Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/2200 K.2023/6822

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2022/2200 📋 K. 2023/6822 📅 27.11.2023

1. Hukuk Dairesi         2022/2200 E.  ,  2023/6822 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1236 E., 2021/1258 K.
DAVA TARİHİ : 28.01.2019
HÜKÜM/KARAR : Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/44 E., 2021/113 K.
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, ... ili, Dereli ilçesi... Köyü'nde bulunan ve müştereken adlarına kayıtlı olan 146 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün kadastro çalışmaları sırasında yanlışlıkla davalılara ait 146 ada 5 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde tespit ve tescil edildiğini, söz konusu parselin tarla niteliğinde olduğunu ve kadastrodan önce geçen yol nedeniyle bir kısmının 140 ada 33 parsel sayılı taşınmazın sınırları içerisinde kaldığını, 146 adada bulunan tüm parsellerin üst sınırı mahalle içinden geçen patika yola kadar uzanmasına rağmen yanlış yapılan parselasyon nedeniyle davacılara ait taşınmazın sınırının bu yola ulaşmadığını, dilekçe ekinde sunulan krokiden de görüleceği üzere davacılara ait parselin sınırının alt yoldan yukarıya doğru gittikçe daraldığını ve bunun neticesinde de neredeyse parselin üçte birinin davalılar adına yazıldığını, dava konusu taşımazın davacıların mirasbırakanı ...'nin babaannesinden babasına ve ondan da ...'ye kaldığını, müteveffa babaannenin üst yola bitişik evi mevcut iken vefatından sonra zamanla bu evin yıkıldığını ve evin olduğu alanın davacılar tarafından tarla olarak kullanıldığını ileri sürerek kadastro tespitinin iptali ile dava konusu parselin gerçek sınırlarının belirlenerek davacılar adına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Asli müdahil kısıtlı ... vasisi ... 09.11.2020 tarihli katılma dilekçesinde; dava konusu 146 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 5/20 payının dosyada mevcut veraset ilamından da anlaşılacağı üzere kısıtlı ...'ye ait olduğunu, 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Emine'nin hissedarı bulunduğu 146 ada 6 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının yanlış yönlendirmeler sonucunda davalılara ait 146 ada 5 parsel sayılı taşınmaza dahil edildiğini, çekişmeli taşınmaz bölümüne ilişkin tapu kaydının iptali ile 146 ada 6 parsel sayılı taşınmaza eklenmesi gerektiğini beyanla davaya katılmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar, açılan davanın hukuki ve fiili dayanaktan yoksun bulunduğunu, dava konusu 146 ada 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların sınır komşusu olduklarını, kendilerine ait 146 ada 5 parsel sayılı taşınmazın babaları Ramiz Göreci'nin yaklaşık 17 yıl önce vefatından sonra kendilerine kaldığını, babaları Ramiz Göreci'nin 82 yıl boyunca bu taşınmazda yaşadığını ve ona da taşınmazın kendi babası Ahmet'ten intikal ettiğini, dava konusu taşınmazların yaklaşık yüz yıldan daha uzun süre önce dedeleri Ahmet ile davacıların murisi evvelleri arasında taksim edildiğini, yüz yılı aşkın süredir taşınmazların taksimen belirlenen sınırlara göre kullanıldığını, iki taşınmaz arasındaki sınırın sabit ve değişmez bir sınır olduğunu, davacıların mirasbırakanına ait ev diye tabir edilen şeyin aslında tek odadan oluşan oldukça küçük bir köy evi olduğunu, bu evin kuzeydeki patika yola komşu olmadığını ve yaklaşık 40 yıl kadar önce de sahibi tarafından yıkıldığını, kendilerine ait kısım ile arasında taş duvar bulunduğunu ve bu duvarın halen dahi zeminde mevcut olduğunu, davacılar ve murisi evvellerinin hiçbir zaman taş duvardan yukarı çıkmadıklarını, davalıların kendi parsellerinin güney tarafına davacıların babalarının sağlığında evlerine çıkmak için beton merdiven döktüğünü, ne davacılar ne de davacıların anne ve babaları, ne de murisi evvellerinin bu yola, kullanıma, taşınmazlar arasındaki kadim sınıra hiçbir itirazda bulunmadıklarını, kadastro tespitinin de bu sınıra ve kullanıma göre yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
...2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli ve 2019/44 Esas, 2021/113 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, dava konusu 146 ada 5 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile kırmızı renkle gösterilen 48,28 m2'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacılar ve asli müdahile ait 146 ada 6 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle davacıların tapu kaydındaki hisseleri oranında tapuya tesciline, kalan kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahallinde yapılan keşif sonunda Mahkemece tapu maliki olan dava dışı Hüseyin kızı ...'nin davaya dahil edilmesi yönünde ara karar kurulmuş ise de bu hususun resen yapılması gereken bir usuli işlem olmadığını, asli müdahil ...'nin on yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davaya katıldığını, Mahkemece keşifte dinlenen bir kısım tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanları