Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2718 K.2025/3407
1. Hukuk Dairesi 2025/2718 E. , 2025/3407 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 30.01.2023
Bölge Adliye Mahkemesince asıl ve birleştirilen davada davacılar vekillerinin istinaf isteğinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine ilişkin kararı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından duruşma istekli; birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 30.01.2023 tarihli ek karar birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, 12.11.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden asıl ve birleştirilen davada davacılar ... vd. vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... vekili Avukat ... geldiler,
davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri; tarafların kök murisi ...'in 28.09.1977 tarihinde yedi parça taşınmazını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak ölünceye kadar bakma akdi ile erkek çocuklarına devrettiğini, devredilen taşınmazların tapulama öncesi zabıt defterlerinde kayıtlı olduğunu, devir ve temlik işleminin zabıt defterlerindeki kayıtlar üzerinden yapıldığını, muvazaalı olarak devredilen 7 parça taşınmazın tapulama sırasında 4 ayrı parsel olarak sınırlandırıldığını, daha sonra bu parsellerin ifraz görerek farklı parsellere ayrıldığını, bir kısım taşınmazların halen davalılar veya mirasçıları adına kayıtlı bulunurken bir kısım taşınmazların kamulaştırıldığını, diğer bir kısmı üzerinde ise davalılar tarafından tasarrufta bulunulduğunu ileri sürerek dava konusu 148 ada 238, 239, 240 parseller ile 103 ada 182 parsel ve 148 ada 235, 236, 237 ve 149 ada 14 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına kayıtlı tapu kayıtlarının davacıların miras payları oranında iptali ile davacılar adına tesciline; kamulaştırılan ve üçüncü kişilere devredilen 148 ada 239 parseldeki ... ... payı (Karayolları kamulaştırması), 103 ada 183 ve 184 parsellerdeki ..., ..., ... ... ile ... ... mirasçıları ... ve ... payı (Karayolları kamulaştırması), 148 ada 236 parseldeki ... ... payı (Karayolları kamulaştırması) ve 1221 parseldeki ... ... payı (üçüncü kişi ... ... ...’a devredilen) yönünden davacıların miras paylarına isabet eden bedellerin kamulaştırılan taşınmazlar için kamulaştırma bedelinin tahsil edildiği tarihten, üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar için devir tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile miras payları oranında davacılara ödenmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleştirilen davada davalılar vekilleri; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, kamulaştırılan ve üçüncü kişiye devri yapılan taşınmazlar yönünden davanın zamanaşımına uğradığını, davalı ... ile diğer davalıların murisleri ... ...’in kök muris ...'e ve murisin eşine uzun yıllar baktıklarını, dava konusu edilen taşınmazların üzerindeki bağ ve bahçelerin davalılar tarafından yapıldığını, bakım borcunun yerine getirildiğini, murisin davacılardan mal kaçırma amacı bulunsaydı tüm mal varlığını devredebileceğini, taşınmazların bir kısmını devretmesinin tek nedeninin mal paylaşımı olduğunu belirterek davanın reddini istemişlerdir.
Davalı ... vekili; aynı savunmayı tekrar ederek ve davalının murise her konuda yardım ettiğini, murisinin dini vecibelerini yerine getirebilmesi ve sosyal yaşantısı, tedavisi, hastaneye götürülmesi ve bakımı konularında tüm ihtiyaçlarının davalı tarafından karşılandığını, davalının bakıp gözetme görevini fazlasıyla yerine getirdiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin maliki olduğu taşınmazları ölünceye kadar bakım sözleşmesiyle erkek çocuklarına devrettiği ve kadastro tespitinden sonra öldüğü, Kadastro Kanunu’nda öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dikkate alınamayacağı, murisin terekesine ait aktif taşınmazların da bulunduğu, murisin sağlığında davalı ...'le birlikte yaşadığı, geçimini dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan fındık bahçelerinden sağladığı, ölümünden sonra terekesinde kalan diğer taşınmazların mirasçılara intikal ettiği, davacı ve davalıların kız kardeşi olan tanık ... ...'un beyanında muristen kalan taşınmazların kardeşler arasında taksim edildiği ve davacı kız çocuklarının bu taksime rıza gösterdiğinin beyan edildiği, murisin gerçek iradesinin bakıma muhtaç olması nedeniyle ölünceye kadar bakma akdi yapmak olduğu, taraflardan birinin edimini yerine getirmesi halinde diğerlerinin de aynı oranda borçtan kurtulacağı, yine dava konusu taşınmazlara ilişkin satışın üzerinden geçen zamana göre de muvazaa iddiasının hayatın olağan akışına da uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; iddianın TMK'nın 6 ve HMK'nın 190. maddeleri gereği kanıtlanamadığı, temlik tarihi itibarı ile murisin tüm malvarlığının temlik edilen taşınmazlara olan oranını araştırılmasının da somut olaya göre tek başına muvazaa iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı, davanın reddine karar verildiğinden hükümde davacılara fazla harcın iade edilmesi gerekse de bu hususun yazılmamasının maddi hata olup talep üzerine her zaman yerinde düzeltilebileceği gerekçesi ile asıl ve birleştirilen davada davacıların istinaf isteğinin esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuş, birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin 30.01.2023 tarihli ek karar ile reddine