Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3250 K.2025/3480

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3250 📋 K. 2025/3480 📅 03.07.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3250 E.  ,  2025/3480 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/421 E., 2024/601 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/230 E., 2020/352 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kayden maliki olduğu taşınmazların satış işlemini gerçekleştirmesi için davalılardan ...'u vekil tayin ettiğini, müvekkiline ait ... ada 2 parselde kayıtlı 7 nolu bağımsız bölümün davalı ... tarafından davalı ...'e satıldığının öğrenildiğini, satış nedeniyle müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi rayiç bedelin çok altında bir değere satışın gerçekleştiğini, yapılan satış işleminin geçerli olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline; olmadığı takdirde taşınmazın satış tarihindeki değeri kadar tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazın satışı için vekalet verildiğini ve taraflar arasında yapılan sözleşmeye uygun olarak da satış işleminin gerçekleştirildiğini, taşınmazın o dönem davacının ikamet etmekte olduğu taşınmaz olduğunu ve satıştan haberdar olmadığı iddiasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, satışa esas 600.810,28 TL ödemenin banka yolu ile alıcıdan tahsil edildiğini, satıştan üç yıl geçtikten sonra bu ödemelerin inkar edilerek dava açılmasının yalan iddiadan ibaret olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalının taşınmazı piyasa değerine göre satın aldığını, satım bedelinin taşınmazın alımında vekil olan ve davacının çalışanı ... vasıtasıyla ipotek ve haciz alacaklılarına ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; sunulan dekont ve ödeme belgelerine göre dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan haciz şerhlerine ödemelerin satış işleminden sonra, davalı adına vekaleten satış esnasında hareket eden, davacının da çalışanı olan dava dışı ... tarafından yapıldığı, yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporu ile taşınmazın devir tarihi itibariyle değerinin 750.000,00 TL olarak belirlendiği, davacıya vekaleten ... ve davalı ...'e vekaleten dava dışı ... arasında düzenlenen 03.08.2015 tarihli satış sözleşmesinde de 600.000,00 TL satış bedeli üzerinde anlaşmaya varıldığı, satıma konu taşınmazın davacının ikamet ettiği konut olduğu, dinlenen tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu 7 nolu bağımsız bölüm yönünden davalı ...'un davacının vekili olarak hareket ettiği, davacının bahsi geçen satıştan bilgisinin ve rızasının bulunduğu, satış bedelinin rayiç değere yakın olması (ki borçlar nedeniyle ve üzerinde haciz ve ipotekler bulunmakta iken taşınmazın satın alınması karşısında aradaki farkın makul ve kabul edilebilir olduğu) da dikkate alındığında ...'e yapılan devrin geçerli olduğu, taşınmazı rayiç bedeli üzerinden alan ve kötüniyetli olduğu ispatlanamayan davalıya karşı açılan tapu iptal davasının yerinde olmadığı, davalı tarafça ödeme belgesi olarak sunulan ve devir tarihinden sonra, adi yazılı satış sözleşmesini alıcı vekili sıfatıyla imzalayan dava dışı ... tarafından yapılmaları karşısında dava konusu taşınmazın satış bedeline istinaden olduğu Mahkemece de kabul edilen dekontlara göre 591.500,00 TL ödeme yapıldığı, yine ... Belediyesine davacı adına yapılan emlak vergisi ödemeleri de dikkate alındığında satış bedelinin tamamının davacıya ödendiği, buna göre vekilin ödeme yapmadığı yönündeki davacının iddiasının samimi ve itibar edilebilir olmadığı, vekil ...'un sorumluluğunun bulunmadığı, bedel yönünden açılan davanın da haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin dosyadaki delillerle çelişmeyen tespit ve değerlendirmesine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına, vekaletin kötüye kullanıldığının usulünce kanıtlanamamış bulunmasına göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varıldığından; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; Yerel Mahkeme kararında tapu iptali ve tescil talebinin reddinin gerekçeli olarak açıklanmadığı gibi, terditli alacak talebine yönelik verilen hüküm kısmında da bir karar bulunmadığını, bu haliyle ilamın hem gerekçesiz hem de yetersiz olduğunu, vekilin vekaletnameye aykırı hareket ettiği açık olmasına rağmen bu durumun göz ardı edildiğini ve hüküm için yeterli araştırma yapılmadığını, davalı ...'in cevap dilekçesinde satış bedelinin ipotek ve sair haciz alacaklılarına ödendiğini iddia ettiğini, ancak bu iddialarına dayanak bir belge sunamadığını, davalıların asker kökenli olduklarını ve yakın arkadaş oldukları hususu da göz önüne alındığında yapılan işlemin muvazaalı olduğunun açık olduğunu, dosyaya ibraz edilen ödemelerin dava konusu taşınmazın satış ödemesi olmadığını, alıcı tarafından satıcıya yapılan herhangi bir ödeme bulunmadığını, satış işlemine dair ödeme belgesi ibraz edilmediğini, Yerel Mahkeme ve İstinaf Mahkemesi kararının hatalı olduğunu, Yerel Mahkemenin "taşınmaz satış ödemesi" olarak dikkate aldığı rakamlar toplamı 591.500,00 TL iken taşınmazın bilirkişi incelemesinde devir tarihi itibariyle rayiç değerinin 750.000,00 TL olarak tespit edildiğini, aradaki farkın bile satıştan davacının zarar gördüğünü açıkça ortaya koyduğunu, vekilin üzerine düşen yükümlülükleri sorumluluk bilinci ile yerine getirmediğini ve müvekkilini zarara uğrattığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacının, davalı ...'u ... Noterliğinin 08.06.2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile dava konusu taşınmazın satışı hususunda vekil olarak tayin ettiği, çekişme konusu 7 nolu bağımsız bölüm davacı adına kayıtlı iken davacıya vekaleten ... tarafından davalı ...'e 07.08.2015 tarihinde ... TL satış bedeli gösterilerek devredildiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.