Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/4740 K.2025/3474
1. Hukuk Dairesi 2023/4740 E. , 2025/3474 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/108 E., 2023/151 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.07.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacı vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen asıl ve birleştirilen davada davalı vekili gelmedi. Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, asıl davada; dava dışı babası ... den inanç sözleşmesi gereği edindiği 5408 parsel sayılı taşınmazı hile sonucu davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, iki yıl boyunca piyasadaki tefecilerden para alıp geri ödemeyi % 20 faiziyle yaptığı için borcunun bitmediğini, tehdide maruz kalınca babasının vekaleti ile anne ve babasına ait yerleri satış vaadi ile teminat verdiğini, bazı taşınmazları ise satış suretiyle devrettiğini, bu süreçte komşuları ve kiracısı olan davalı ve dava dışı ... ile dertleştiğini, davalının kendisine, kiracısı olduğu otelin son katına ilave inşaat yaptığını, ikinci ve üçüncü katın birleştirildiğini, taşınmazın icra marifetiyle satılması durumunda yaptığı yatırımın boşa gideceğini, zarara uğrayacağını söyleyerek kendisini kandırmak suretiyle devri sağladığını, söz verdiği halde taşınmazı iade etmediğini, alım gücü bulunmayan davalının satış bedelini de ödemediğini, davalının, yeri babasından inançlı işlemle aldığını bilen kişi olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptaliyle adına tesciline karar verilmesini istemiş; yargılama sırasında 29.01.2008 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava konusu taşınmazın zor durumda iken gerçek değerinin çok altında satıldığını, 2007 Ağustos ayından itibaren aldığı bedeli iade ile taşınmazı geri almayı talep etse de davalının kabul etmediğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 21. maddesine göre davanın niteliğini gabin olarak ıslah ettiğini; birleştirilen davada ise, 5408 parsel sayılı taşınmazını yüklü borç altında ve icra takiplerine maruz kaldığı dönemde satış suretiyle davalıya temlik ettiğini, “...” olarak bilinen bazı suç odaklarının tehdit, baskı ve yağmalaması sürecinde iken ve eşinin kendisine boşanma davası açtığı dönemde taşınmazın devrini yaptığını, müzayaka halinde bulunmasından faydalanıldığını, taşınmazın çok düşük bedelle satışa konu edildiğini ileri sürerek gabin nedeniyle tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; öncesinde kiracısı olduğu dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, davacı ile babası arasındaki inanç sözleşmesinden haberi olmadığını, aynı şekilde devir yapılan ve taşınmazları iade ettiği söylenen ... ile ortak olmadığını, şirket sahibi olup alım gücünün bulunduğunu, taşınmazı edindikten sonra yüklü miktarda masraf yapıp yatırım amaçlı düzenlemelerde bulunduğunu, davacının, babasına ait bir çok taşınmazın satışını yapan savurgan bir kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece; çekişme konusu taşınmazın davalıya gabin suretiyle devredildiği iddiasının sabit olmadığı, gabinin objektif ve subjektif koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararının asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.06.2016 tarihli ve 2016/5326 Esas, 2016/7064 Karar sayılı kararıyla; hile ve gabin hukuki nedenlerine ait ilkelere yer verildikten sonra gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, delillerin eksiksiz toplanması, Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/460 Esas sayılı dava dosyası ile davacının hakkında yapılan icra takiplerine dair dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, toplanan ve toplanacak deliller doğrultusunda bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilerek karar bozulmuş; davalı vekilinin karar düzeltme istemi Dairenin 27.09.2017 tarihli ve 2016/14795 Esas, 2017/4716 Karar sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Mahkemenin 03.10.2019 tarihli ve 2017/270 Esas, 2019/265 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, hile ve gabin iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl ve birleştirilen davanın reddine ilişkin kararın asıl ve birleştirilen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 12.01.2022 tarih 2020/459 Esas 2022/184 Karar sayılı kararı ile; tarafların bildirip sonradan da dinletmekten vazgeçmedikleri tanıkların HMK'nın 243. maddesinde gösterilen şekilde dinlenilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının babası ... in inançlı işlem hukuksal sebebine dayalı olarak aynı taşınmaza ilişkin tapu iptali ve tescil davası açtığı, davanın reddedilerek kesinleştiği, bu dosyada davalı ...'ın taşınmazın satın alındığına ve bedelinin ödendiğine ilişkin yemin ettiği, davacının önce taşınmazın inançlı işlemle bedelsiz olarak davalıya devredildiğini iddia edip yazılı bir inançlı işlem sözleşmesi sunamadığı, sonrasında ise taşınmazın davacının zor durumundan faydalanarak orantısız bir bedelle satın aldığını iddia ederek gabin hukuksal sebebine dayanıp davasını ıslah ederek birleştirilen davayı açtığı, keşfen tespit edilen bedel hususunda aşırı oransızlık değerlendirmesi yapılamayacağı, davacı iddialarının kendi içerisinde çelişkili olduğu, dosya kapsamından davacı ve babasının ticari hayatı iyi bildiklerinden tecrübesizlik, darda kalma, düşüncesizlik iddiasına itibar edilmeyeceği, dinlenen tanıkların davacının borçları nedeniyle taşınmaz üzerine haciz konulmaması için davalıya devredildiği hususunda beyanda bulundukları gerekçesiyle iddia ispat edilmediğinden asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; gizli direnme kararı verildiğini, dava dışı babası tarafından açılan davadaki yeminin eldeki davada gerekçe yapılamayacağını, yeminin samimi olmadığını, davalının taşınmazı 124.000,00 TL bedelle aldığının resmi senetle sabit olduğunu, aksinin yazılı delille kanıtlanabileceğini, tanık beyanlarına yer verilmekle yorumlanmadığını, davacı tanıklarının iddiayı doğruladığını, davalı tanık beyanlarının duyuma dayalı olduğunu, müzayaka halinin sabit olduğunu, gabin ve hile şartlarının oluştuğunu, satıştan sonra yapılan tadilatların satışa esas kabul edilemeyeceğini, müzayaka içinde olan davacının 3. kişilerin baskı, korkutma ve icra takiplerinden kurtulmak, biraz da mal kaçırmak için bu yola başvurduğunu, davalının bu durumu iyi bildiğini, satıştan sonra dahi ceza dosyasında kiracı olduğunu beyan ettiğini, iddianın ispat edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl dava hile hukuksal nedenine, birleştirilen dava gabin hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, davacının dava konusu ... parsel sayılı taşınmazını 18.01.2007 tarihinde satış suretiyle davalıya temlik ettiği görülmektedir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının asıl dava için ve 615,40 TL onama harcının birleştirilen dava için temyiz eden davacıdan alınmasına,
Davalı vekili duruşmaya katılmadığından lehine duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın Bodrum 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
01.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.