu edilmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli ve 2021/2-668 Esas, 2023/191 Karar sayılı ilamında da açıklandığı gibi bir mahkeme kararını kanun yoluna getirmeyen taraf hakkında “kararı bu haliyle benimsemiş olduğu” sonucuna ulaşılır ve bu durum karar lehine olan için usuli müktesep hak oluştururken, karar aleyhine olan kimse için de bir katlanma yükümlülüğü meydana getirir. Somut olayda, yukarıda husumete ilişkin olarak yapılan açıklamalar yanında İlk Derece Mahkemesince verilen ilk hükmün davalı ... tarafından istinaf edilmemesi nedeniyle davacı lehine usuli müktesep hak meydana geldiği de gözden kaçırılmıştır.
Ne var ki, bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacılar vekilinin temyiz itirazının değinilen yönden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının
A. İlk paragrafında yer alan "Davanın kısmen kabulüne-kısmen reddine" ifadesi çıkartılarak yerine "davanın kabulüne" ifadesinin yazılması,
B. 1 numaralı bendinin tamamen çıkarılması,
C. 2 numaralı bendinde yer alan "Davalı ... yönünden" ifadesinin tamamen çıkarılması,
D. 5, 6 ve 7 numaralı bentlerinde yer alan "davalı ...'ndan" ifadelerinin çıkarılarak yerine "davalılardan" ifadesinin eklenmesi,
E. 8 numaralı bendinin tamamen çıkarılması,
suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.