Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1826 K.2025/3690
1. Hukuk Dairesi 2024/1826 E. , 2025/3690 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/638 E., 2024/54 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Görele 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/781 E., 2022/431 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar; dava konusu .. ili, ... ilçesi, ....... Mahallesi 1 93... parsel sayılı taşınmazın kendileri ve davalıların ortak murisi olan ...’a ait olduğunu, ancak yapılan kadastro çalışmalarında hatalı olarak taşınmazın sadece davalılar adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
1. Asıl ve birleştirilen davalarda davalı ... (... oğlu); babası ...’ın ölmeden önce taşınmazlarını mirasçıları arasında taksim ettiğini, yapılan taksime göre taşınmazların erkek çocuklara kalacağının, kız çocuklarına ise miras paylarına karşılık nakdi ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, tüm mirasçıların bu duruma rıza gösterdiğini, diğer davalı ...’nin davacılara ve diğer kız kardeşlere miras payları karşılığında bir miktar para verdiğini, maddi durumu iyi olmadığı için kendisinin, babasının ölümünden sonra davacılar ..., .. ve ..’a miras paylarına karşılık olarak dana verdiğini, davacı ...’a da geçmiş dönemde 1.500,00 TL verdiğini, tüm mirasçıların uzun zamandır, yapılan taksimata göre kendi yerlerini kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Asıl ve birleştirilen davalarda davalı ...; davacılara yaklaşık 15 yıl önce miras paylarına karşılık olarak davacı kardeşleri ... ve ...’ye kişi başı 1.000,00'er TL ödediğini, yine davacılardan ...’ye ayrıca 15 yıldan daha önceki bir zamanda 500,00 TL verdiğini ve kendisine bir inek aldığını, bu nedenlerle davacıların dava konusu taşınmazda herhangi bir miras hakkının bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuş, asıl dava dosyasında yapılan yargılama sırasında, 16.01.2020 tarihli celsede davacıların miras payı kadar dava konusu taşınmazda hakkı olduğunu, davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
3. Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar ... (... oğlu), ., .....e, ... ve .... davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Görele 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.01.2020 tarihli 2019/120 Esas, 2020/31 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazın tarafların ortak murisi ...'tan intikal ettiği, ...'ın ölmeden 40 yıl kadar önce taksim yaptığı, ancak bu taksim sonucunda sadece davalılar ..., ... ve ...'a yer verdiği, bunun dışındaki hiçbir mirasçısına hiçbir yer vermediği, davacılara da yer vermediği, miras paylarına karşılık davacılara ne muris tarafından ne de davalı mirasçılar tarafından para veya karşılık başka bir şey verilmediği, davacıların miras paylarını davalılara satmadığı, davacıların taksime razı olmadığı, murisin ölümünden sonra da mirasçıların toplanıp yerleri taksim etmediği, taraflar arasında usulüne uygun geçerli bir taksim bulunmadığı, davalı ...’nin de 16.01.2020 tarihli celsede imzalı beyanı ile davacıların dava konusu taşınmazda miras hissesi kadar hakkı olduğunu, davayı kabul ettiğini, davacının davasında haklı olduğunu açıkça belirttiği, davacı tarafça iddianın ispat edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı ... (... oğlu) vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 21.10.2020 tarihli kararıyla; Mahkemece yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerin, dava konusu taşınmazın önceleri tarafların ortak murisi ...'a ait olduğunu, ...'ın ölmeden önce taşınmazı 3 oğlu ..., ... ve ... taksim ettiğini, bu taksimat yapılalı 40-44 sene geçtiğini, davalıların murisin vefat ettiği 35 yılı aşkın süredir taşınmazı çay bahçesi vasfıyla kullandıklarını beyan ettiklerini, davalıların savunmalarının kök muris tarafından sağlığında taşınmazlarının paylaştırıldığı yönünde olduğunu, muris tarafından sağlığında mirasçıları arasında yapılan paylaştırma işleminin esasen bağışlama hükmünde olup murisin tek taraflı irade açıklaması ile gerçekleştirebileceği ve mülkiyetin naklini sağlayabileceği bir işlem olduğu, bu işlemin geçerli olması ve hukuki sonuç doğurabilmesi için tüm mirasçıların ya da ileride mirasçı olma ihtimali bulunan kişilerin izin ve muvafakatine gerek bulunmadığı, tapusuz taşınmazlara ilişkin muris tarafından yapılan bu nitelikteki