esas alınarak yazılı şekilde karar verildiğini, oysa bu beyanların dava konusu taşınmazların geçmişini aydınlatacak nitelikte olmadığını, ayrıca taraflar arasında taksim yapılıp yapılmadığı, bu taksimin kimler arasında ne zaman yapıldığı, kimin hangi taşınmazı ne zamandan beri ve ne şekilde kullandığı hususlarının araştırılmadığını, keşifte sınır gösteren kişilerin tamamının beyanlarının sadece varsayıma dayalı ve diğer komşu parsellerin sınırları baz alınarak verilmiş beyanlar olduğunu, dava konusu edilen kısmın betonla kaplı olduğunu ve bu betonun yaklaşık 30-40 yıl önce döşendiğini, hatta bu merdiven yapılırken tarafların mirasbırakanları arasında ihtilaf yaşandığını, ihtilafın mahiyeti ve kimin haklı olduğunun bilinmediğini, ne var ki yine bu kişilerin beyanlarından anlaşılacağı üzere araya büyüklerin girmesi ile sorunun çözüldüğünü ve mevcut merdivenin müvekkillerinin mirasbırakanına kaldığını, yaklaşık 30-40 yıldır bu yolu müvekkillerinin mirasbırakanları ve ölümlerinden sonra da müvekkillerinin kullandığını, bu kısım yönünden nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla zilyetliğin 30-40 yıldır devam ettiğini, yine dava konusu edilip ev önü olarak belirtilen ve müvekkili davalıların mirasbırakanının ek yaptığı kısmın da yaklaşık 50-60 yıl önce tarafların mirasbırakanları arasında konuşularak çözülmüş bir kısım olduğunu, davalıların mirasbırakanının evinin babaları Ramiz ile kardeşi ve aynı zamanda davacıların büyük dedeleri Hüseyin'in beraber doğduğu ev olduğunu, bu ev yapıldığı günden itibaren batı tarafındaki kapıyla birlikte kullanıldığını, kapıdaki harman, dut ağacı ve boş kısımların hep birlikte kullanılan yerler olduklarını, yerel örf ve adetin de bunu gerektirdiğini, davalıların mirasbırakanına ait eski evrak arasında yeni bulunan ve dosyaya sunulan resmi senetten de anlaşılacağı üzere davacıların dedesi Hüseyin'in baba evindeki haklarını 1953 senesinde kardeşi olan davalıların murisin Ramiz'e sattığını, bu satışın hem evi hem de evin kadim kullanımını içine aldığını, ortada 60 yıllık nizasız fasılasız ve malik sıfatıyla devam eden bir zilyetlik bulunduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve 2021/1236 Esas, 2021/1258 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ne var ki davacıların hissedarı bulunduğu 146 ada 6 parsel sayılı taşınmaz üzerinde paylı mülkiyete geçilmiş olup iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunan çekişmeli taşınmaz bölümünün (fen bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen kısmın) davacılara ait 146 ada 6 parsel sayılı taşınmaza eklenmesinin infazda tereddüt yaratacağı, bu nedenle fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen kısmın aynı ada içerisinde yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken paylı mülkiyete tabi 146 ada 6 parsel sayılı taşınmaza eklenmek suretiyle tapuya tesciline karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesis edilerek davanın kabulü ile dava konusu ... İli ...İlçesi Kıdır (Derekuşçulu) Köyü 146 ada 5 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişileri tarafından düzenlenen 27.10.2020 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile kırmızı renk boyalı olarak gösterilen 48.28 m²' lik kısmının tapu kaydının iptali ile aynı ada içerisinde yeni bir parsel numarası verilmek suretiyle muris ... (Tc No:11405280720) mirasçıları olan davacılar adına iştirak halinde mülkiyet hükümlerine göre tapuya kayıt ve tesciline, kalan kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekilinin temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yineleyip, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriğinden; kadastro sonucunda ... İli ...İlçesi... Köyü çalışma alanında bulunan 146 ada 5 parsel sayılı 328,81 m2 miktarlı, tarla vasıflı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibeye dayanılarak belgesizden 1/3'er paylı şekilde 28.02.2008 tarihinde davalılar ..., ... ve ... adına; 146 ada 6 parsel sayılı 180,00 m2 miktarlı fındık bahçesi vasıflı taşınmazın ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, miras yoluyla gelen hak ve taksime dayanılarak belgesizden 13.12.2007 tarihinde davacıların mirasbırakanı ... adına tespit edildiği, askı ilanlarının 31.12.2008-29.01.2009 tarihleri arasında yapıldığı, askı ilan süresi içerisinde dava açılmaması üzerine kadastro tespitlerinin 30.01.2009 tarihinde kesinleşerek taşınmazların tapuya tescil edildikleri, 146 ada 6 parsel sayılı taşınmazın daha sonra 08.10.2009 tarihinde intikal işlemine tabi tutularak 5/20 payının asli müdahil Hüseyin kızı ..., 3/20'şer payının ise davacılar Kemal çocukları ..., ... ... ..., ... ve ... adına kayden devredildiği, taşınmazların halen aynı vasıf ve yüzölçümle taraflar adına tapuda kayıtlı oldukları anlaşılmaktadır.
2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 149,28 TL bakiye onama harcının davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.