Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2112 K.2025/3774

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2112 📋 K. 2025/3774 📅 17.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2112 E.  ,  2025/3774 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/803 E., 2023/1202 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan çekişmeli 1 01... parsel, 1 03... , 43... parsel, 1 07... , 23... parsel, 1 08... parsel, 1 10... parsel, 1 11... , 9 ve 11 parsel, 1 15... parsel, 1 26... parsel, 1 27... parsel, 1 28... ve 32 parsel, 1 30... parselin üst soydan intikal ettiğini, 2006 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde miras payı oranında mirasçılar adına tescil edilmesi gerekirken yolsuz olarak yalnızca davalı ... adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek davalı adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; tapu iptali talep edilen 17 taşınmazın müvekkili tarafından 3. kişilerden satın alındığını, taşınmazların tarafların dedeleri ile bir ilgisi bulunmadığını, 1 26... parsel sayılı taşınmazın ise aslen Mehmet Bilgiç isimli kişiye ait olup kadastro çalışmaları sırasından sehven müvekkil adına tespit ve tescil edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2018 tarihli ve 2017/55 Esas, 2018/287 Karar sayılı kararıyla; davada ispat yükünün davacı yanda olduğu, keşif sırasında ve 3 nolu celsede dinlenilen tüm tanık beyanlarından ve davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu satış belgelerinden, davalının dava konusu taşınmazları henüz tapusuz iken satın aldığı, davalının taşınmazların bir kısmının satın alındığına ilişkin adi yazılı satış belgeleri sunduğu, bir kısmına ait yazılı belge sunmadığı, ancak tapusuz taşınmazların devrinin herhangi bir şekil şartına haiz olmaksızın gerçekleştirilebileceği, davacının dava konusu taşımazların kök murislerden kaldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içerisinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 26.12.2019 tarih ve 2019/283 Esas, 2019/2113 Karar sayılı kararı ile; somut olayda davacı tarafından dava konusu taşınmazların kök muristen kaldığının ispat edilemediği, Yerel Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 14.06.2022 tarih ve 2021/4679 Esas, 2022/4802 Karar sayılı kararıyla; kadastro sonucunda ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 01... parsel, 1 03... , 43... parsel, 1 07... , 23... parsel, 1 08... parsel, 1 10... parsel, 1 11... , 9 ve 11 parsel, 1 15... parsel, 1 26... parsel, 1 27... parsel, 1 28... ve 32 parsel, 1 30... parsel sayılı taşınmazların irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile davalı adına tespit ve tescil edildiği, davacının, çekişmeli taşınmazların kök murislerine ait olduğunu, ölümüyle mirasçılarına intikal ettiğini iddia ederek eldeki davayı açtığı, davalının ise taşınmazın muristen gelmediğini 3. kişilerden satın aldığını savunduğu, Mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de davalının dayanmış olduğu satım senetleri mahallinde uygulanmadan eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği, hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için fen bilirkişisi, mahalli bilirkişiler ve davalı tanıklarının katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte dinlenilecek mahalli bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların öncesinde kime ait olduğu, tarafların müşterek murisi ...’dan intikalen gelip gelmediği, çekişmeli taşınmazlar tarafların müşterek murisinden intikalen geliyor ise murisin ölümünden sonra terekesinin mirasçıları arasında taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise ne zaman nerede kimlerin katılımı ile yapıldığı, taksime tüm mirasçılarının katılıp katılmadığı, katılmayanlar var ise bunların temsil edilip edilmedikleri ya da sonradan taksime icazet verip vermedikleri, taksim yapılmış ise çekişmeli taşınmazların kime isabet ettiği, kim ya da kimler tarafından ne kadar süredir ve ne şekilde kullanıldığı, çekişmeli taşınmazların davalının savunmasında belirttiği şekilde 3. kişilerden satın alınıp alınmadığı, alınmış ise kimden, ne zaman satın alındığı hususları sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanları arasında çelişki oluşması halinde yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmesine çalışılması, davalı tarafın dayandığı senetlerin ait olduğu her bir taşınmaz yönünden ayrı ayrı uygulanarak kapsamlarının yöntemince tayin edilmesi, taksime dair beyanların dosyaya getirtilecek olan murise ait taşınmazların tutanakları ve tapu kayıtları ile denetlenmesi; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığının gerekçeli kararda tartışılıp açıklanması; fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli rapor ve kroki alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu taşınmazların öncesinde tarafların murisleri ... ve ......'dan intikal ettiğini bildirerek hissesi oranında tapu iptali ve tescil isteminde bulunduğu, davalının ise taşınmazların kök murislere ait olmadığını, taşınmazları 3. kişilerden satın aldığını, bir taşınmazın ise sehven adına kaydedildiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, bozma ilamı uyarınca yeniden yapılan keşif sırasında dinlenilen davalı tanıklarının beyanlarından ve sunulan senet örneklerinden taşınmazların davalı tarafından üçüncü kişilerden satın alındığının ispat edildiği, taşınmazların murislerinden intikal ettiği hususunun ise ispat yükü üzerinde bulunan davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar davalı tarafından dava konusu taşınmazların muhtelif tarihlerde bir takım kişilerden satın alındığına dair belgeler sunulmuşsa da sunulan muhtar senetleri ve satış sözleşmelerinde bahsedilen taşınmazların dava konusu taşınmazlara tekabül edip etmediğinin tespiti için hazırlanan bilirkişi raporunda tüm senetlerin taşınmazlara uygulamasının yapılmadığını, dolayısıyla senetlerin bir kısmının hiçbir hüküm ifade etmediğini, ayrıca dava konusu taşınmaz sayısı 18 iken davalı tarafından sunulan satış sözleşmelerindeki taşınmaz sayısının 11 olduğunu, yani söz konusu sözleşmelerin dava konusu tüm taşınmazlara karşılık gelmediğini, sözleşmelerde satıcı konumunda yer alan kişilerin gerçekten sözleşmeye konu gayrimenkulü satmaya yetkili olup olmadığı, bu gayrimenkuller mirasa konu olmuşsa diğer mirasçıların aralarında fiili paylaşım yapıp yapmadıkları, yapmadılarsa bu satışa rıza gösterip göstermediklerinin de belli olmadığını, Mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmadığını, tanık beyanları, sözleşmeler ve davalı tarafın beyanlarının çelişkili olduğunu, 12.10.2023 tarihli keşifteki tanık beyanları ile 28.09.2017 tarihinde yapılan keşifteki beyanlar arasında ciddi çelişki olduğunu, gerek tanıkların/mahalli bilirkişilerin her iki keşifteki beyanları arasında gerekse dinlenilen bu kişilerin aynı taşınmazlar için birbirleri ile çelişen beyanlarının bulunması, yine bir takım taşınmazların davalının babasından kaldığı yönünde bazı beyanların da bulunduğu dikkate alındığında bu çelişkilere rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kadastro tutanaklarındaki bilirkişilerin dinlenilmediğini, bozma gerekçelerinin tamamı yerine getirilmeden hüküm kurulduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; ... ilçesi ... köyünde bulunan 1 01... parsel, 1 03... , 43... parsel, 1 07... , 23... parsel, 1 08... parsel, 1 10... parsel, 1 11... , 9 ve 11 parsel, 1 15... parsel, 1 26... parsel, 1 27... parsel, 1 28... ve 32 parsel, 1 30... parsel sayılı taşınmazların irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile davalı adına tespit ve tescil edildiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.