işlemlerin geçerliliğinin herhangi bir şekil şartına tâbi olmadığı, muris tarafından sağlığında paylaştırılarak zilyetlikleri teslim edilen ve bu yolla mülkiyetleri nakledilen tapusuz taşınmazların tereke malı olmaktan çıkacağı, bununla birlikte taşınmazın evveliyatı itibariyle tapusuz olması nedeniyle menkul mal hükmünde olduğu durumlarda, maliki tarafından zilyetliğinin devredilmesi şartıyla istediği şekilde ve istediği kişiye bağışlanabileceği ve satılabileceği, diğer bir anlatımla tapusuz taşınmazlarda muvazaa ya da mal kaçırma iddiası ileri sürülemeyeceğinden mirasçılar arasında adil olma ve tüm mirasçılarının paylarını gözetme gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, somut olayda muris ... tarafından yapılan paylaştırma işleminin de esasen bağışlama hükmünde olduğu, ancak Mahkemece yapılan bağışta zilyetliğin devredilip devredilmediğinin veya kısa elden teslim şartlarının oluşup oluşmadığının araştırılmadığı, eksik inceleme ile karar verildiği, bu durumda Mahkemece taşınmazın bağışından sonra zilyetliğinin devredilip devredilmediği, taşınmazı kimin kullandığı, davalı ile kök murisin aynı evde yaşayıp yaşamadıkları, murisin çocuklarının o tarihte nerede yaşadıkları ve kullanımın kim adına olduğu hususlarının mahalli bilirkişi ve tanıklardan sorularak araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine, eldeki dava ile dava dışı mirasçılar tarafından açılan Mahkemenin 2019/590 Esas ve 2019/645 Esas sayılı dava dosyaları birleştirilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın murise ait olduğu, murisin dava konusu taşınmazı oğullarına bağışlasa da ölümüne kadar zilyetliğini devretmediği ve bu nedenle bağışın geçerli olmayıp taşınmazın murisin terekesinden çıkmadığı, her ne kadar yalnızca kendisini bağlasa da davalı ...'ın, dava konusu taşınmazda davacıların da miras payının bulunduğu yönündeki asıl davadaki kabul beyanının da bu hususu desteklediği, öte yandan davalılar tarafından murisin ölümünden sonra da mirasçılar arasında geçerli bir taksimin bulunduğunun ispatlanamadığı, her ne kadar bir kısım davalılarca davacılara taşınmazlar karşılığında para ve inek verildiği savunulmuş ise de bunlar karşılığında davacıların miras paylarını davalılara sattığı ya da bu taksime razı olduklarının ispatlanamadığı, davacıların ve murisin taşınmaza 20 yıldan fazla bir süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyet olduğu, aynı kadastro çalışma alanında davacılar adına senetsizden tespit edilen taşınmazların sulu toprakta 40 dönüm kuru toprakta 100 dönüm miktar sınırlamasını aşmadığı, davacı tarafça iddianın ispat edildiği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... (... oğlu) vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadastro öncesinde tapusuz olan çekişmeli taşınmaz menkul mal hükmünde olduğundan taksim, paylaşım, bağış, satış, pay devri gibi işlemlerin tümünün herhangi bir şekil kuralına bağlı olmaksızın geçerli sayıldığı, zilyetliğin karşı tarafa teslim edilmesiyle birlikte mülkiyetin de karşı tarafa geçtiği, kaldı ki baba oğul ya da yakın hısımlar arasında yapılan işlemlerde teslimin kısa elden teslim yoluyla gerçekleşmesinin de mümkün olduğu, bu kapsamda, Daire kaldırma kararı sonrası alınan beyanlara göre murisin dava konusu taşınmazı oğlu ...'a bağışlayarak kısa elden teslim ettiğinin anlaşıldığı, taraflar baba oğul ve yakın hısım oldukları için kısa elden teslim yoluyla zilyetliğin ve mülkiyet hakkının devredildiğinin kabulünün gerektiği, bu nedenle davalı ... (... oğlu) yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu, kabule göre de Mahkemece oluşturulan hükmün pay/payda uyumsuzluğunun bulunduğu ve bu haliyle hükmün infazının mümkün olamayacağı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisi ile asıl ve birleştirilen davalarda davalı ... yönünden davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı asıl ve birleştirilen 2019/590 Esas sayılı davada davacılar vekili ve birleştirilen 2019/645 Esas sayılı davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Asıl ve birleştirilen 2019/590 Esas sayılı davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... yönünden davanın reddedilmesinin hatalı olduğunu, tüm dosya kapsamı dikkate alındığında murisin ölümü sırasında 14 yaşında olan davalı ...’