Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3458 K.2025/3809

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3458 📋 K. 2025/3809 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3458 E.  ,  2025/3809 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/896 E., 2023/1499 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/129 E., 2023/104 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; tarafların mirasbırakan ...'ın mirasçıları olduğunu, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 2 43... parsel sayılı taşınmazın davacı ...'a, 2 43... parsel sayılı taşınmazın da davalı ...'ye isabet ettiğini, 2 43... parsel üzerinde bulunan kargir evin her ikisi tarafından kullanılacağını, kadastro tespiti sırasında ev ile ilgili olarak bu hususun tapuya şerh edildiğini, taksim sırasında 58... parsel sayılı taşınmazların üst tarafında kalan belirli bir bölümün taraflarca ortak kullanım alanı olarak bırakılmasına karar verildiğini ancak tespit sırasında davacının hazır bulunmaması nedeniyle bu alan ayrılmaksızın tespit yapıldığını, böylece tarafların müşterek olarak malik bulundukları 59 parsel üzerindeki evin arazisi ve yine harici taksim anlaşmasına göre ortak kullanıma terk edilmesi gereken alanın her iki parsele dahil edildiğini, 59 parseldeki evin alt tarafından 2-3 metre kadar bir mesafeden başlayacak bir sınırdan itibaren yola kadar bulunan bir alanın ortak kullanım alanı olarak belirlenmesi gerektiğini ileri sürerek keşif mahallinde gösterilecek alanın ayrı bir parsel numarası ile taraflar adına müştereken tescilini talep etmiş, yargılama sırasında sunduğu 11.08.2021 tarihli dilekçe ile 58 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tescil talebinden feragat etmiş, teknik bilirkişi raporunda gösterilen 718, 06... taşınmaz bölümünün ortak kullanım alanı olduğunun belirlenerek ayrı bir parsel numarası verilmek suretiyle tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; mirasbırakandan kalan taşınmazları 5 kardeş arasında taksim ettiklerini, buna göre dava konusu 59 parsel sayılı taşınmazın adına kaydedildiğini, 59 parselde bulunan evin müşterek olarak beyanlar hanesinde gösterildiğini, evin müştereken kullanıldığını, taksim yapıldıktan sonra 59 parsel üzerinde bulunan eve ek olarak odunluk ve tadilat yaptırıp bahçesini düzelttiğini, davacının bu konulara bugüne kadar herhangi bir itirazının bulunmadığını, 10 yılın bitmesine yakın açılan davanın kötü niyetli olduğunu, taşınmazların 2005 yılından bu yana taksime göre kullanıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.09.2021 tarihli ve 2021/ 36... /339 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakan tarafından yapılan paylaşımda taşınmazın davalıya bırakıldığı, evin 1 katının davalı tarafından kullanıldığı, tapunun beyanlar hanesinde de şerh bulunduğu, davanın açılış tarihi de dikkate alındığında tarafların babalarının vefatından sonra taksime ilişkin itirazlarının olmadığı, davacının asıl iddiasının kadastro tespitinden önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescile ilişkin olmayıp kullandığı 1. kat için ortak kullanım alanı verilmesine ve tesciline ilişkin olduğu, 58 parselin davacıya 59 parselin davalıya verildiğinin dosya kapsamı itibariyle sabit olduğu ve tarafların kardeşleri olan ...'ın, babalarının ortak kullanım için alan belirlemediğini, ileride anlaşmazlık çıkacağını düşünerek alt katı kullanan davacıya evin bitişiğinde ve arka taraftaki 58 parseli anlaşmazlık çıktığında arkadan kapı açarak kullanması amacıyla verdiğini belirttiği, iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2022/ 76... /318 Karar sayılı kararıyla; mirasbırakanın sağlığında yaptığı belirtilen ve hukuken bağış niteliğinde olan taksimde davacıya taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın sadece 1. katını mı yoksa 1. katı ile birlikte evin önünde bulunan alanı birlikte bağışlayıp bağışlamadığı, bağışlamış ise taşınmaz ve muhdesatın zilyetliğini teslim edip etmediği, taşınmazı vefat tarihi olan 2004 yılına