Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2512 K.2025/3518
1. Hukuk Dairesi 2025/2512 E. , 2025/3518 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/610 E., 2022/118 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı ... vekili ve davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; Ordu ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan ... ada 5, 7, ... ada 24, 26, 235 ada 5, 268 ada 1, 2, ... ada 4, 5, 6, ... ada 23, 261 ada 3, 266 ada 3, 267 ada 3, 253 ada 2, 252 ada 9, ... ada 19, 20,21, ... ada 26, 251 ada 15, 268 ada 2 parsel sayılı taşınmazların müşterek muris... ’den intikal ettiğini, davacıların babaları ile davalıların kardeş olduklarını, dava konusu taşınmazların diğer mirasçılar ile birlikte miras payları oranında davacılar adına tespit edilmesi gerektiğini, davacıların babaları ...’in... ’den önce vefat etmiş olması nedeniyle davacıların taşınmazlardan men edildiklerini ve taşınmazları kullanmalarına izin verilmediğini, kök muristen intikal eden çekişmeli taşınmazlarda harici veya kanuni bir paylaşım bulunmadığını, davacıların kendi miras hisselerine düşecek olan taşınmazları temlik ve hibe veya satış yoluyla davalılara devretmediklerini, davacıların kendi hisselerinin tapuda kendi adlarına devri için davalılara yaptıkları başvuruların sonuçsuz kaldığını, dava konusu taşınmazlarda davacıların miras hissesi bulunduğundan hukuka aykırı olarak tespit edildiği belirtilen taşınmazların tapu kayıtlarının davacıların miras hisseleri oranında iptali ile adlarına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. MAHKEME KARARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/68 Esas, 2015/500 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli ... ada 9 ve ... ada 26 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına kayıtlı olup kadastro tespit tutanaklarının incelenmesinde muristen intikal etmediği, davalının annesi ... tarafından davalı ...’a hibe edildiği, yine ... ada 5 parsel nolu taşınmazın ise davalılar adına kayıtlı olmadığı gerekçeleri ile bu taşınmazlar yönünden açılan davanın reddine, dava konusu olan diğer taşınmazların ise davalılara babaları...’dan kaldığı, davalıların babaları öldükten sonra taşınmazları taksim edip paylaştıkları, ölene kadar murisin taşınmazları kendisinin kullandığı ve davacıların da miras hakkı olmakla beraber davacıların kullandığı veya davacılara bırakılan yerler olmadığı gerekçesi ile ... ada 24 parsel, 224 ada 26 parsel, ... ada 5 parsel, ... ada 7 parsel, ... ada 1 parsel, ... ada 6 parsel, ... ada 23 parsel, ... ada 5 parsel, 261 ada 3 parsel, 266 ada 3 parsel, ... ada 3 parsel, ... ada 4 parsel, ... ada 2 parsel, ... ada 19 parsel, ... ada 20 parsel, ... ada 21 parsel, ... ada 15 parsel ve ... ada 2 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına olan tapu kayıtlarının davacıların veraset ilamındaki payları oranında ayrı ayrı iptali ile davacılar adına tesciline, davacı ... ’in muris...’ın mirasçısı olmaması nedeniyle ... tarafından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacılar vekili tarafından 252 ada 9 ve ... ada 26 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2019 tarih ve 2016/7849 Esas, 2019/2320 Karar sayılı kararıyla; davacı ...’in itirazları reddedilmiş, mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler ve tespit bilirkişilerince temyize konu 252 ada 9 ve ... ada 26 parsel sayılı taşınmazların ve temyize konu olmayan tüm taşınmazların müşterek kök muris... ’e ait olduğunun ve ölümüyle birlikte mirasçılarına intikal ettiğinin beyan edilmesine rağmen, temyize konu taşınmazların kadastro tutanaklarında davalının annesi ...’ye ait oldukları ve 2003 yılında davalı ...’e bağışlandıklarının belirtildiği, kadastro tutanaklarının edinme sebebi kısmında yer alan açıklamalar ile keşifte dinlenen bilirkişilerin beyanları arasında çelişki oluşmasına rağmen Mahkemece bu çelişkinin giderilmediği, davalı tarafından bağış işleminin kanıtı olarak dosyaya sunulan senetlerin mahalline uygulanarak kapsamlarının belirlenmediği, temyize konu taşınmazların müşterek kök muris... ’in terekesine mi dahil oldukları yoksa davalının annesi ...’ye ait iken onun tarafından davalıya mı bağışlandıkları hususunun tespit edilmediği belirtilerek taşınmazlar başında keşif yapılmak suretiyle zilyetlik araştırması yapılması, taşınmazların kime ait olduğu ve kimden kime intikal ettiği hususlarının belirlenmesi, davaya konu taşınmazların bağış ya da satış işlemine konu olup olmadıklarının araştırılması, davalı