Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2308 K.2025/3400

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2308 📋 K. 2025/3400 📅 30.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2308 E.  ,  2025/3400 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/900 E., 2025/250 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı dahili davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacının murisi ...’ın, 1959 tarih 10 sayılı tapu kaydı ile maliki olduğu taşınmazdaki 1/2 payını 1965 yılında oğlu olan davalı ...'a mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak temlik ettiği, taşınmazın kadastro tespiti ile 242 parsel sayılı taşınmaz olarak davalı adına tespit edildiğini, muris ...'ın 10.02.1983 tarihinde öldüğünü, 242 parselin imar uygulaması ile 6245 ada 1, 2, 3 parseller ile 6251 ada 1 parseller olduğunu, bu parsellerin tamamının 3. kişilere davalı ... tarafından satıldığını ileri sürerek davacının miras payına isabet eden 555.000,00 TL bedelin davalıdan dava tarihinden itibaren en yüksek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, aşamada davacının Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/882 Esas, 2019/1785 Karar sayılı kararı ile kısıtlanmasına ve ...’in vasi olarak atanmasına karar verilmiş, vasi davaya dahil olmuştur.
II. CEVAP
Davalı vekili; zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin geçtiğini, davacının iyi niyetli olmadığını, iddianın doğru olmadığını, taşınmazın murise bakması karşılığı devredildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ VE BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARLARI
İlk Derece Mahkemesince, 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle verilen davanın reddine ilişkin kararına karşı, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu Antalya Bölge Adliye Mahkemesince HMK’nın 352. maddesi gereğince, başvuru sebep ve gerekçesi gösterilmediği gerekçesiyle usulden reddedilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesi kararının dahili davacı vekili tarafından temyizi üzerinde Dairenin 2017/2393 Esas, 2018/13706 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafça HMK’nın 352. maddesi gereğince istinaf başvuru sebeplerinin dilekçede gösterilmiş olduğu, HMK'da usulden başvurunun reddi yönünde bir düzenlemeye de yer verilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın esasına ilişkin istinaf incelemesi yapılması gerektiği gerekçesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2018/1580 Esas 2019/30 Karar sayılı kararı ile dava konusu 242 parselin ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerini de gösterir tapu kayıtları ve muris ile davalı arasında yapılmış olan resmi senedin dosyaya celp edilmediği, Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/516 Esas ve 2014/16 Esas sayılı dosyaları ve Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/547 Esas, Mersin 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/217 Esas sayılı dosyalarının akıbetlerinin araştırılarak tarafları ve dava konusu aynı ise dosyaların birleştirilmesi hususunun değerlendirilmesi gerektiği, davacının muvazaa iddiasına ilişkin olan davanın esasına dair deliller toplanmadan karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; davacı yanın dava konusu taşınmazın kök muris tarafından muvazaalı olarak davalıya devredildiğinin ispatlanamadığı, kaldı ki dava konusu taşınmazın 10.09.1965 yılında devredildiği, kök murisin çocukları tarafından anılan devrin muvazaalı olduğundan bahisle herhangi bir dava ikame edilmediği, taşınmazın imar uygulamaları ile aradan geçen zaman içerisinde değer kazandığı, dava tarihine kadar davacının herhangi bir muvazaa iddiasında da bulunmadığı, bu aşamadan sonra muvazaa iddiasının dürüstlük kuralına uygun olmadığı gibi hakkın açıkça kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, bahse konu taşınmaz devrinin muvazaalı olduğu iddiası ile davacı dışındaki mirasçılar tarafından başka mahkemelerde ikame edilen benzer davaların da reddedildiği ve verilen kararların kesinleştiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının dahili davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.06.2016 tarih 2014/516 Esas, 2016/228 Karar sayılı davanın reddine dair kararın, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.12.2019 tarih 2016/15027 Esas, 2019/6744 Karar sayılı ilamı ile onandığı, karar düzeltme talebinin de reddedilmesiyle kararın 10.09.2020 tarihinde kesinleştiği anlaşılmış olup muvazaa olgusunun sübut bulmadığına ilişkin anılan kararın, bu dava için güçlü delil niteliğinde olduğu ve mirasbırakanın iradesinin tüm mirasçılar için geçerli olup mirasçılar bakımından bölünemeyeceği gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Dahili davacı temyiz dilekçesinde özetle; murisin okuma yazması olmadığını, davalının bankaya götürdüğünü söyleyerek taşınmazın devrini sağladığını, davalının daha sonra murisin kanser hastası olması nedeniyle devri gerçekleştirdiğini belirttiğini ancak murise baktığına, kaç defa hastaneye götürdüğüne ilişkin kayıtları sunmadığını, devir tarihinde 22 yaşında olduğunu, murisin ise temlik tarihinde sağlık sorunu olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı bedel istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’ın 13.01.1983 tarihinde öldüğü, geride davacı kızı ... ile dava dışı çocukları ... ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve davalı ...’in mirasçı olarak kaldığı, daha sonraki yıllarda ..., ..., ...’nin de ölümü ile torunlarının mirasçı olduğu; muris ...’ın 02.11.1965 tarih, cilt ...’te kayıtlı taşınmazdaki ½ payını 10.09.1965 tarihinde davalıya satış suretiyle devrettiği, taşınmazın kadastro tespiti ile 242 parsel olarak davalı adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın sonraki yıllarda imar uygulaması sonucu 6245 ada 1 ve 2 parseller ile 6251 ada 1 parsele gittiği, davalının dava tarihinden önce taşınmazları dava dışı kişilere devrettiği, ..., ... ve ... mirasçıları tarafından 10.09.1965 tarihli temlike ilişkin olarak da açılan Mersin 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/.... Esas, 2016/... Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği, davacının aşamada ölümü üzerine vasisi ...’in mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle HMK'nın 190. ve TMK'nın 6. maddeleri uyarınca iddianın usulünce kanıtlanamadığı gözetilerek dahili davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Dahili davacının temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.