Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2543 K.2025/3743
1. Hukuk Dairesi 2025/2543 E. , 2025/3743 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/130 E., 2025/203 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Pazarcık 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/486 E., 2024/35 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçesinde; davalıların murisi ile davacı arasında 11.11.1993 tarihli köy senedine dayalı olarak hukuki ilişkiye konu 2 91... parsel sayılı taşınmazın o zamanki parayla 40 milyon TL karşılığında davacıya satıldığını, ancak taşınmazın davalıların murisi adına kaydedildiğini, daha sonra mirasçılardan ... tarafından müdahalenin meni davası açıldığını, dosyanın halen derdest olduğunu, mirasçı .... dava konusu taşınmazın satıldığını bile bile, aradan uzun süre geçmesine rağmen dava açtığını belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazın bedelinin davalılardan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; satış sözleşmesindeki imzayı kabul etmediklerini, kadastro tespitinin 1994 yılında kesinleştiğini hak düşürücü sürenin geçtiğini öne sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleştirilen davanın tapu iptali ve tescil talepleri yönünden ayrı ayrı (hak düşürücü süreye uğradıktan sonra açılmış olmaları nedeniyle) usulden reddine, asıl davanın ve birleştirilen davanın tazminat talepleri hakkında HMK'nın 111/2. hükmü gereğince ayrı ayrı karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süreden sonra açıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacının zilyetlik süresi göz önünde bulundurularak eklemeli zilyelik ile davacının adına tesciline karar verilmesini, davacının alım gücü olmadığı tespitinin doğru olmadığını, zilyetliğin devam etmesi nedeniyle zamanaşımının işlemeyeceğini, asıl talepleri olarak tapunun iptali ve tescilini, mümkün olmaması halinde sebepsiz zenginleşme nedeniyle uyarlama sonucu hesaplanan paranın faiziyle iadesini talep ettiklerini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu Kahramanmaraş ili, ... ilçesi, .... Mahallesi eski 1 14... parsel (yeni 2 91... parsel) sayılı taşınmaz "kargir ev ve arsası" vasfıyla senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile ... adına 14.05.1993 tespit ve 16.06.1994 tarihinde tescil edilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 16.06.1994 tarihi ile eldeki davanın açıldığı 18.11.2019 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olduğundan yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2022 tarih ve 2020/(16)1-691 Esas, 2022/1680 Karar sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere, hak düşürücü sürenin hukuki niteliği uyarınca mülkiyet hakkının özünün ortadan kalkmasına, diğer bir anlatımla davacının malvarlığı üzerindeki hakkı hak düşürücü süre nedeniyle ortadan kalktıktan sonra açtığı davada tazminat hakkına da sahip olamayacağına göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi