Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2413 K.2025/3775
1. Hukuk Dairesi 2025/2413 E. , 2025/3775 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1846 E., 2024/1652 K.
BİRLEŞTİRİLEN 2019/119 ESAS SAYILI DAVADA
BİRLEŞTİRİLEN 2019/120 ESAS SAYILI DAVADA
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/28 E., 2023/179 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü mevkiinde bulunan 1 20... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların 23.01.1939 tarihli tapu kaydı ile müvekkillerinin babaları olan muris ... adına kayıtlı olmasına rağmen, yapılan kadastro çalışmaları sırasında muris ...’ya ait 23.01.1939 tarihli tapu kaydının uygulama dışı tutularak taşınmazların senetsizden davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, ayrıca taşınmazların bir kısım davalılar ile davacıların murisi ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazlarda ... mirasçıları dışında hiçbir kimsenin tek başına zilyetliğinin bulunmadığını, davacıların her birinin muris babaları ...'nun taşınmazlarına veraset ilamındaki payları nispetinde malik olduğunu ileri sürerek taşınmazların tapu kaydının iptali ile veraset ilamındaki payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar ..., ..., ..., ... ve ... tarafından davalılar ..., .. ..., ... ... mirasçıları ..., ..., ... ... ve ... aleyhine kadastro öncesine nedene dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığı, dosyanın Mahkemenin 2018/277 Esasına kaydedildiği, sonrasında Mahkemece 22.05.2019 tarihli ön inceleme duruşmasında; davacılar ile davalı ... arasında dava konusu 1 20... parsel sayılı taşınmaz yönünden dosyanın tefrik edilerek 2019/119 Esasa kaydedildiği, yine davacılar ile davalı ... ve ... arasında dava konusu 1 20... parsel sayılı taşınmaz yönünden dosyanın tefrik edilerek 2019/120 Esasa kaydedildiği, tefrik edilen bu davaların daha sonra tekrar 2018/277 Esas sayılı dava dosyası üzerinde birleştirildiği anlaşılmıştır.
II. CEVAP
Davalılar ..., ... ve ... cevap dilekçesinde özetle; davacılardan ... tarafından 1 20... ve 3 parseller yönünden ... ve ... aleyhine 2009 yılında ... Asliye Hukuk Mahkemesinde (2009/198 Esas) dava açıldığını ve Mahkemece davanın reddine karar verildiğini, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 09.06.2016 tarih ve 2009/1284 Esas, 2016/6485 Karar sayılı kararıyla onandığını, dolayısıyla dava konusu taşınmazlardan 1 20... ve 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden kesin hüküm söz konusu olduğunu, kadastro tespiti ile taşınmazların hukuka uygun olarak ... ve ... adına tescil edildiğini öne sürerek bu taşınmazlar yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.12.2020 tarihli ve 2018/277 Esas, 2020/243 Karar sayılı kararı ile; bir kısım davalılarca kesin hüküm teşkil ettiği iddia edilen Mahkemenin 13.03.2013 tarih ve 2009/138 Esas, 2013/132 Karar sayılı ilamının tarafları ve konusunun aynı olmadığı anlaşıldığından kesin hükmün varlığına yönelik usule ilişkin itirazın yerinde görülmediği, dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 20... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespit tutanaklarının 28.04.20 06... .05.2006 tarihleri arasında 30 gün süre ile askı ilanına çıkarıldığı, tutanakların 30.05.2006 tarihinde kesinleştiğini, dolayısı ile 10 yıllık hak düşürücü sürenin 30.05.2006 tarihinde başladığı ve 30.05.2016 tarihinde son bulduğu, davacılar vekilinin ise davayı 10.11.2018 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açtığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların reddine ve dava konusu 1 20... parsel sayılı taşınmazda da dava tarihi itibariyle davalı ...’nun malik olmadığının anlaşıldığından bu davalı yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. Kaldırma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 29.12.2022 tarihli ve 2022/1822 Esas, 2022/2656 Karar sayılı kararıyla; davacıların vekilleri aracılığıyla verdikleri dava dilekçesi ile murisleri .. oğlu ... adına kayıtlı 23.01.1939 tarihli ve 6 cilt, 312 sayfa sayılı tapu kaydı ve zilyetliğe dayalı olarak 1 20... , 2, 3 parsellerin miras payları oranında tapu kaydının iptalleri ile adlarına tescili istemiyle açtıkları davada 22.05.2019 tarihli ön inceleme duruşmasının düzenlendiği ve tahkikat aşamasına geçildiği, davacılar vekilinin 11.11.2020 tarihli duruşmaya mazeret bildirerek katılmadıkları, mazeret Mahkemece kabul edilmesine rağmen usul hukukunda bulunmayan yöntemle duruşma gün ve saatinin UYAP’tan öğrenilmesine karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı vekili takip eden duruşmaya da mazeret bildirdiği, bu kez Mahkemece belgelendirilmediği gerekçesiyle mazeretin reddine karar verilerek ve davalı tarafın da davayı takip etmemesi karşısında davanın hak düşürücü süre ve pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 138. maddesi uyarınca dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verilebilir ise de bu hususun dilekçeler teatisi aşamasında ve ön inceleme duruşmasından önce veya taraflar dinlenmek suretiyle ön inceleme duruşmasında verilmesi gerektiği, tahkikat aşamasına geçilmesi halinde duruşmaların takip edilmesi zorunluluğu bulunduğundan tarafların gelmemesi halinde dava şartlarına aykırılık yönünden re'sen karar verilemeyeceği, Mahkemece ön inceleme duruşmasında anılan yönden karar verilmediği ve tahkikat aşamasına geçildiği, dosya arasında tahkikat duruşmasına ilişkin 6100 sayılı Kanun'un 147. maddesi uyarınca taraflara duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri, tahkikatın sona erdiği duruşmada sözlü yargılamaya geçileceği, sözlü yargılama için duruşmanın ertelenmesi hâlinde taraflara ayrıca davetiye gönderilmeyeceği ve 150. madde hükmü saklı kalmak