Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2096 K.2025/3500

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2096 📋 K. 2025/3500 📅 03.07.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2096 E.  ,  2025/3500 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2025/110 E., 2025/177 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar ... ve müşterekleri dava dilekçesinde; dava konusu ... ada 18 parsel sayılı taşınmaz ile dava dışı aynı ada 16 ve 17 parsel sayılı taşınmazların yaklaşık 50 yıldır tarafların kök murisi ... 'a ait olduğu hâlde kadastro sırasında hatalı olarak dava dışı ... adına tespit ve tescil edildiğini, tespit maliki dava dışı ...'nın vefatından sonra mirasçıları tarafından kadastro tespitinin hatalı yapıldığının öğrenilmesi üzerine tapunun ... mirasçılarına devrinin sağlanması için ... mirasçılarından davalının babası olan ... ile iletişime geçildiğini, ... tarafından ise ...'nin diğer mirasçılarına haber verilmeksizin taşınmazın kızı olan davalı ... üzerine devrinin sağlandığını, her ne kadar tapuda taşınmaz ... mirasçılarından davalıya satış suretiyle geçmiş gibi görünse de devrin bedel alınmaksızın gerçekleştirildiğini, tapudaki bu işlemin yolsuz olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmazın ...'den gelen 1/4'er miras payı oranında davacılar adına tescilini talep etmiştir.
2. Davacılar vekili 23.02.2021 tarihli dilekçeyle; eldeki davanın kadastro öncesi nedene dayalı olmadığını, taşınmaz ... mirasçıları tarafından tarafların kök murisi ... mirasçılarına devredilecekken davalının hile ve aldatması sebebiyle yolsuz şekilde davalıya devredildiğini, yapılan işlemin gerçekte satış işlemi olmadığını belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazın tespit maliki ... adına tespit ve tescilinde hata olmadığını, davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olduğundan hak düşürücü sürenin dolduğunu, öte yandan davalının taşınmazı iyi niyetli şekilde tapu siciline güvenerek satın aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2022 tarihli kararıyla; dava konusu taşınmazın kadastro tespiti sırasında satın alma, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın kadastro tespitinin 19.06.1992 tarihinde kesinleştiği, davacıların murisi ... ’ın ise 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 2011 yılında vefat ettiği ve davacılar bu tarihten sonra mirasçılık sıfatını kazandıklarına göre 10 yıllık hak düşürücü sürenin eldeki davada uygulanamayacağı, keşif sırasında dinlenen tanık beyanlarına göre taşınmazın evvelden beri davacıların murisleri tarafından zilyet edildiği, taşınmazı davalıya satan kişilerle bir ilgisinin bulunmadığı, dosya kapsamına göre kadastro çalışmaları sırasında taşınmazın davacıların iddia ettiği şekilde sehven dava dışı kişiler adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın tescili yolsuz olmakla davalı ile taşınmazı davalıya satan kişiler arasındaki satış sözleşmesinin de geçersiz hale geldiği, tarafların aynı kök murisin mirasçıları olmaları ve taşınmaz üzerinde davalı ile eşinin evinin bulunması sebebiyle davalının iyi niyet iddiasının da dinlenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ... ada 18 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile 1/4'er pay oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, geri kalan 1/4 payın ise davalı ... üzerine bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2022 tarihli kararına karşı süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 16.11.2023 tarihli ve 2022/1874 Esas, 2023/1444 Karar sayılı kararıyla; davanın hak düşürücü süreye tabi olmadığı, tanık ve yerel bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın öncesinde davacılar murisi ... 'a ait olduğu, tespit maliki ... mirasçılarının iradesinin de taşınmazı ... mirasçılarına aktarmak olduğu, ancak taşınmazın kayden aktarılması sırasında dava dışı tespit maliki ... mirasçılarının iradesinin resmi senede tam olarak yansımadığı, nitekim davalının da kök muris ...'nin mirasçısı ... 'ın kızı olmakla taşınmazın evveliyatında muris ...'ye ait olduğunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA KARARI VE SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Bölge Adliye Mahkemesinin 16.11.2023 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 23.01.2025 tarihli ve 2024/285 Esas, 2025/236 Karar sayılı kararıyla; eldeki dava İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince yolsuz tescil nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası olarak nitelendirilmiş ise de dava dilekçesi ile iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, özellikle dava konusu taşınmazın evveli itibariyle tarafların kök murisi ...'den geldiği ve yaklaşık 50 yıldır ...'nin zilyet olduğu ancak kadastro tespitinin hatalı yapıldığı belirtilerek ortak kök muris ...'den gelen hakka dayanıldığına göre davanın kadastro öncesi nedene dayalı olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 19.06.1992 tarihinden dava tarihi 14.01.2021 tarihine kadar on yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kadastro öncesi nedene dayalı olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 19.06.1992 tarihinden dava tarihi 14.01.2021 tarihine kadar on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın tespit maliki ... mirasçılarının gerçek malik olan tarafların murisi ... mirasçılarına devretmek istediklerini, ancak ... mirasçılarından olan ...'in hilesiyle yahut sehven taşınmazın tespit maliki ...'nın mirasçıları tarafından ... mirasçısı ...'in kızı olan davalıya devredildiğini, bu tescilin yolsuz olduğunu, hak düşürücü süreye tabi olmadığını, tanık olarak dinlenen tespit maliki ... mirasçılarından ... ve ...'nin de aslında kadastrodaki hatayı kabul ettiklerini, bu hatayı gidermek için tarafların murisi gerçek malik ... mirasçılarına devir iradesiyle hareket ettiklerini, bedel almadıklarını beyan ettiklerini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosya kapsamından, dava konusu Bursa ili, ... ilçesi, ... mahallesine kain ... ada 18 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında satış, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği sebebiyle dava dışı ... adına 23.09.1991 tarihinde tespit edildiği, 20.06.1992 ilâ 18.06.1992 tarihleri arasındaki askı ilân süresi içinde itiraz edilmemesi üzerine kadastro tespitinin 19.06.1992 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın dava dışı ... adına tescil edildiği, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının kesinleştiği 19.06.1992 tarihi ile davanın açıldığı 14.01.2021 tarihi arasında 3402 sayılı Kanun′un 12/3. maddesinde belirlenen on yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği açıktır. Hak düşürücü süre dava şartı olup yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilmelidir.
3.Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, bozma ilâmına uygun şekilde karar verilmesine, usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Temyiz karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın hükmü veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.