Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2181 K.2025/3483
1. Hukuk Dairesi 2025/2181 E. , 2025/3483 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1956 E., 2025/303 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/203 E., 2024/231 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların, davacının 6 çocuğundan 2'si olduğunu, davacının 1947 doğumlu olup kanser hastası olduğunu, davalı ...'in davacıya yönelik "benim evim yok, bana ev için taşınmaz vermezsen sana bakmam, seni döverim, sokağa atarım" diyerek korkutup baskı yaparak ... ada ... parsel sayılı taşınmazın bir kısmını 14.06.2011 tarihinde üzerine aldığını, sonra 02.10.2018 tarihinde dava dışı ...'e devrettiğini, daha sonra 11.07.2019 tarihinde tekrardan üzerine aldığını, davacının davalı çocuğundan korktuğu için bu zamana kadar dava açmadığını, 16.05.2022 tarihinde ise davalıların davacıya yönelik baskısı ile tapuya giderken ''sana ne diyorlarsa evet diyeceksin aldım verdim diyeceksin yoksa sana bakmayız, seni döveriz, dışarılarda sürünürsün'' diyerek 130 ada 137 parsel sayılı taşınmazını herhangi bir bedel ödemeden davalı ...'e, ... ada 11 parsel sayılı taşınmazını ise ...'e devrini sağladıklarını, diğer çocuklarının davacıya güven vermesi nedeniyle eldeki davayı açmaya cesaret ettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; davanın 1 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, davacının davalı ...'e yönelik "sana bakmam" şeklinde baskı kurduğunu iddia etmesine rağmen ... yönünden herhangi bir iddiada bulunmadığından davanın reddi gerektiğini, davacının sağlık durumunun iyi olduğunu, bakıma muhtaç olmadığını, davalı ... ile bir süre birlikte yaşamış ise de 8-9 yıldır aynı parselde aynı avlunun içinde ancak ayrı evde yaşadıklarını, 8-9 yıldır davacıya davalı ...'in bakmadığını, davacının ... haricinde 5 çocuğu daha bulunduğunu, onların bakabilme ihtimali bulunduğu için davalı ...'in "sana bakmam" beyanının baskı oluşturmayacağını, hile iddiasının da süresinde ileri sürülmediğini, davacının iddiasında herhangi bir delil ileri sürmediğini, diğer çocuklarının davacıyı bu davayı açmaya zorladığını, davacının dava konusu yerleri davalılara satmak için baskı yaptığını "buralar babamın, dedemin yeridir, başkalarına gitmesin siz alın" demesi üzerine satın aldıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.05.2024 tarihli ve 2023/203 Esas, 2024/231 Karar sayılı kararı ile; davalıların davacıya bakmayacakları ve davacıyı dövecekleri yönündeki tehdide yönelik davacının dinlenen tüm tanıklarının olaya ilişkin hiçbir görgü ve bilgisi bulunmadığı, kaldı ki davalıların davacıya bakmayacakları ve davacıyı dövecekleri yönündeki beyanlarının korkutma niteliğinde de olmadığı, ayrıca davacı taraf dava dilekçesinde her ne kadar kanser tedavisi gördüğünü ileri sürmüş ise de kanser tedavisi görülmesinin başlı başına sözleşme iptal sebebi olmaması, davacının tüm tanıklarının beyanına göre davacının ışın tedavisi gördüğü esnada akıl sağlığının yerinde olduğunun, sağlık açısından herhangi bir sorunu olmadığının ifade edilmesi nedeniyle davacı tarafın bu iddiasına da itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Mahkemenin 02.07.2024 tarihli ek kararı ile; 2 haftalık istinaf süresinin 25.06.2024 tarihi 23:59 da sona erdiği gerekçesiyle davacı vekilinin 26.06.2024 tarihli istinaf dilekçesinin reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine 11.09.2024 tarihli ek kararı ile; süresinde istinaf harç ve avansının yatırılmaması nedeni ile davacı vekilinin 12.07.2024 havale tarihli istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin istinaf harç ve giderlerini yatırmaksızın karara karşı istinaf başvurusunda bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince adı geçene harç ve giderleri yatırması hususunda bir haftalık kesin süre verildiği ve buna ilişkin muhtıranın 17.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, ancak istinafa başvuran tarafın, kesin süre içerisinde eksikliği tamamlamadığı, bu durumda, istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; müvekkilinin yaşı itibari ile davalı çocuklarının tehdit ve korkutmalarının etkisinde kalarak dava konusu taşınmazları devrettiğini ve devirler karşılığında herhangi bir bedel almadığını, devirlerin müvekkilinin ışın tedavisi gördüğü ve bakıma muhtaç olduğu sırada yapıldığını, davacı tanıklarının beyanlarının usulüne uygun şekilde alınmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, hile ve korkutma hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen 14.05.2024 tarihli gerekçeli kararın davacı vekiline 11.06.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekili tarafından süresinden sonra 26.06.2024 tarihinde istinaf talebinde bulunulması üzerine İlk Derece Mahkemesinin 02.07.2024 tarihli ek kararı ile süresinden sonra sunulduğu gerekçesiyle istinaf dilekçesinin reddine karar verildiği, söz konusu kararın davacı vekili tarafından gerekli istinaf harç ve masrafları yatırılmaksızın 12.07.2024 tarihinde istinaf edilmesi üzerine Mahkemece muhtıra çıkarıldığı ve muhtıranın davacı vekiline 17.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, yine gerekli masrafların yatırılmaması üzerine Mahkemece 11.09.2024 tarihli ek karar ile istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.