kadar murisin kullanıp kullanmadığı, bağışlamamış yahut bağışlamakla birlikte zilyetliğini devretmemişse mirasçılar arasında yöntemince terekenin taksim edilip edilmediği ve muhdesat ile birlikte teknik bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen alanın taksim neticesinde kime isabet ettiği hususlarında yeterli beyan alınmadığı, murisin terekesinde başka mallar bulunup bulunmadığı araştırılarak bu taşınmazların tutanak ve dayanaklarının getirtilmesi, daha sonra yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan muhdesatın murisin sağlığında çocuklarına bağışlanıp bağışlanmadığı, bağışlanmışsa muhdesat ile taşınmazın arzını farklı mirasçılara bağışlayıp bağışlamadığı, zilyetliğini teslim edip etmediği, taşınmazın ve muhdesatın kim tarafından ne şekilde kullanıldığı, muris tarafından bağışlanmaması halinde tüm mirasçıların katılımı ile paylaşılıp-paylaşılmadığı, paylaşılmışsa muhdesat ile taşınmaz arzının ne suretle kullanıldığı, kadastro tespit tarihine kadar taksimin bozulup bozulmadığı, taksimin davacıların yokluğunda yapılması halinde rıza gösterip göstermedikleri hususları aydınlatılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; mirasbırakan tarafından taşınmaz paylaşım yapıldığı hususunun taraflarca kabul edildiği, davaya konu evin kim tarafından kullanılacağının mirasbırakan vefat ettikten sonra oğulları tarafından belirlendiği, ev paylaşıldıktan sonra 58... sayılı parsellerin paylaşımının tamamlandığı, davacının asıl iddiasının kadastro tespitinden önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescile ilişkin olmayıp kullandığı 1. kat için ortak kullanım alanı (geçit hakkı) talebi olduğu, mirasbırakan tarafından eve ilişkin yapılan bir paylaşım bulunmamakla birlikte sağlığında bu evin kendisi tarafından mesken olarak kullanıldığı, 59 parsel sayılı taşınmaz yönünden mirasbırakan tarafından ortak kullanım alanı belirlenmediği gibi taraflarca da ortak tescil yapılmasını gerektirir bir paylaşım yapılmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taşınmazın mirasbırakandan gelmekle birlikte vefatı üzerine mirasçılar arasında yapılan taksim neticesinde 59 parsel sayılı taşınmazın davalıya kaldığının anlaşılmasına göre kadastro öncesi tapusuz olup menkul niteliğinde olan taşınmaz bölümünün kök murisin terekesinden çıktığının belirlenmesi karşısında Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı tanığı ...'ın paylaşım yapılırken evin ön tarafının evi kullananlar için ortak kullanım alanı olarak belirlendiğini beyan ettiğini, diğer tanıkların da bu alanın ortak kullanımda olduğunu doğruladığını, evin taksiminin mirasbırakanın ölümünden sonra kadastrodan önce yapıldığını, evin önündeki alanın harman olarak tabir edilen ve yol olarak ihtilafsız kullanılan yer olduğunu, evin kullanılması için bu alanın kullanılması zorunlu olup ortak kullanıldığının davalının da kabulünde olduğunu, taksimi yapan tarafların mutlak suretle evin önündeki alanın da kullanılacağını bildiklerini, arka taraftan kapı açılması halinde dahi yine 59 parselin kullanılacağını, buna göre evin işgal ettiği alanın 59 parselden ayrı bir parsel numarasına sahip olması gerektiğini, davacının yolu olmayan evi temlik almasının olağan olmadığını, taraflarca bu durum açıkça gündeme alınmamış olsa dahi ortak kullanım alanının harici sözleşme kapsamında olduğunun kabulünün zorunlu olduğunu, gerekçenin hatalı olduğunu, iddianın kadastro öncesinde yapılan taksime ilişkin olduğunu, evin arazinin bütünleyici parçası olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; 2 43... parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı ... adına, davaya konu 2 43... parsel sayılı taşınmazın ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına 23.09.2008 tarihinde tespit edildiği, 59 parselin tutanağında parsel üzerindeki 2004 yılında yapılan kargir evin ... ve ...'lara ait olduğu beyanına yer verildiği, kadastro tespitinin 15.05.2009 tarihinde kesinleştiği, davanın 14.05.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.