tarafça dosyaya sunulan senetlerin temyize konu taşınmazlara ilişkin olup olmadığının belirlenmesi gereğine değinilerek karar bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 252 ada 9 ve ... ada 26 parsel sayılı taşınmazların kök muris...’a ait olduğu, murisin ölmeden önce bir taksim yapmayıp taşınmazları ölene kadar kendisinin kullandığı, çekişmeli taşınmazların murisin sağlığında davalılara teslim edilmediği ve bu haliyle mülkiyetin geçmediği gerekçesi ile ... ada 9 ve ... ada 26 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının davacıların miras hisseleri oranında iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş, bir kısım taraflarca eski hale getirilme talebinde bulunulmuş ise de Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği ve bu parsellerin bozma kapsamında kalmadığı gerekçesi ile Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 01.04.2019 tarih 2016/7849 Esas, 2019/2320 Karar sayılı ilamı ile kesinleşen hususlar hakkında yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına dair hüküm kurulmuştur.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; yargılama süresince davalı adına çıkartılan tebligatların usulsüz olduğunu, davalının 2003 yılından beri İstanbul’da ikamet ettiğini, davadan haberdar olmadığını, eski hale getirme taleplerinin reddedildiğini, davalı açısından kararın kesinleştiği gerekçesi ile esas yönünden inceleme yapılmadığını, yargılama boyunca davalı adına çıkartılan tebligatların davalının MERNİS adresine değil, kütüğünün bulunduğu ... Köyü ..., Ordu adresine yapıldığını, bu nedenle davalının Anayasal hakkı olan savunma hakkı, hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkının elinden alındığını, usulsüz yapılan tebligatlar nedeniyle davalının duruşmalara katılamadığını, bilirkişi raporlarına itiraz edemediğini, temyiz yoluna başvuramadığını, davaya konu ... ada 23 parsel sayılı taşınmazın murisin ölümünden 17 yıl önce, 1983 yılında muris tarafından davalıya evlenmesi üzerine ev yapması için verildiğini, taşınmazın o zamandan beri 39 yıldır davalının zilyetliğinde olduğunu, asla kabul etmemekle birlikte çekişmeli taşınmazın mirasen intikal ettiği kabul edilse bile ölüme bağlı tasarrufların iptali davası yönünden 1 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiğini, miras sebebi ile istihkak davası yönünden de zamanaşımının geçtiğini, dava konusu taşınmazda davalıların zilyetliği bulunmadığını, bu nedenle zilyetliğe dayalı davanın reddedilmesi gerektiğini, kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin davalı lehine gerçekleştiğini, davacılara kök muristen intikal eden miras haklarının ayrıldığını, davacıların yerlerine sahip çıkmamaları nedeniyle taşınmazın orman olduğunu kadastro tespiti sırasında da 231 ada 1 parsel olarak isim benzerliği nedeniyle ... adına tespit edildiğini, Mahkemece yapılan araştırmanın ve gerekçenin yeterli olmadığını belirerek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... ve diğerleri vekili temyiz dilekçesinde; davalılara yapılan tebligatların hiçbirisinin usule uygun olmadığını, bu nedenle davalıların ciddi hak kayıplarına uğradıklarını, Mahkemece bozma sonrası yapılan keşfin de çelişkili olduğunu, taraflar arasında fiili taksim yapıldığını ve davacılara verilen yer de bulunduğunu, bu yerin yanlış yazılarak başkası adına kayıtlandığını ve ormana kaldığını, yapılan usulsüz tebligatlar nedeniyle davalıların Anayasal hakkı olan hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, eski hale getirme taleplerinin bulunduğunu, ... ada 5 parsel sayılı taşınmazın davalılar ve ortak murisle ilgisi olmadığını, ... ada 26, 252 ada 9 parsel sayılı taşınmazların murisin sağlığında eşi ...’e resmi senet ile bağışlandığını, murisin ölümü ile taşınmazların tasarrufunun ...’ye geçtiğini, ...’in bu taşınmazları bakımıyla ilgilenen oğlu ...’a 20 yıl kadar önce hibe ettiğini, davalı ...’