Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3201 K.2025/3788

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3201 📋 K. 2025/3788 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3201 E.  ,  2025/3788 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 20.11.2024
SAYISI : 2022/2205 E., 2024/1867 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/374 E., 2022/264 K.
Bölge Adliye Mahkemesinin ek kararı ve asıl kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilip Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; muris ....'ın 1346 parsel sayılı taşınmazdaki 1/2 payını 08.04.1981 tarihinde davalı ... ve ..., kalan 1/2 payını ise 28.12.1984 tarihinde davalı ... ve ... hibe ettiğini, ... de payına düşen kısımdan . ve .., ..... tarafından da aynı payın . kızı olan davalı ...'e devredildiğini, devir işlemlerinin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğunu, ancak sadece muris tarafından .. ve ...’e yapılan satış şeklindeki tasarruflar ile satış neticesinde ...’e intikal etmiş olan 67 50... ’lik paydan bu şahıs tarafından kardeşi .. yapılmış olan 10 00... ’lik miktar ile ... yapılmış olan 57 50... ’lik kısımların dava konusu edildiğini ileri sürerek çekişmeye konu taşınmazın davalılar adına olan tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tesciline, olmadığı takdirde bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; aynı taşınmazlara ilişkin dava dışı mirasçı .. ... tarafından açılmış olan davanın reddine karar verildiğini ve kesinleştiğini, dava konusu 1/2 payın muristen değil 3. kişiden alındığını, davacıya da taşınmaz verilerek paylaştırma yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, murisin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla hareket etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın davalı ... yönünden devir bağış olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddine, muris tarafından diğer davalılar ..., ... ve ... lehine yapılmış bir tasarruf işlemi bulunmadığından davanın pasif husumetten reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine 20.11.2024 tarihli ek karar ile kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili asıl kararın temyizinde, davalı ... ve ...’in yargılama sırasında öldüğünü, mirasçıların davaya dahil edilmediğini, sadece satış ve sonrasındaki temliklerin dava konusu edildiğini, davalıların o dönem küçük olup bedelin muris tarafından ödendiğini, kararın kesin olarak verilmesinin doğru olmadığını; ek kararın temyizinde ise raporda belirtilen değerlerin kesinlik sınırının üstünde olduğunu, hem usul hem de esas bakımından hatalı karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris 1922 doğumlu ... ...’ın 04.11.1987 tarihinde öldüğü, geride çocukları davacı ..., davalılar ..., .. ve ... ile dava dışı ..., .., ... ve çocukları ... ile ...’in mirasçılarının mirasçı olarak kaldığı, dava konusu 1346 parsel sayılı 34.0 00... miktarlı tarla nitelikli taşınmazın 1/2 payının muris ... ve 1/2 payının ... ... adına kayıtlı olduğu, murisin, adına kayıtlı payı 28.12.1984 tarihinde bağış akdi ile oğulları ... ve ...’e eşit payla temlik ettiği, murisin kardeşi ...’in, adına kayıtlı payı 08.04.1981 tarihinde satış suretiyle eşit payla ... ve ...’e temlik ettiği, taşınmazın 11.05.1992 tarihinde ifrazı ile 3524, 35 25... parselin oluştuğu, 35 25... parselde ...’in 1/4 payını 28.06.2005 tarihinde ...’e temlik ettiği, ...’in ise 3525 parselde 2/4 paydan 11/45 payını ipka ile 23/90 payını ...’in kızı ...’e temlik ettiği, 3526 parselde ise 5/18 payını ipka ile 4/18 payını ...’e temlik ettiği, 35 25... parselin 17.04.2014 tarihli imar işlemi ile 632 68... ve 632 40... parsel sayılı taşınmazlara gittiği ve davalılar adına paylar oluştuğu anlaşılmaktadır.
Temyiz konusu değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin temyiz talebinin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli ek kararına yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1.b bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Hemen belirtilmelidir ki, pay oranında açılan muris muvazaası hukuki nedenine dayalı davalarda davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı, aynı şekilde davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı takdirde dava değerinin, ihtiyari dava arkadaşı olan her bir davalıdan talep edilen paya isabet eden değer olacağı da kuşkusuzdur.
Somut olayda; dava konusu güncel imar parselleri üzerinden hesaplama yapılmamakla birlikte geldisi olan 35 26... parsel sayılı tarla nitelikli taşınmazların dava tarihi itibariyle keşfen belirlenen değerinin her bir 1/4 payı (6.7 50... ) üzerinden davacının 16/144 miras payına isabet eden değer 123.750 TL olup anılan değerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 04.06.2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik ek 1. maddesinin 2. fıkrası uyarınca dava tarihi olan 2020 yılı itibari ile temyiz kesinlik sınırı olan 72.070 TL’nin üzerinde olduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekir.
Davacı vekilinin asıl karara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Murisin gerçekte bedelinin ödeyip üçüncü kişiden satın aldığı taşınmazları mirastan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak tapu siciline yarar sağlamak istediği kişi adına tescil ettirmesi hâlinde, diğer bir deyişle bedeli ödenerek "gizli bağış" şeklinde gerçekleştirilen işlemler hakkında 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının bağlayıcılığı yoktur. Bunun yanı sıra, karara yorum yoluyla gizli bağış iddialarına yönelik olarak uygulama imkânı sağlanamayacağı; koşulları var ise tenkis istenebileceği Hukuk Genel Kurulunun 30.12.1992 tarihli, 586/782; 21.09.1994 tarihli, 248/538; 21.12.1994 tarihli, 667/856; 11.10.1995 tarihli, 1995/1608 sayılı kararlarında belirtilmiş; Dairenin yargısal uygulaması da bu doğrultuda kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda; davacı tarafça yalnızca ... ... tarafından davalılar ... ve ...’e yapılan 08.04.1981 tarihli satışa ilişkin talepte bulunulduğu, cevaba cevap dilekçesinde de murisin yaşı küçük çocukları adına aldığı taşınmazı adlarına kaydettirdiğinin iddia edildiği, davalı ...’e muris tarafından yapılan bağış akdinin dava konusu olmadığı, ... tarafından davalı ...’e yapılan sonraki temlikteki paya ilişkin istekte bulunulduğu, davacının yargılama süresince tenkis talebinin bulunmadığı gözetildiğinde dava konusu edilen edilen paya yönelik 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın somut olayda uygulanma olanağı bulunmadığından bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması gerekirken yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki, anılan hususun giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/4 hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile; Bölge Adliye Mahkemesince verilen 20.11.2024 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
Davacının değinilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan 25.09.2024 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.