Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/3065 K.2025/3389
1. Hukuk Dairesi 2025/3065 E. , 2025/3389 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1998 E., 2023/2550 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; muris ...’nın tek mirasçısı olduğunu, davalı ...’in murisi kandırarak kendisini vekil tayin ettirdiğini, anılan vekaletname ile ...’in murisin maliki olduğu dava konusu 289 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 1 numaralı bağımsız bölümü vekalet görevini kötüye kullanarak muvazaalı bir şekilde davalı eşi ...’e çok düşük bir bedelle temlik ettiğini, ...’in de kendisinden mal kaçırma amacıyla taşınmazı ½ şer pay ile davalı ... ve ...’ye devrettiği, anılanların da taşınmazı davalı Şirkete temlik ettiğini, Şirket’in taşınmaz üzerinden krediler çektiğini, tüm davalıların birlikte hareket ettiklerini, murisin diğer torununun murise evi satıp satmadığını sorması üzerine murisin taşınmazı satmadığını söylediğini, ... ve ...’in murisin öldüğünü dahi haber vermediklerini, murisin ölümünden iki ay sonra öldüğünü öğrendiğini ve mezarını dahi bilmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile adına tesciline, olmazsa bedelin faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... ve ...; murisin, davacı kızı ile anlaşamadığı için 1989 yılından beri kendileri ile yaşadığını, tüm bakımını kendilerinin üstlendiğini, ...’in anneannesi olan murisle ilişkisinin farklı olduğunu, murisin geliri ve sosyal güvencesi olmadığını, çeşitli hastalıkları olan murisin tüm masraflarının kendileri tarafından karşılandığını, murisin 2009 yılında kolunu kırması ve kırığın iyileşmemesi ile çeşitli hastalıkları nedeniyle sahip olduğu taşınmazlara ilişkin işlerin yürütülmesi ve satışı için torununun eşi olan ...’i vekil tayin ettiğini, ...’in de anılan vekaletname ile murisin iki taşınmazını eşi olan davalı ...’e devrettiğini, önceden ödenen bedelin 27 yıl boyunca hastane masrafları, bakım ve ihtiyaçları için kullanıldığını, murisin satıştan haberdar olduğunu, davacının murisle hiçbir zaman ilgilenmediğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Davalı Şirket vekili; davaya konu bölgede yatırım yaptıklarını, Şirketin iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu, kayıt malikleri ile anlaşarak taşınmazı aldıklarını, taşınmazın 530.000,00 TL bedelle satışı konusunda anlaştıklarını, bedelin bir kısmını kapora olarak banka aracılığıyla ödediklerini, kalan bedeli de blokeli çek ile ödediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ...; taşınmazı 600.000,00 TL bedelle satın aldıklarını, 330.000,00 ve 100.000,00 TL’nin iki ayrı bloke çek ile ...’nin hesabından ödendiğini, kalan 170.000,00 TL bedelin de tapuda ...’e elden ödendiğini, davalı ... ve davalı Şirket ile öncesinde tanışıklıkları olmadığını, yaşadıkları ekonomik sıkıntılar nedeniyle taşınmazı satmak durumunda kaldıklarını, davacı ve diğer davalıların miras sorunlarını bilmediklerini ve iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Büyükçekçemece 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 29.09.2017 tarihli ve 2017/25 Esas, 2017/105 Karar sayılı kararı ile; taşınmazın yargı çevresi dışında kaldığı gerekçesiyle davanın usulden reddi ile dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş, süresi içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin istenilmesi üzerine dosya yukarıda yer alan esas nosunu almıştır.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın hile ile alınan vekaletname ile devredilmediği, taşınmazın muris ... ...'ın kendi rıza ve isteğiyle minnet duygusuyla davalı ...'a verildiği, bu davalı tarafından da ... ... ve ... ...'ye satıldığı, son olarak da ... Yatırım A.Ş.'ye devredildiği, satış ve devirlerin üçüncü kişiler tarafından iyiniyetle yapıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... ve ... vekili ile katılma yoluyla davalı Şirket vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin kendisiyle uzun yıllar ilgilenen davalı torunu ...'e taşınmazı vermek istediği, bunun için davalı ...'i vekil tayin ettiği, vekilin murisin isteğine uygun olarak işlem yaptığı, davacının vekaletin hile ile alındığına dair bir ispatının bulunmadığı, bununla birlikte davacının dava dilekçesinde davalıların birlikte hareket ettiğini ve muvazaalı işlem yaptığını iddia ettiği, dolayısıyla ret sebebinin AAÜT 3/2 hükmü uyarınca tek ve aynı olduğu, davacının ıslah dilekçesi ile dava değerini 950.000,00 TL yaptığı, davanın esastan reddi nedeniyle nispi vekalet ücretinin 134.500,00 TL olduğu, davalılar ... ve ... istinafa gelmediği için onların lehine bu bedelden 5.100,00 TL verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilin istinaf başvurusunun reddine, davalı ... ve ... vekilinin, davalı Şirket vekilinin başvuruların kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve vekalet ücreti düzeltilmek suretiyle yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı ... ve ...’in murise ait dava konusu taşınmazı kendisinden kaçırmak için ...’in vekaletname alarak taşınmazı eşi olan davalı ...’e bedelsiz olarak temlik ettiğini, ...’in de taşınmazı ½ şer pay ile davalı ... ve ...’ye devrettiği, anılanların da iki ay sonra taşınmazı davalı Şirkete temlik ettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanıldığını, işlemlerin muvazaalı olduğunu murisin tek kızına kalacak taşınmaz için satışa imza atamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava; vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden; muris ...’nın .... Noterliğinin 08.02.2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı torunu ...’in eşi davalı ...’i vekil tayin ettiği, ...’in anılan vekaletname ile murisin kayden maliki olduğu 289 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki 1 numaralı bağımsız bölümünü davalı ...’e satış suretiyle temlik ettiği, ...’in taşınmazı 03.09.2013 tarihinde ½ şer paylar ile davalı ... ve ...’e satış suretiyle devrettiği, ... ve ...’in de taşınmazı 15.11.2013 tarihinde davalı Şirket’e satış suretiyle temlik ettiği, murisin 11.02.2017 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızı ...’un kaldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle vekaletnamenin hile ile alındığı iddiasının vekalet görevinin kötüye kullanılması iddiasını da içerdiği, HMK’nın 190. ve TMK’nın 6. maddeleri uyarınca iddianın ispatlanamadığı gözetildiğinde davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle:
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.