ın bu taşınmazları 20 yılı aşkın süredir kullandığını, ... ada 19 parsel sayılı taşınmazın 19.11.2005 tarihli senet ile 3. kişiden satın alındığını, bu taşınmazlar dışındaki taşınmazların da taraflar arasında fiilen taksim edildiklerini, davalıların, zilyetlik hükümleri uyarınca taşınmazların mülkiyetlerini kazandıklarını, dosyaya sundukları satış senetleri incelenmeden karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu, Ordu ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan dava ve temyize konu olup kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespiti yapılan ... ada 7 parsel payları oranında ... ve müşterekleri, ... ada 1 parsel eşit paylarla ... ve ..., ... ada 5 parsel eşit paylarla ... ve ..., ... ada 23 parsel ..., 261 ada 3 parsel eşit paylarla ... ve ..., ... ada 3 ve 267 ada 3 parseller eşit paylarla ... ve ..., 252 ada 9, ... ada 19, 20, ... ada 26 parsel sayılı taşınmazlar ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacılar, dava konusu taşınmazların müşterek murislerinden intikal etmesine rağmen kendilerine pay verilmediği iddiası ile dava açmış, Mahkemenin 12.11.2015 tarihli ve 2013/68 Esas, 2015/500 Karar sayılı kararıyla; çekişmeli ... ada 9, ... ada 26 ve ... ada 5 parsel sayılı taşınmazlar dışındaki taşınmazlara ilişkin davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün sadece davacılar vekili tarafından 252 ada 9 ve ... ada 26 parsel sayılı taşınmazlara yönelik olarak temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi temyize konu bu iki parsel açısından inceleme yaparak kararı 252 ada 9 ve ... ada 26 parsel sayılı taşınmazlar yönünden araştırmaya yönelik bozmuştur. Bozma sonrasında davalılardan ... vekili ile davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davalılar adına çıkartılan tebligatların usulüne uygun olmadığını belirterek eski hale getirme talebinde bulunmuşlardır.
Dava dilekçesinde davalıların tümünün adresi herhangi bir hane numarası belirtilmeksizin “... Köyü” olarak belirtilmiş, dava dilekçesi ve ilk hükme ilişkin gerekçeli karar tebliğleri de bu adrese yapılmıştır. Dairenin geri çevirme kararı sonrasında dosya arasına alınan evraktan, davalılara ait MERNİS adreslerinin incelenmesinde, davalıların adreslerinin farklı yerler olduğu görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin, hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usûlüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1086 sayılı HUMK'un 73. (6100 sayılı HMK’nın 27. maddesi) maddesinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre mahkeme, tarafları dinlemeden, onları, iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür.
Öte yandan, tebligatın nasıl ve kimlere yapılacağı adres araştırması ve tespitinin yöntemi 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nda gösterilmiş, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 48. ve diğer maddelerinde de adres bilgilerinin tutulması, güncellenmesi ve kullanılması ile ilgili hükümler öngörülmüştür.
Öncelikle; yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması asıldır. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında belgelendirme özelliği de bulunan bir usûli işlemdir. Tebliğ ile ilgili Tebligat Kanunu ve Tüzük hükümleri şeklidir. Bu nedenle, tebligata ilişkin yasal hükümlerin gözden uzak tutulmaması ve uygulanması zorunludur.
O hâlde, yukarıda belirtilen işlemler yapılmaksızın ve ilkeler göz ardı edilerek sonuca gidilmiş olmasının doğru olduğu kabul edilemez. Esasen, taraf teşkilinin sağlanması Anayasa'nın 90/son maddesi delaletiyle AİHS'nin 6. maddesi hükmü uyarınca adil yargılanma hakkının da bir gereğidir. Bu durumda, dava dilekçesinin ve Mahkemece verilen ilk hükme ilişkin gerekçeli karar tebliğlerinin yöntemine uygun olduğu söylenemez. Bunun sonucu olarak davalıların eldeki davada savunma hakkını kullanamadığı ortadadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için dava ve temyize konu ... ada 7, 268 ada 1, ... ada 5, ... ada 23, 261 ada 3, 266 ada 3, 267 ada 3, 252 ada 9, ... ada 19, 20, ... ada 26 parsel sayılı taşınmazlar başında elverdiğince yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, hayatta ise tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişiler ile tanıklardan çekişmeli taşınmazların öncesinde kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, tarafların müşterek kök murisi...’dan mı kaldığı, adı geçenin terekesinin taksim edilip edilmediği, taşınmazların taksim, satış veya bağışa konu olup olmadıkları hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı beyan alınmalı, dosyaya sunulan senetler uygulanarak kapsamları belirlenmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri dinlenilmeli, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı ve bundan sonra temyiz konusu olmayan parsel ve paylar hakkındaki hükümlerin kesinleştiği de gözetilerek toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, belirtilen hususlar gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin ve davalı ... ve diğerleri vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,
Dosyanın Fatsa 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.