karar verilmiş, ek karar birleştirilen davada davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; muris muvazaası iddiasına dayalı olarak açılan davalarda yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, murisin sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, aile koşulları ve ilişkileri gibi olguların değerlendirilmesi, murisin terekesinde bulunan aktif taşınmazlar ile devredilen taşınmazların karşılaştırılması gerekmekte olup bu yönler üzerinde durulmadan karar verildiğini, murisin son dönemde davalı ... tarafından bakıldığı, bakım borcunun davacılardan biri tarafından yerine getirilmesinin diğerlerini de borçtan kurtaracağı gibi muvazaa iddiası ve murisin işlemi yapmaktaki gerçek amacı ile doğrudan ilgisi bulunmayan gerekçe ile davanın reddine karar verildiğini, murisin terekesinde bulunan taşınmazların değerlerinin tespit edilmediğini, murisin terekesindeki aktif mal varlığı miktarının ve temlik edilen malın tüm mamelekine oranı ile bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığının değerlendirilmesi gerektiğini, tanık beyanlarının hatalı değerlendirildiğini, murisin kız çocuklarının hiçbir şekilde erkek çocuklara yapılan muvazaalı işlemlerden haberdar olmayıp böyle bir işleme muvafakatleri bulunmadığını, mirasçılar arasında yapılan paylaşımın murisin ölümünden sonra terekedeki taşınmazlar için yapıldığını, murisin, sağlığında kız çocuklarına taşınmaz vermediğini, murisin temlik tarihinde sağlıklı olduğunu, ayrıca 5 yıl boyunca yatalak hasta olduğunun doğru olmadığını, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreye tabi olmadığını, gerekçenin bu yönü ile de hatalı olduğunu, murisin beş erkek çocuğuna birden taşınmaz devrederken dört kız çocuğundan hiçbirine tek bir taşınmaz veya herhangi bir taşınmazdan pay devretmediğini, temlik tarihinde anne babanın erkek çocuklarından biriyle aynı evde yaşamaya devam etmesi olağan ve yaygın bir durum iken murisin erkek çocukları tarafından bakılıp gözetilmesini sağlamak adına sözleşme yapmaya ihtiyacı olmadığını, devirlerin makul sınırı aştığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Birleştirilen davada davacılar vekili ek karara yönelik temyiz dilekçesinde özetle; verilen süre içerisinde 29.12.2022 tarihinde temyiz gider avansının yatırıldığını ve ek kararın hatalı olduğunu belirterek ek kararın kaldırılmasını; asıl karara yönelik temyiz itirazlarında, tanık beyanlarından murisin köyde en fazla fındık gelirine sahip kişi olduğunun, emekli aylığının bulunduğunun, hayatının son bir-iki ayına kadar yatalak hasta olmadığının, murisin ölünceye kadar davacıların murisleri tarafından ve murisin diğer kız çocukları tarafından da bakılıp gözetildiğinin anlaşıldığını, murisin terekesindeki taşınmazların değerinin tespit edilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen peşin harcın mahsubu ile yatırılan nispi harcın iadesine karar verilmesi gerekirken harçların iadesine hükmedilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile bedel isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’in 20.01.1990 tarihinde öldüğü, geride oğulları ..., ..., ..., ... ve ... ile kızları ..., ..., ... ve ...’nin mirasçı olarak kaldığı, ...’nin 1994, ...’nın 1999, ...’nın 2005, ...’nin 2011 ve ...’nın 2012 yılında öldüğü, asıl ve birleştirilen davaların ..., ... ve ... mirasçıları tarafından açıldığı; murisin 7 parça tapulu taşınmazını 28.09.1977 tarihli ölünceye kadar bakma akdi ile eşit paylarla oğulları ..., ..., ..., ... ve ...’a temlik ettiği, kadastro tespiti ile 7 parça taşınmazın 338, 391, 631 ve 633 parsellere revizyon gördüğü, ..., ..., ..., ... ve ... adına yapılan tespitlerin 09.11.1979 tarihinde kesinleştiği, 338, 391, 631 ve 633 parsel sayılı taşınmazların daha sonraki yıllarda yapılan ifraz, kamulaştırma gibi işlemler ile dava konusu taşınmazlara gittiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, 30.01.2023 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazının incelenmesinde; Birleştirilen davada davacılar vekiline posta gideri olarak 900,00 TL gider avansını yatırması için 29.12.2022 tarihinde yasal ihtaratlı muhtıra düzenlendiği ve muhtıranın 03.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, birleştirilen davada davacılar vekilinin ise 29.12.2022 tarihinde 900,00 TL gider avansını yatırdığı anlaşıldığından süresinde gider avansı yatırılmadığından birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin reddine ilişkin 30.01.2023 tarihli ek kararının ortadan kaldırılması gerekir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekillerinin esasa yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle iddianın TMK’nın 6. ve HMK’nın 190. maddesi hükümleri uyarınca usulünce kanıtlanamadığı gözetildiğinde asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Birleştirilen davada davacılar vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin 30.01.2023 tarihli ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekillerinin esasa yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 435,50 TL ... onama harcının temyiz eden asıl davada davacılardan, 534,70 TL ... onama harcının temyiz eden birleştirilen davada davacılardan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya gelen temyiz edilen davalı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl ve birleştirilen davada davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.