Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3475 K.2025/3753
1. Hukuk Dairesi 2025/3475 E. , 2025/3753 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/53 E., 2021/548 K.
Mahkeme kararı, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... ili, ... ilçesi, ... köyünde tapunun Nisan 13 26... cilt ve 5 sayfa, 52, 53, 54, 55 sıra numarasında kayıtlı olan taşınmazların davacının murisine ait olduğunu taksim neticesinde bahsi geçen taşınmazların davacının babası .....’a kaldığını, ....’ın ölümüyle taşınmazların davacının zilyetliğine geçtiğini, buna rağmen kadastro çalışmaları sırasında davacıya ait olan taşınmazların 829, 830, 831, 832, 833, 8 36... parsel numaraları ile üçüncü şahıslar adına tespit edildiğini, davacının kadastro tespitine yaptığı itiraz üzerine ... Kadastro Mahkemesinin 1994/37 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sonucunda taşınmazların tespit dışı bırakılmalarına karar verildiğini, taşınmazların 50 yıldan uzun bir süreden beri bilfiil davacının zilyetliğinde bulunduğunu belirterek dava konusu taşınmazların 2001 yılında Batman Barajı su havzası altında kalmasından ötürü mülkiyetinin davacı adına tespiti ile baraj gölü altında kalan taşınmazlar nedeniyle davacının uğramış olduğu maddi zararın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında davacının vefat etmesi üzerine mirasçıları davaya devam etmiştir.
II.CEVAP
Davalı Hazine, davanın reddini istemiştir.
Davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili; davalı İdarece dava konusu taşınmazlara el atılmadığını bu nedenle kamulaştırmasız el atmadan bahisle tazminat davası açılamayacağını, dava konusu taşınmazın tapu kaydına göre ve fiilen kuru tarla olduğunu, üzerinde herhangi bir muhdesat bulunmadığını, kamulaştırma işlemi kesinleştiği için mülkiyetin bir başkasına devrinin hukuken mümkün olmadığını, davanın süresinde açılmadığını belirterek reddini istemiştir.
Davalı ... Başkanlığı vekili; davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazla davalı Belediyenin ilgisi bulunmadığından husumet nedeni ile red kararı verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin 24.06.2011 tarihli ve 2004/242 Esas, 2011/359 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın su altında kalmadan önce yapılan bir keşif ya da delil tespiti bulunmadığından davanın reddine, birleştirilen davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 28.06.2012 tarihli ve 2012/9268 Esas, 2012/14432 Karar sayılı kararıyla; davanın mülkiyetin tespiti ve bilahare su altında kalan taşınmazın bedelinin tahsili istemine ilişkin olması sebebiyle öncelikle dava konusu taşınmazın malikinin kim olduğunun açıkça tespit edilmesi ve bu husustaki kararın kesinleşmesinden sonra tazminat davasının görülmesi gerektiği açıklanarak öncelikle su altında kalan taşınmazın mülkiyetinin kime ait olduğunun belirlenmesi için, açılan mülkiyetin tespiti davasının bu davadan ayrılıp ayrı bir esasa kayıt edilerek buna ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra tazminat davasının incelenerek karar verilmesi gerektiği düşünülmeden, bu iki talebin aynı davada görülerek yazılı şekilde hüküm kurulması ve dahili davalı ... ve birleştirilen davanın taraflarının karar başlığında gösterilmemesi hususları doğru görülmeyerek karar bozulmuş, DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin karar düzeltme istemi de reddedilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak 2013/169 Esas sayılı dava dosyasında yapılan yargılama sırasında Mahkemenin 03.12.2014 tarihli ara kararıyla; davacının mülkiyet tespitine ilişkin davasının tefrikine karar verilmiştir.
Mahkemece tefrik kararından sonra yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararıyla; dava konusu taşınmazın su altında kalması nedeniyle kamu emlakine dönüştüğü, böyle bir taşınmazın TMK'nın 715. maddesinde yazılı Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz niteliğinde olduğu, su altında kalması nedeniyle taşınmazın özel mülkiyet şeklinde tapu kütüğüne tescilinin olanaksız olduğu, davada taşınmaz su altında kalmadan önce toplanmış herhangi bir delil veya inceleme bulunmadığı, su altında kalmasından sonra toplanan delillere göre davanın kanıtlandığı sonucuna varılamayacağı, davacının dava konusu taşınmazın 1326 tarihli 52, 53, 54, 55 nolu tapu kaydının bulunduğu ve bu tapu kaydının içerisinde kaldığını beyan ettiği, bunun üzerine dosya bilirkişiye tevdii edilerek dava konusu dayanak tapu kaydının revizyon görüp görmediğinin tespitinin istenildiği, 27.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın ... Baraj suları altında kalan 53 numaralı kaydının 1 85... numaralı parsellere revizyon gördüğü, 52, 54... sıra numaralı parselleri ise dıştan içe çevreleyen çay sınırının okunmaması, kayıtlarda okunan şahıs tarlalarının mahalli bilirkişilerce bilinmemesi nedeniyle davacının iddiasını ispatlayamadığı, taşınmazın su altında kalmış olması nedeniyle delil toplanmamış bulunduğundan, davacı tarafından kazanıldığının kabul edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, hava fotoğrafları ile mahalli bilirkişi beyanları dikkate alındığında davanın ispatlandığının anlaşılacağını, zilyetlik konusunda yapılan araştırmanın yetersiz olduğunu, çekişmeli taşınmazın Kadastro Mahkemesinde davaya konu olduğunu, Mahkemece ancak taşınmaz su altında kaldıktan sonra keşfe gidildiğini, fen, jeodezi ve kadastro bilirkişisinin dosya arasında bulunan hava fotoğrafı ile ST haritasının dava konusu taşınmazı kapsamadığı yönünde rapor sunduğunu ancak dosyada çakıştırmaya dair bir grafik bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, mülkiyetin tespiti istemine ilişkindir.
... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 829, 830, 831, 832, 833, 8 36... parsel sayılı taşınmazlar Kadastro Mahkemesi kararı ile su altında kaldıklarından bahisle tespit harici bırakılmıştır.
Mahkemece yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş ise de dava dosyası ile tefrikten önce birleştirilen 2004/242 Esas sayılı dava dosyasının 28.01.2011 tarihli duruşma zaptında, dosya kapsamında keşif yapıldığı belirtilen 2010/177 Esas sayılı dava dosyası ile çekişmeli taşınmazların tespit harici bırakılmalarına karar verilen Kadastro Mahkemesinin 1994/37 Esas sayılı dava dosyası dosya arasına alınmamış, dosya arasında bulunan ilam suretine göre bu davaya davacı ...’nın asli müdahil olarak katıldığı gözardı edilmiş, davacı ... yargılama sırasında vefat etmesine rağmen karar başlığında gösterilmiş, bir taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süre ve niteliğini belirlemede en iyi yöntem olan hava fotoğraflarından usulünce yararlanılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle birleştirilen 2010/177 Esas sayılı dava dosyası ile çekişmeli taşınmazların tespit harici bırakılmalarına karar verilen Kadastro Mahkemesinin 1994/37 Esas sayılı dava dosyası titizlikle aranarak bulundukları yerlerden getirtilmeli, Kadastro Mahkemesi dosyasının davacı açısından kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı tartışılmalı, kesin hüküm oluşturmadığının anlaşılması halinde ise Mahkemece, dava konusu taşınmazların ve dava konusu taşınmazlara komşu parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanakları (denetime elverişli, birbirini takip eder ve okunaklı şekilde) ile dava konusu iseler dava dosyaları eksiksiz olarak getirtilmeli, Harita Genel Müdürlüğü WEB sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek taşınmazların bulunduğu bölgeyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik ve bindirmeli hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ise ilgili kurumlardan getirtilmeli, 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca davacı ve mirasbırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden ayrı ayrı sorularak varsa bu şekilde tespit edilen taşınmazların kesinleşme durumlarını da gösterir biçimde tespit tutanaklarının onaylı örnekleri, kesinleşmiş olanların kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, hükmen kesinleşenler bulunmakta ise tescil ilamları getirtilerek dosya içine konulmalı, taşınmaz bölümünün hangi tarihte sular altında kaldığı, bu yerle ilgili olarak taşınmazın su altında kalmadan önce film ve fotoğraflarının çekilip çekilmediği sorulmalı, tüm belge ve fotoğraflar dosya arasına getirtilmeli, nizalı taşınmazın daimi nitelikte sular altında kaldığı anlaşıldığından keşif yapılmasına gerek olmaksızın kadastro paftası üzerinde büro incelemesi yapılmalıdır.
Yapılacak büro incelemesi sırasında kadastro paftasından ve uydu fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle dayanak tapu kayıtları okunup hudutları mahalli bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için davacı tarafa tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bu şekilde tapu kaydının dava konusu taşınmazları köy, mevki ve hudutlar itibariyle kapsayıp kapsamadığı kesin olarak belirlenmelidir. Mahalli bilirkişiler ve taraf tanıklarından pafta üzerinden nizalı taşınmazın mevkii, sınırları, sınır komşuları, geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, edilmişse imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmelidir. Bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli; dosya jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye tevdi edilerek jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılmak suretiyle dava konusu taşınmazların sınırını ve niteliğini, taşınmazlarda imar-ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarihi ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor alınmalı, dava konusu taşınmazların konumunu hava ve uydu fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmelidir.
Ziraat mühendisinden taşınmazların su altında kaldığı da gözetilerek hava ve uydu fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, bitki örtüsünü, imar-ihyaya konu edilmişse özellikle imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır.
Fen bilirkişisine ise incelemeyi takibe ve kayıt uygulamasını denetlemeye elverişli, dava konusu taşınmazı komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor düzenlettirilmelidir.
Bundan sonra, toplanan ve toplanacak tüm delillere göre infazı kabil şekilde bir karar verilmesi gerekirken bu hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmiş olması isabetsizdir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
17.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.