Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3089 K.2025/3521
1. Hukuk Dairesi 2024/3089 E. , 2025/3521 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1161 E., 2023/1484 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/269 E., 2021/448 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacı - karşı davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; Denizli ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmazın 1984 yılında muris ... tarafından paylaştırıldığını ve taşınmazın davacıya düştüğünü, o zamandan beri taşınmazda davacının zilyet olduğunu, dava konusu taşınmazda davalının zilyetliği bulunmadığını, davacının ... parsel sayılı taşınmazı da satın alma yoluyla edindiğini ve her iki taşınmazı birlikte kullandığını belirterek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
Birleştirilen davada davacı ... vekili dava dilekçesinde; Denizli ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... parsel sayılı taşınmazın davacıya ait olduğunu, taşınmazın taksimle davacıya düştüğünü, davacı ve davalının kardeş olduklarını, taşınmaza davalı tarafından el atıldığını, belirterek dava konusu taşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesi ile ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın 1973 yılında davalıya verildiğini, taşınmazın davalıya ait olduğunu, davacının davalıya ait olan taşınmaza müdahale ettiğini, dava konusu taşınmazın davalı tarafından kullanıldığını ve davacı tarafından iktisap edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleştirilen davada davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın taksimen davalıya intikal ettiğini ve dava konusu taşınmazda davalının zilyet olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararıyla; asıl davada tapu iptali ve tescil yönünden yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazın tesis kadastrosunun 14.03.1990 yılında yapıldığı ve taşınmazın ... adına tescil edildiği, davanın 03.05.2019 tarihinde açıldığı, Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinde düzenlenen 10 yıllık süre içerisinde davacı tarafça dava ikame edilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; birleştirilen davada yönünden yapılan değerlendirmede; tapudaki malik ... olmasına rağmen asıl davada davacı/karşı davada davalı ...'in taşınmazın 4000 m2’lik kısmını 60 adet 25-30 yaş arası elma ağaçları dikmek suretiyle kullandığı, 3400 m2’lik kısmın ise sebze ekili olduğu, asıl davada davacı/karşı davada davalı ...'in haksız işgalci olduğu gerekçesi ile birleştirilen davanın kabulü ile, ... parsel (yeni 216 ada ... parsel) sayılı taşınmaza karşı davada davalı ... tarafından ağaç dikmek ve sebze dikmek sureti ile yapılan müdahalenin men'ine, ecrimisil yönünden açılan davanın kabulü ile, taleple bağlı kalınarak elma dikilerek kullanılan 4000 m2’lik kısım hakkında 2014 yılı için 5.598,00 TL, 2015 yılı için 12.568,00 TL, 2016 yılı için 10.848,00 TL, 2017 yılı için 11.508,00 TL, 2018 yılı için 35.070,00 TL ecrimisil bedellerinin dönem sonlarından itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte karşı davalı ...'den alınarak karşı davada davacı ...'a verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı/karşı davada davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafından 03.05.2019 tarihinde, çekişmeli taşınmazın 1984 yılında babasının paylaştırmasından sonra kendisinin zilyet edindiği ileri sürülmek suretiyle kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayalı olarak tapu iptali ve tescil davasının açıldığı, dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 14.03.1990 tarihinden itibaren 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle geçtiği, Mahkemece, tapu iptali ve tescil istemli davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olması nedeniyle reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka, kamu düzenine aykırılık bulunmadığı, asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı tarafından kadastro tespitinden önce başlamak suretiyle taşınmazın ağaç dikmek ve sebze ekmek suretiyle kullanıldığı, kullanımın devam ettiği, birleştirilen davacının ayni hakkı olan mülkiyet hakkına müdahalede bulunulduğu ve asıl davada davacı/birleştirilen davada davalı tarafından, asıl davada davalı - birleştirilen davada davacı bu el atmaya katlanma yükümlülüğünün bulunduğunun da ispatlanamadığı, dava konusu eski ... yeni 216 ada 15 parsel sayılı taşınmaza ilişkin davacının kullanımının başladığı dönemde taşınmazın tapu siciline kayıtlı olmadığı, zilyetlik suretiyle mülkiyetin kazanılması mümkün ise de bu hakkın 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi uyarınca kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık süre içinde ileri sürülmesi gerektiği, bu sürenin hak düşürücü süre niteliğinde bulunduğu ve kanun koyucu tarafından tapu sicilinde istikrar ve kararlılık sağlanması ile büyük emek, masraf ve çok uzun uğraşlar sonucu meydana getirilen tapu kütüklerinin korunması için tapu sicillerine karşı hak aranmasına dair bir sınır getirilmesinin amaçlandığı nazara alındığında, davacının taşınmazın tapu siciline kayıtlı olmadığı dönemde başlayan müdahalesinin, asıl davada davalı-karşı davada davacı adına tapu sicilinde kayıtlı gayrimenkulünü haksız olarak zaptetmesinin 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolmasında sonra başladığının kabulünün gerektiği, ancak davacıya karşı öncesinde bir müdahalenin men'i niteliğinde dava açılmaması nedeniyle kadastro tespitinden önce başlayan ve tapu siciline kaydedildiği tarihten sonra da devam eden zilyetlik nedeniyle asıl davada davacı - birleştirilen davada davalının kötüniyetli olduğunun kabulüne imkan bulunmadığı, bu nedenle davacının kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından ecrimisil davasının reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde usul ve mevzuata uygunluk bulunmadığı gerekçeleri ile asıl davada davacı - birleştirilen davada davalının asıl davaya konu tapu iptal ve tescil istemine ilişkin istinaf başvurusunun ve birleştirilen davaya konu el atmanın önlenmesi istemine ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı/birleştirilen dosya davalısının ecrimisil istemine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilerek İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış, asıl davanın reddine, birleşen davada el atmanın önlenmesine ilişkin isteminin kabulüne, ecrimisil yönünden açılan davanın reddine karar verilmek suretiyle yeniden hüküm kurulmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Asıl davada davacı - karşı davada davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; çekişmeli taşınmazın paylaşımla davacıya intikal ettiğini, dava konusu taşınmazda davacı lehine 3402 sayılı Kanun’un 13/b maddesinde belirtilen koşulların oluştuğunu, dava konusu taşınmazın 40 yıldır davacı tarafından kullanıldığını, bu hususun tanık beyanları ile de sabit olduğunu, asıl davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali - tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Denizli ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ... parsel sayılı ... metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, vergi kaydı ve taksim nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı/karşı davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl davada davacı - karşı davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı/karşı davalıdan alınmasına,
Dosyanın Denizli 6. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.