Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3309 K.2025/3811

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3309 📋 K. 2025/3811 📅 18.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3309 E.  ,  2025/3811 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2300 E., 2024/2618 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karaman 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/124 E., 2023/129 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının babası ...'tan kalan 2695 parsel sayılı taşınmazın tapuda sehven davalı ... adına tescil edildiğini, davalı ...’ın yaşlılığı ve okuma-yazma bilmemesi nedeniyle kendi hissesi ile birlikte hatalı kaydedilen bu hisseyi de yanlışlıkla davalı ...’a bedelsiz olarak devrettiğini, bu hususun ...'ın kabulünde olduğunu, davalı ...'ın durumu kabul etmediğini ve kendisine para verilmeden tapu hissesini davacıya vermeyeceğini beyan ettiğini, dava konusu hissenin üzerinde, davacının doğduğundan beri ikamet ettiği iki evi, ambarı, tuvaleti ve müştemilatının bulunduğunu ileri sürerek davalı ... adına kayıtlı 18/96 payın tapusunun iptali ile davacı adına kayıt ve tescilini, devir ve intikal işlemlerini yaptırmak üzere davacıya yetki ve izin verilmesini, dava konusu edilen yapı ve inşaatların mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiğini, dava dilekçesinde belirtilen evler ve müştemilatın davacıya ait olduğunu, kendi hissesini satarken hatalı olarak davacıya babasından kalan 18/96 hisseyi de davalı ...'a sehven devrettiğini, davalı ...'ın durumu bildiğini ve kabul ettiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; tarafların yakın akraba olduğunu, satış işleminin davalılarca birlikte gerçekleştirildiğini, davalı ...'ın okuma-yazma bilmemesi nedeniyle hata yaptığı yönündeki iddiaların dayanaksız olduğunu, taşınmazın davalının babası tarafından diğer davalı ...'tan iki parça halinde satın alındığını, bir parçasının davalı ... adına diğer parçasının ise 3 kız çocuğu adına kaydettirildiğini, taşınmazda çok az payı bulunan davacının bu durumu kötüye kullanarak taşınmaz üzerindeki yapıyı genişlettiğini ve bu hususta davalı ve kardeşleri tarafından uyarıldığını, satışın üzerinden 22 yıl geçtikten sonra açılan davanın dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, dava dilekçesinde açıkça hukuki sebep belirtilmediği gibi 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hile hukuki nedenine dayalı olduğu, davacı tarafça yemin deliline dayanıldığı, davalıların usulüne uygun olarak yemin ettiği, davalı ...'ın okuma-yazma bilmediği ve hata ile satış yaptığı iddia olunmuş ise de resmi senette satış bedelinin alındığının beyan edildiği, resmi senede karşılık aynı kuvvette başka bir delil sunulmadığı, davalı ...'ın davanın başından itibaren davayı kabul ettiği, hatalı olduğu ileri sürülen satışa karşı hukuki yollara başvurulmadığı ve itiraz edilmediğine dair bilgi ve belge sunulmadığı, yemin kesin delil niteliğinde olsa da davalı ...'ın yeminine itibar edilmeyerek davalı ...'ın yemini doğrultusunda satış işleminde hile olmadığı kanaatinin oluştuğu, bu hususun yemin kesin delili ile kanıtlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kendi murisi ...'a ait hissenin babası adına tespit görmesi gerekirken ... adına tescil edildiğini ve davalı ...'ın da bu hisseyi diğer davalıya hataen sattığını ileri sürdüğü, davanın kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğu, davaya konu taşınmazın kadastro tespitinin 18.03.1969 tarihinde kesinleştiği, davanın hak düşürücü süreden sonra 18.08.2022 tarihinde açıldığı, ayrıca davalı ... tarafından diğer davalıya devredilen hisseye ilişkin hata hukuki nedenine dayalı davada davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçelerle davanın reddi gerekirken, yanılgılı bir şekilde esasa ilişkin nedenlerle davanın reddine karar verildiği; bu sebeple davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın gerekçesinde yapılan hatanın düzeltilmesi için hükmün kaldırılmasına karar verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, Mahkeme kararının gerekçesi düzeltilerek yeniden hüküm tesisine, davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarlamış, davalı ...'ın davayı kabul ettiğinin dikkate alınmadığını, İstinaf Mahkemesince inceleme yapılmadığını, davanın dosya içerisindeki delillerle kanıtlandığını, maddi-manevi tazminat ve davanın terditli olduğunun dikkate alınmadığını, vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, davacının iddialarının kanıtlandığını, İlk Derece Mahkemesinin iş yoğunluğu ve personel yetersizliği nedeniyle dosyayı yeterince inceleyemediğini, delillerin toplanmadığını, amca-yeğen olan taraflar arasında taşınmazın bölünememesi ve güvene dayalı akrabalık nedeniyle tapunun davalılar üzerinde kaldığını, yeminin usulüne uygun yaptırılmadığını, mahkemede telkinde bulunulması nedeniyle davalı tarafın yalan yere yemin ettiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; kadastro çalışmaları sırasında davaya konu 2695 parsel sayılı taşınmazın .lil ... ... babasından intikalen ve taksimen kalmış olup kendisinin 30 yıllık zilyetliğindeyken ölümü ile çocukları ... ... ..., .... ....ve ...'ı terk ettiği, .. ve ... hisselerini ...'a sattıkları, ... satın aldığı iki hisseyi eşi ... ...'a sattığı, ... ...'ıın ölümüyle çocukları ... ... ... ve ... ... terk ettiği, ... ölümüyle eşi .. ve çocukları ... ..., .., ... .., ..., .. ... ve ...'ı terk ettiği, .., eşi .. aldığı iki hisseyi 1959 yılında çocukları ..., .. ... ve ...'a sattığı, ... ve ... ... hisselerini 1960 yılında ...'a sattıkları, halen adı geçen mirasçıların zilyetliğinde olduğu belirtilerek 29.09.1964 tarihinde 12/96'şar payla .. ... ... ve .. .., 3/96 payla ... ..., 6/96 payla .. ..., 25/96 payla ..., 19/96'şar payla ... ... ve ... adına tespit edildiği, ... tarafından yapılan itirazın 04.12.1965 tarihli komisyon kararıyla reddedildiği, kadastro tespitinin 18.03.1969 tarihinde kesinleştiği, .. ... 19/96 payını 06.11.2012 tarihinde kızları E...i, ... ve ... sattığı, ...'ın 19/96 payını 23.11.2000 tarihinde .. oğlu davalı ...'a sattığı, ... 3/96 payını 09.08.1977 tarihinde ... ...'a, ... ... da bu payı 21.09.1982 tarihinde davacının babası ...'a sattığı, ...'ın mevcut 25/96 hissesi ile ...'den satın aldığı 3/96 hisse olmak üzere toplam 28/96 hissesini 03.07.2014 tarihinde dava dışı ... ... ölünceye kadar bakma akdi ile devrettiği, taşınmazdaki 3/96 ... payının 28.11.2012 tarihinde davalı ...'a intikal ettiği ve .. adına kayıtlı bu 3/ 96... .11.2012 tarihinde davacı ...'e satış suretiyle devredildiği, davanın 18.08.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabul edildiği belirtildikten sonra hüküm fıkrasında maddi hata nedeniyle başvurusunun reddedildiğine dair ifadeye yer verilmiş olsa da netice itibarıyla gerekçeye uygun olarak işlem yapıldığı gözetilmekle davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Harç davacıdan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.