kaydıyla yokluklarında hüküm verileceğine ilişkin ihtaratı içerir tebligat bulunmadığı, yasal düzenlemede yoklukta karar verilmesinin istisnası olarak 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesinin düzenlendiği, 6100 sayılı Kanun'un 150. maddesinde de usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan taraflar duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verileceğine ilişkin hükmün Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin (Kapatılan) 2017/524 Esas, 2018/4926 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere, emredici nitelikte usul kuralı niteliğinde ve buna riayet edilmemesi de kamu düzeni ile ilgili olduğundan, Mahkemece 16.12.2020 tarihli tahkikat duruşmasında taraflarca takip edilmeyen dosyanın yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına ve işlemden kaldırılma kararının da hukuki dinlenilme hakkı kapsamında davacıya bildirilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın hak düşürücü süre ve pasif husumet yokluğundan usulden ret kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
B. Kaldırma Kararından Sonra İlk Derece Mahkemesince Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 20... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro ve tapu kayıtları incelendiğinde taşınmazın 31.05.2006 tarihli tesis kadastrosu ile müteveffa ... ... adına tescil edildiği, aynı yer 1 20... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro ve tapu kayıtları incelendiğinde taşınmazın 31.05.2006 tarihli tesis kadastrosu ile davalılardan ... adına tescil edildiği, bir diğer dava konusu 1 20... parsel sayılı taşınmaza ilişkin kadastro ve tapu kayıtları incelendiğinde taşınmazın 31.05.2006 tarihli tesis kadastrosu ile müteveffa ... adına tescil edildiği, söz konusu taşınmazın 12.10.2018 tarihinde 1/2 hissesinin davalı ...'ya 1/2 hissesinin ise ...'ya satıldığı, eldeki davanın davacı vekilince 10.11.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmakla her ne kadar davacılar vekilince dava konusu taşınmazların murisleri tarafından kendilerine miras hisseleri oranında intikal etmesi gerektiği, kadastro tespitinde dava konusu yerlerin haksız olarak davalılar adına tescil edildiği iddia edilmiş ise de dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... köyü 1 20... , 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tespitten önceki haklara dayalı olarak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesine göre on yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılması gerektiği halde davacılar vekili tarafından 2018 tarihinde tescil talebinde bulunulduğu yani her üç taşınmaz açısından da 2006 kesinleşme tarihli kadastro tespitinden 10 yıllık süre geçtikten sonra tescil talebinde bulunularak davanın açıldığı anlaşılmakla davacılar tarafından asıl ve birleştirilen davalar yönünden açılan davaların hak düşürücü süre sebebiyle usulden reddine; ayrıca dava konusu taşınmazlardan 1 20... parsel sayılı taşınmaz tesis kadastrosu ile müteveffa ... adına tescil edilmiş ise de söz konusu taşınmazın 12.10.2018 tarihinde yani dava açılmadan önce diğer davalı ... ve ...'ya satıldığı, dava tarihi itibariyle müteveffa ...'nun söz konusu taşınmazın maliki bulunmadığı belirlendiğinden yargılama sürecinde ölen ...'nun davaya dahil edilen mirasçıları açısından açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinin 31.05.2006 tarihinde kesinleştiği, eldeki davaların ise 10.11.2018 tarihinde açıldığı, buna göre, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, birleştirilen ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/120 Esas sayılı dosyası yönünden ise dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce 12.10.2018 tarihinde satıldığı, ... ve ... adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından ... mirasçıları yönünden pasif husumet yokluğu gerekçesiyle verilen kararın da dosya kapsamına uygun olduğu, netice itibariyle İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka ve kamu düzenine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın dayanağının muris ... adına sabit sınırlı tapu kaydının gizlenerek çifte tapu alınması olduğunu, muris ...'nun mirasının taksim edilmediğini, mirasçıların bağımsız zilyetliklerinin bulunmadığını, bir taşınmaz malın bir payının veya bir parçasının olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılabilmesi için tapu sicinde kayıtlı olmaması gerektiğini, tapu sicilinde kayıtlı bir taşınmazın ikinci defa tapu siciline kaydının mümkün olmadığını, dolayısıyla İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinin aksine 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinin somut davada uygulanma olanağının olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; ... ili, ... ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 1 20... parsel sayılı 2.402,77 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile "Kerpiç iki ev ambar ve arsa" vasfıyla ... oğlu ... ... adına senetsizden; 1 20... parsel sayılı 4.997,18 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile "Kerpiç ev ahır ve arsası" vasfıyla ... oğlu ... adına senetsizden, 1 20... parsel sayılı 6.891,77 metrekare yüz ölçümündeki taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile "Kerpiç ev ahır samanlık ambar ve arsası" vasfıyla ... oğlu ... adına senetsizden tespit ve tescil edildiği, 1 20... parsel sayılı taşınmazın bilahare 12.10.2018 tarihinde ... ve ...'ya satılarak bu kişiler adına tapuda kayden intikal ettirildiği, dava konusu taşınmazların askı ilanlarının 28.04.2006-30.05.2006 tarihlerinde yapıldığı ve itiraz edilmeksizin kadastronun 31.05.2006 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 10.11.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.