Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/4597 K.2025/3462
1. Hukuk Dairesi 2023/4597 E. , 2025/3462 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/423 E., 2023/41 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davalı vekili tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.07.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... İnş. Gıda Teks.Tur. San.ve Tic. Ltd. Şti.'ni temsilen ... vekili Avukat ... ve ilgili sıfatıyla ... vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, nakit para ihtiyacı ve sicil kaydının olumsuz olması nedeniyle bankadan kredi kullanabilmek amacıyla davalı ile aralarında inançlı işlem yapıldığını, bedelsiz olarak taşınmazı davalıya devrederek bankadan kredi kullanıldığını, iade zamanı gelmesine rağmen davalının taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek 22 parsel sayılı taşınmazdaki 20 nolu bağımsız bölüm bakımından tapu iptali - tescile, olmazsa tazminata karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı, taşınmazı parasını vermek suretiyle satın aldığını belirterek haksız davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.05.2019 tarihli ve 2016/300 Esas, 2019/222 Karar sayılı kararıyla; çekişme konusu 22 parselde kayıtlı 20 nolu bağımsız bölümün dava tarihi itibariyle keşfen saptanan değeri olan 600.000,00 TL üzerinden 6.745,61 TL harcın ikmali için davacı vekili ihtar edilerek süre verildiği, buna rağmen davacı tarafça harcın yatırılmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 25.02.2020 tarih ve 2019/1741 Esas, 2020/304 Karar sayılı kararıyla; Mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “ Somut olaya gelince; dava 205.000,00 TL değer gösterilmek suretiyle harcı yatırılarak açılmış, yargılamada keşfen belirlenen 600.000,00 TL taşınmaz değeri üzerinden alınması gerekli eksik harç bedeli 6.745,61 TL'nin ikmali için 21.11.2017 tarihli 3. celsede davacı vekiline Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine göre gelecek celseye kadar süre verilmiş, harç ikmal edilmediğinde HMK'nın 150. maddesine göre dosyanın işlemden kaldırılacağı ihtar edilmiştir. 06.11.2018 tarihli 6. celsede davacı vekiline eksik harcın ikmali konusunda beyanda bulunması için 2 hafta süre verilmiş, 29.01.2019 tarihli 7. celsede dosyanın incelenmesinde harcın yatırılmadığının görüldüğü belirtilerek 23.05.2019 tarihli 8. celsede davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler karşısında, Harçlar Kanunu'nun 16 ve 30. maddeleri uyarınca HMK’nın 150. maddesi düzenlemesine uygun şekilde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmeksizin yazılı biçimde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmadığı gibi bu hususun karşı taraf açısından usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı kuşkusuzdur. ” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ; davalının 30.03.2011 tarihinde 200.000,00 TL kredi kullandığı,bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu kullanılan kredi nedeniyle toplam borç tutarının 256.221,89 TL, aylık taksit tutarının 4.260,36 TL olduğu, davacı tarafça yapılan kredi ödeme tutarının 180.411,50 TL olduğunun belirlendiği, kredi taksit ödeme dekontlarının aslının davacı tarafta bulunduğu, davalı tarafından yapılan toplam ödeme tutarının 75.682,00 TL olduğu, bu durumda delil başlangıcının varlığının kabul edildiği, tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın inançlı işlem ile davalıya devredildiğinin davacı tarafça ispat edildiği, TBK'nın 97. maddesi gereği davacı tarafça davalı tarafından yapılan ödemelerin depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Mahkemece daha önce verilen davanın açılmamış sayılma kararının hukuka uygun olduğunu, bu nedenle mahkemenin bu kararında direnmesi gerekirken bozma ilamına uymasının hukuka uygun olmadığını, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olacak şekilde tanık dinlenilmesinin usule aykırı olduğunu, Mahkemenin 21.11.2017 tarihli celsede davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verdiğini, daha sonra ise davacı tanıklarının dinlenmesinin usule aykırı olduğunu, buna rağmen dinlenilen tanık beyanlarına itibar edilerek hükme dayanak yapıldığını, davacı firma yetkilileri ile davalı arasında yapılan daire satış sözleşmesinin dikkate alınmadan inançlı işlemin varlığının kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacı ile davalı arasında daire satım sözleşmesi imzalandığını, davalı ile davacı arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince davalının 4 nolu bağımsız bölümün yarı hissesine sahip olacağını, davalının bu taşınmazın yarı payını davacıya devri ve üzerine bir miktar bedel de eklenmesi şartı ile başka bir taşınmazın davalıya devredilmesinin kararlaştırıldığını, ancak davacının bu taşınmazı davalıya devredememesi nedeniyle dava konusu taşınmazı davalıya devrettiğini, 200.000,00 TL kredi kullanılması, bu bedelin davacıya ödenmesi ve kredi ödemelerinin davacı tarafından yapıldığının inkar edilmediğini, bu bedelin davacının ekonomik sıkıntı içinde olması nedeniyle davacıya verilen borç olduğunu, dava konusu taşınmazın bedelinin 4 nolu dairenin yarı payının satışından gelen bedel ve üzerine ödenen bedeller ile ödendiğini, dava konusu taşınmazın devrinde davalının kullandığı kredi bedelinin ise davacıya borç olarak verildiğini,dava konusu taşınmazın tapu harcı ve emlak vergilerinin davalı tarafından ödendiğini, yine davalı tarafça el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talepli dava açıldığını, davalının haksız şekilde taşınmazdan yararlandırılmadığını, davacı tarafından dosyaya sunulan ödeme dekontlarının delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafından kullanılan kredinin davacıya borç olarak verildiğini, davacı tarafça kredi taksitlerinin davalıya ödenmesinin delil başlangıcı olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, ancak borç ilişkisinin inançlı işlem ile ilgisinin olmadığını, davacının iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali - tescil, olmazsa tazminat isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının, maliki olduğu ... ada 22 parsel sayılı taşınmazdaki 20 nolu bağımsız bölümü 30.03.2011 tarih ... yevmiye nolu işlemle satış suretiyle davalı ...’ye devrettiği, aynı işlemle taşınmaz üzerine dava dışı ... Bankası A.Ş. lehine davalı ...’nün borcu nedeniyle 600.000,00 TL bedelle ipotek tesis edildiği anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 30.739,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davacı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.