Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/4684 K.2025/3460
1. Hukuk Dairesi 2023/4684 E. , 2025/3460 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1945 E., 2023/728 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/554 E., 2019/338 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.07.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... mirasçıları ... ve ... vekilleri Avukat ... geldiler. Davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalı ... vekili gelmedi.Yokluğunda duruşmaya başlandı, gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; sahte imza nedeniyle icra tehdidi altında olduğu bir dönemde maliki olduğu ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki B-Blok 4 ve 7 nolu bağımsız bölümler ile 11 parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümü 24.12.2001 tarihli inanç sözleşmesi gereğince davalı kardeşi ...’a devrettiğini, ancak ...’nin emanet olarak aldığı bu taşınmazlardan 3 ve 4 nolu bağımsız bölümleri dava dışı üçüncü kişilere sattığını, 7 nolu bağımsız bölümü ise arkadaşı olan davalı ...’a muvazaalı olarak devrettiğini, kendisine herhangi bir satış bedeli ödenmediğini ileri sürerek dava konusu 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin satış bedeli olarak 115.000,00 TL'nin faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsiline, 7 nolu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında ölümü ile mirasçıları davaya devam etmişlerdir.
II. CEVAP
1. Davalı ...; dava konusu taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyi niyetli olarak satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ...; zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, davacının dayandığı sözleşmedeki imzanın sahte sahte olup kendisine ait olmadığını, davacının çocuklarının kendisini zorlayarak 230.000,00 TL parasını ortak hesaba aktarttıklarını, iddiaların haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan 24.12.2001 tarihli sözleşmede davaya konu taşınmazların davalı ...'a devir edildiği ve davacı ... tarafından istenildiği tarihte iade istenebileceğinin kararlaştırıldığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu gereğince anılan sözleşmedeki imzanın davalı ...’nin eli ürünü olduğunun saptandığı, bahse konu taşınmazların davacıdan gizli olarak 3. kişilere devredildiği ve akabinde en son davacının oturmaya devam ettiği dava konusu 7 nolu bağımsız bölümün muvazaalı bir şekilde davalı ...'a devredildiği, ...'ın davacı ... ile davalı ...'nin arasındaki devir ilişkisini bilebilecek durumda olduğu ve bu durumdan haberdar olmasına rağmen kötü niyetle taşınmazı bedelsiz olarak kendi üzerine devir aldığı gerekçesiyle dava tarihinden önce üçüncü kişiye devredilen 3 nolu bağımsız bölüm yönünden 115.000,00 TL'nin davalı ...’den tahsiline, dava konusu 7 nolu bağımsız bölüm yönünden tapu iptali ve tescile karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 16.02.2017 tarihli raporunda inceleme konusu 24.12.2001 tarihli "sözleşmedir" başlıklı belgedeki imzanın ...’ın eli ürünü olduğunun bildirildiği, bu durumda davacı tarafça inanç sözlemesine dayalı olarak temlikte bulunulduğu yönündeki iddianın 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince yazılı delil niteliğindeki 24.12.2001 tarihli "Sözleşmedir" başlıklı belge ile kanıtlandığı, davalı ...’e devredilen 7 nolu bağımsız bölümün tapuda gösterilen satış bedeli ile satış tarihindeki bedeli arasında aşırı fark olduğu, davalıların önceye dayalı tanışıklıklarının bulunduğu, davalı ...'in yakın tanışıklıkları nedeniyle olayları bilebilecek durumda olduğu, TMK'nın 1023. maddesi kapsamında ediniminde iyi niyetli 3. kişi konumunda bulunmadığı, 05.02.1947 tarihli, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince inanç sözleşmesi olarak adlandırılan belgenin sözleşmeye taraf olanların veya inanılanın imzasını içermesinin yeterli olduğu, sözleşmede şahit sıfatıyla imzası bulunan ...'ın tanık sıfatıyla dinlenmesinin de sonuca etkili olmayacağı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından duruşma istekli ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ile diğer davalı ... arasında imza edildiği iddia edilen 24.12.2001 tarihli inanç sözleşmesine ...’nin itirazları olduğunu, davalının taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını ve iyi niyetli olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, 24.12.2001 tarihli “sözleşmedir” başlıklı belgedeki imzanın davalı ...’ye ait olmadığını, belge üzerinde tanık olarak gösterilen ...’ın tanık olarak dinlenmesi ve onun da imza incelemesinin yapılması gerektiğini, anılan sözleşmede imzası bulunan ...’ın tanık olarak dinlenmemesinin hatalı olduğunu, Adli Tıp raporunda anılan belgedeki imzanın kuvvetle muhtemel davalı ...’nin eli ürünü olduğunun bildirildiği, kesin bir kanat bildirilmediği, kesin bir kanaat bildirilmeyen rapora göre sonuca gidilmesinin hatalı olduğu, ... tarafından diğer davalı ...’e yapılan temlikin muvazaalı olmadığın belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile üçüncü kişiye devredilen taşınmaz yönünden bedel isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazdaki B-Blok 7 nolu bağımsız bölüm ile ... ada 11 parsel sayılı taşınmazdaki 3 nolu bağımsız bölümü 25.12.2001 tarihinde kardeşi olan davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, ...’nin de temlik aldığı 3 nolu bağımsız bölümü 11.08.2014 tarihinde dava dışı ... ’a, 7 nolu bağımsız bölümü ise 11.12.2014 tarihinde davalı ...’a satış suretiyle devrettiği, 4 nolu bağımsız bölüm yönünden davacı tarafça ...’ye yapılan bir temlik bulunmadığı, 24.12.2001 tarihli "sözleşmedir" başlıklı belgede temliklerin inançlı işleme dayalı olarak ...’ye devredildiğinin belirtildiği, Adli Tıp Fizik İhtisas Dairesinin 16.02.2017 tarihli raporunda, anılan sözleşmedeki imzanın ...’ın eli ürünü olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak; bilindiği üzere, kamu düzeninden olan doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü vardır. HMK'nın 297/2. maddesine göre, mahkemelerce kurulan hükümler infaz sırasında tereddüt ve şüphe yaratmayacak nitelikte olmalıdır.
Somut olayda, yargılama sırasında davacı ...’ın ölümü üzerine davaya mirasçıları tarafından devam edilmesi nedeniyle İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile ... mirasçıları adına tescile ve yine hükmedilen bedelin de ... mirasçılarına ödenmesine karar verilmekle birlikte, veraset ilamına atıf yapılmayarak, mirasçılar adına tescil edilecek ve mirasçılara ödenecek bedel için pay oranlarının belirtilmemesi isabetsizdir.
Ne var ki, anılan husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2. maddesi uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz itirazlarının yukarıda değinilen yönden kabulüne,
2. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, kamu düzeni gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin hükümden çıkarılmasına ve yerine (1) numaralı bent olarak “ Davanın Kabulü ile; İstanbul ili, Kadıköy ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmazdaki...Blok, 7.kat, 7 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının, davacı ... mirasçılarının ... Noterliğinin 22.03.2019 tarih ... yevmiye nolu mirasçılık belgesinde belirtilen miras payları oranında iptali ile bu paylar oranında davacı ... mirasçıları davacılar ... (...) ... ve ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline, 115.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...’dan tahsili ile Kadıköy 14. Noterliğinin 22.03.2019 tarih ... yevmiye nolu mirasçılık belgesinde belirtilen miras payları oranında davacı ... mirasçıları davacılar ... (...) ... ve ...'a ödenmesine” cümlesinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan harçların istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'a iadelerine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.