ın taşınmazı kısa elden teslim suretiyle devraldığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığını, tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Birleştirilen 2019/645 Esas sayılı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; reddedilen kısım yönünden davalı ... lehine hükmedilen vekalet ücretinin hatalı olduğunu, davacının sadece ... ve ... mirasçılarını dava ettiği, ... oğlu ...’a karşı dava açmadığını, ... mirasçısı olan ...’a karşı dava açtığını, bu nedenle reddedilen kısım yönünden davacı ... aleyhine davalı ... oğlu ... lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın hatalı değerlendirme ile verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1914 doğumlu mirasbırakın ... oğlu ...’ın 13.08.1985 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızları ..... ve ...., davalı oğulları ... ve ...i ile kendinden sonra ölen oğlu ...’nin eşi ... ve çocukları ...,................ ve ..........’ün kaldıkları, davaya konu 1 93... parsel sayılı 5.376, 23... yüz ölçümünde çay bahçesi vasıflı taşınmazın, ceddinden intikalen ve taksimen ... evlatları .., ... ve ...’ın 20 yılı aşkın zamandır zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, taşınmaz üzerindeki (A) harfi ve (B) harfi ile gösterilen binaların mirasbırakan ... oğlu ... tarafından inşa ettirildiği, mirasbırakanın bu binalardan (A) harfi ile gösterilen yeri oğlu ...’a, (B) harfi ile gösterilen yeri oğlu ...’a bağışladığı belirtilmek suretiyle 1/3 ‘er paylarla .., .. ve ... adlarına tespit edildiği, tespitin 24.01.2010 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki; dosya kapsamından, dava konusu taşınmazın tarafların kök murisi .. oğlu ...’tan kaldığı, murisin 13.08.1985 tarihinde öldüğü, ölümünden sonra kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın 1/3’er paylarla murisin erkek çocukları ..., .. ve .. adına tespitinin yapıldığı, davacıların miras yoluyla gelen hakka dayalı olarak dava açtığı, davalılardan ..’nin 16.01.2020 tarihli celsede davacıların dava konusu taşınmazda miras hissesi kadar hakkı olduğunu, davayı kabul ettiğini beyan ettiği, davalı ... (... oğlu)'ın ise babası ...’ın ölmeden önce taşınmazlarını mirasçıları arasında taksim ettiğini, yapılan taksime göre taşınmazların erkek çocuklara kalacağının, kız çocuklarına ise miras paylarına karşılık nakdi ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını belirttiği, ancak murisin terekesinin yöntemince taksim edildiği olgusunun davalı tarafça ispat edilemediği, tanık ve mahalli bilirkişi beyanları ile vefat edene kadar dava konusu taşınmazı murisin kullandığının sabit olduğu, Bölge Adliye Mahkemesinin ret kararının gerekçesini oluşturan bağış olgusunun ise taşınmazın murisin sağlığında taksim ve davalılara teslim edildiği hususunun ispatlanamadığı gözetildiğinde, dava konusu taşınmazın muris .. oğlu ...’tan intikal ettiği sabit olup miras payına yönelik açılan davanın kabulü gerekirken murisin sağlığında yaptığı bağış ve teslim ile çekişmeli taşınmaz üzerinde davacının terekeden gelen bir hakkının kalmadığına ilişkin yanılgılı değerlendirme ve yazılı gerekçeyle asıl dava ve birleştirilen davalarda davacılar ..., ... ve .. yönünden davalı ... (... oğlu) aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Asıl davada davacılar ... ve ... ile birleştirilen 2019/590 Esas sayılı davada davacı ...’un temyiz itirazları değinilen yönden yerindedir.
Birleştirilen 2019/645 Esas sayılı davada davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; birleştirilen 2019/645 Esas sayılı davada davacı ... tarafından davalı ... adına kayıtlı 1/3 pay ve ... adına kayıtlı 1/3 pay yönünden miras payı oranında iptal-tescil talebinde bulunulduğu, bu nedenle ... ve kayıt maliki ... mirasçıları ... (.. oğlu), .., ..., .. ve ... davalı gösterildiği, ... oğlu ... adına kayıtlı 1/3 pay yönünden iptal -tescil talebinde bulunmadığı, buna rağmen Bölge Adliye Mahkemesince ... oğlu ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi nedeniyle birleştirilen 2019/645 Esas sayılı dava yönünden de ... oğlu ... lehine hükmedilen 17.900,00 TL maktu vekalet ücretinden (... tarafından ... oğlu ... aleyhine açılan bir dava bulunmamasına rağmen) tüm davacıların müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmaları da doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
Dosyanın kararı veren Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
15.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.