Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3279 K.2025/3655

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3279 📋 K. 2025/3655 📅 15.09.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/3279 E.  ,  2025/3655 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/65 E., 2024/147 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Hazine vekili; .. ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan dava konusu 92 parsel sayılı taşınmazın 32... 'sinin kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığını, parsel üzerinde bulunan iki katlı yığma otel binasının 22, 00... 'lik kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde kalan 32... 'lik alan içerisinde bulunduğunu, yine bu parselin önüne isabet eden Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyının 159, 31... 'lik kısmının beton döşeme yapılmak suretiyle işgal edildiğini ileri sürerek dava konusu 92 parsel sayılı taşınmazın kıyı-kenar çizgisi içinde kalan 32... 'sinin tapu kaydının iptali ile taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı yığma otelin 22, 00... 'lik kısmının kal'ine, 92 parselin önüne isabet eden Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyının 159, 31... 'lik kısmına yapılan müdahalenin önlenmesine ve beton döşemenin kal'ine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemece; davanın kısmen kabulüyle 92 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisinin 10.03.2014 tarihli raporuna göre (B) harfi ve kırmızı renk ile gösterilen 28... 'lik kısmının tapusunun iptali ile kıyı olarak terkinine, fazlaya ilişkin talebin reddine, müdahalenin önlenmesi ve kal talebinin reddine karar verilmiş, kararın davacı Hazine vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince karar onanmıştır. Karara karşı süresi içinde davacı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 03.12.2020 tarihli ve 2020/3287 Esas, 2020/7834 Karar sayılı kararı ile; bilirkişi raporlarında müdahalenin önlenmesi talep edilen alanlar ve kal'i talep edilen yapılar yönünden yeterli bilgi ve inceleme olmadığı, Mahkemece davacının bu talepleri yönünden bir değerlendirme yapılmadığına değinilerek müdahalenin önlenmesi ve kal'i talep edilen yapılar yönünden, dava konusu taşınmazın bir kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığından iptaline karar verildiğinden, davalının tapu iptali ve terkin kararı öncesinde hukuken korunmaya değer hakları bulunduğu göz önünde tutularak, müdahalenin önlenmesi ve kal'i istenen yapıların bedeli depo ettirilmek suretiyle müdahalenin önlenmesi ve kal talepleri yönünden değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle karar düzeltme itirazlarının kısmen kabulü ile onama kararının müdahalenin önlenmesi ve kal talebi yönünden kaldırılmasına, bahsedilen gerekçeyle Mahkeme kararının bozulmasına, diğer karar düzeltme taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, davalı Şirketin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kısımlara müdahalesinin bulunduğu ve müdahaleye konu olan bu kısımların 03.02.2022 tarihli bilirkişi ek raporu ile de (D), (A), (B) ve (C) harfi ile gösterildiği, davalının bu kısımlara ilişkin müdahalesinin haksız olduğu gerekçesiyle (D), (A), (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısımlara ilişkin müdahalenin önlenmesi ile kal talebinin kabulüne; dava konu taşınmazın bir kısmının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı iddiasına dayalı tapu iptal davasının Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2020/3287 Esas, 2020/7834 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğinden davacının bu talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın kısmen usul ve yasaya aykırı olduğunu, eski 92 parsel sayılı taşınmazın 1984 tarihli Mahkeme kararındaki kıyı şeridinde kalan ve 1986 yılında zaten terk edilen 28. 00... 'lik alanın yeniden terk edilmesi suretiyle maddi hata yapıldığını, mükerrer terkin kararı verildiğini, müdahalenin önlenmesi ve kal talebi yönünden de yanlışların birbirini takip ettiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir
Davalı Şirket vekili temyiz dilekçesinde özetle; keşifte belirlenen kıyı-kenar çizgisinin hukuken bir değeri bulunmadığını, Şirkete ait otel binasına ilişkin bir kal kararı verilemeyeceğini, tapusu iptal edilen 28 metrekarelik alan içerisinde otel binası bulunmadığını, müdahalenin men’i ve kal kararının da usul ve yasaya aykırı olduğunu, depo kararı verilmeksizin kal kararı verildiğini, yapı kayıt belgelerinin sunulduğunu bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla Mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; çekişmeli taşınmazın kıyı-kenar çizgisine göre kıyıda kaldığı iddiasına dayalı tapu iptali-terkin, elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı Hazine vekili tarafından ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 92 parsel sayılı ve 1.189, 00... yüz ölçümlü taşınmazın bir kısmının kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı, yine bu parselin önüne isabet eden Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kıyının bir kısmının işgal edildiği ileri sürülerek tapu iptal-terkin, müdahalenin önlenmesi ve kal isteğiyle dava açıldığı, anılan taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22-a maddesi gereğince yenileme çalışmaları sonucu 16.02.2016 tarihinde 20 11... parsel ve 1.195,38 metrekare yüz ölçümlü olarak tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 43. ve 3621 sayılı Kıyı Yasası'nın 5. maddesine göre kıyılar; Devlet'in hüküm ve tasarrufu altındadır, herkesin eşit ve serbest olarak yararlanmasına açıktır. Deniz, göl ve akarsu kıyıları ile deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmakta, öncelikle kamu yararı gözetilir. 4. madde hükmüne göre Kıyı çizgisi: Deniz, tabii ve suni göl ve akarsularda, taşkın durumları dışında, suyun karaya değdiği noktaların birleşmesinden oluşan çizgi, Kıyı Kenar çizgisi: Kıyı çizgisinden sonraki kara yönünde su hareketlerinin oluşturulduğu kumluk, çakıllık, kayalık, taşlık, sazlık, bataklık ve benzeri alanların doğal sınır, Kıyı ise: Kıyı çizgisi ile kıyı kenar çizgisi arasındaki alandır. TMK'nın 999. maddesine göre de; özel mülkiyete tâbi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılan taşınmazlar, bunlara ilişkin tescili gerekli bir aynî hakkın kurulması söz konusu olmadıkça kütüğe kaydolunmaz, tapuya kayıtlı bir taşınmaz, kayda tâbi olmayan bir taşınmaza dönüşürse, tapu sicilinden çıkarılır.
Somut olaya gelince; davacı Hazine tarafından dava konusu (eski) 92 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak taşınmazın kıyı şeridi içinde, kumsal sahada kaldığı iddiası ile tapu iptal-terkin, müdahalenin önlenmesi ve kal istekli açılan davada yapılan yargılama sonunda Edremit Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/245 Esas, 1984/311 Karar sayılı kararıyla, çekişmeli taşınmazın alınan bilirkişi raporu ile kıyı-kenar çizgisi içinde kaldığı belirlenen 28... 'lik kısmının Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesiyle tapudan terkin kararı verildiği, verilen kararın derecattan geçerek kesinleşmesi ile söz konusu 28... 'lik kısmın tapudan terkin edildiği ve 92 parsel sayılı taşınmazın 1.189, 00... yüz ölçümüyle tescil edildiği kayden sabittir. Eldeki davanın ise yine davacı Hazine tarafından dava konusu 92 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı iddiası ile açıldığı, yapılan yargılama sonunda ise fen bilirkişisi ... .... 10.03.2014 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 28... 'lik (Asliye Hukuk Mahkemesinin 1984/245 Esas, 1984/311 Karar sayılı kararında kıyı kenar çizgisinde kaldığı belirlenen aynı yer) kısmın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle bu alana ilişkin yeniden tapu iptal-terkin kararı verildiği, verilen bu kararın da Yargıtay 8. Hukuk Dairesince onandığı, bilahare karar düzeltme talebi üzerine müdahalenin önlenmesi ve kal talebi yönünden bozma kararı verilmek suretiyle tapu iptal-terkine ilişkin olarak verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Sonucu itibariyle; dava konusu taşınmaza ilişkin yapılan kıyı-kenar incelemesi sonucu her iki davada da 28... 'lik kısmın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığına dair hüküm tesis edildiği ve verilen her iki kararın da kesinleştiği açıktır. Buna göre temyize konu kararda kıyı-kenar çizgisi içerisinde kalan kısmın tapusunun iptaline ilişkin davanın kesinleştiğinden bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair verilen kararda kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Öte yandan, Mahkemece davalı tarafın hukuken korunmaya değer bir hakkı bulunmadığı gerekçesiyle bir depo kararı verilmemesi de doğrudur.
Ne var ki, Mahkemece müdahalenin önlenmesi ve kal talebi yönünden yazılı şekilde karar verilmiş ise de dava konusu taşınmaza ilişkin olarak kıyı-kenar çizgisi yönünden inceleme yapıldığı, yukarıda bahsedilen kararlar ile 28 metrekarelik kısmın kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı belirlendiğine ve bu husus kesinleştiğine, başka bir ifadeyle belirlenen kıyı kenar çizgisi tarafları bağlayıcı hale geldiğine göre, eldeki davada mahallinde yapılan 01.03.2011 tarihli keşif neticesinde tespit edilen yeni kıyı-kenar çizgisi esas alınmak suretiyle bu çizginin deniz tarafında kalan dava konusu 92 parsel sayılı taşınmaz sınırları içindeki kısım yönünden de müdahalenin önlenmesi ve kal kararı verilmesi isabetsizdir.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmaz başında fen bilirkişisi eşliğinde yeniden keşif yapılması, 92 parsel sayılı ve 1.189, 00... yüz ölçümlü (yeni 20 11... parsel ve 1.195,38 metrekare yüz ölçümlü) taşınmazın mülkiyet sınırı dışında, taşınmaz önüne isabet eden Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan kıyı-kenar çizgisi içindeki yere ilişkin araştırma ve inceleme yapılması, bilirkişi tarafından hazırlanacak raporda bu alanın renkli olarak belirtilmesi, dava konusu taşınmazın mülkiyet sınırı dışında kalan tasarruflar ve yapılar yönünden müdahalenin önlenmesi ve kal kararı verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin değinilen yönlerden yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Temyiz eden davacı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın Edremit 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.