Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3351 K.2025/3411
1. Hukuk Dairesi 2024/3351 E. , 2025/3411 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/138 E., 2024/1185 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; dava konusu 2388 parsel sayılı taşınmazda davalı ... ile birlikte paydaş olduklarını, davalı ...'ye verdiği vekaletname ile davalının taşınmazdaki 2/6 payını eşi olan diğer davalı ...'e muvazaalı olarak satış suretiyle devrettiğini, kendisine herhangi bir bedel de ödenmediğini, taşınmazı yıllardır kullanamadığından kâr elde edemediğini ve zarara uğradığını ileri sürerek muvazaa nedeniyle tapu kaydının iptali ile payı oranında adına tescilini, olmadığı takdirde bedelinin tahsilini, ayrıca devir tarihinden dava tarihine kadar uğradığı maddi zararın tespiti ile şimdilik 1.000,00 TL’nin davalılardan tahsilini istemiş, davacı vekili aşamada davalı tarafından üçüncü kişiye devredilen 1/6 pay yönünden davasını atiye terk ettiğini bildirmiştir.
Davacı vekili aşamada; daha önce dava konusu aynı taşınmaz hakkında vekalet görevinin kötüye kullanılmasına dayalı olarak Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı dosyası üzerinden açtığı tapu iptali ve tescil davasında davalının hileli davranışları sonucunda feragat edildiğini belirtip feragatin irade fesadı nedeniyle geçersizliğine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; iddiaların doğru olmadığını, davacının daha önce aynı taşınmaz hakkında Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı dosyası üzerinden aleyhlerine tapu iptali ve tescil davası açtığını, davacının davadan feragat etmesi üzerine davanın reddine karar verilerek kararın kesinleştiğini, anılan davanın eldeki dava için kesin hüküm teşkil ettiğini, taraflar arasında ticari ilişkiler nedeniyle alacak-borç ilişkisinin mevcut olduğunu, davacının borçlarını ödemesi için protokoller düzenlediklerini, ancak davacının protokol şartlarına uymayarak borçlarını ödemediğini, düzenlenen protokol gereğince davacının devredilen 2/6 payının 1/6'sının davacının gösterdiği dava dışı üçüncü kişiye devredildiğini, kalan 1/6 payın ise davacının 31.12.2013 tarihine kadar 1.500.000,00 TL ödemesi halinde kendisine geri devredileceğinin kararlaştırıldığını, ancak davacının ödeme yapmadığını, muvazaa ya da vekalet görevinin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli 2017/361 Esas, 2017/524 Karar sayılı kararıyla; davacı tarafından daha önce dava konusu aynı taşınmaz hakkında Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı dosyası üzerinden açtığı davanın eldeki dava için kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 23.10.2018 tarihli ve 2018/1380 Esas, 2018/1845 Karar sayılı kararıyla; eldeki dava ile davacı tarafından önceden açılıp feragat nedeniyle reddedilip kesinleşen Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı dava dosyasının konusu, tarafları ve dava sebeplerinin (maddi vakıalar) aynı olduğu, davacının eldeki davada tapu iptali-tescil, olmazsa bedel ve yolsuz tescilden kaynaklı maddi zararının tahsilini istediği, bu durumda tapu iptali tescil, terditli bedel isteği yönünden anılan davanın eldeki dava için kesin hüküm oluşturduğu, Mahkemece iptal - tescil, terditli bedel isteği yönünden usulden red kararı verilmesinin doğru olduğu, ancak davacının eldeki davada maddi tazminat talebinin aynı taraflar arasında olsa dahi konusu farklı olduğundan kesin hükümden söz edilemeyeceği, maddi tazminat talebi yönünden esas hakkında bir karar verilmesi gerektiği, diğer yandan davacı vekilinin istinaf dilekçesinde Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı dosyasında yapılan feragatin hile nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürdüğü ancak Mahkemece bu husus yönünden de bir araştırma yapılmadığı gerekçesiyle hüküm ortadan kaldırılarak Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 24.12.2020 tarihli ve 2018/644 Esas, 2020/624 Karar sayılı kararı ile; davacının Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı dosyasından davalının hilesi ile feragat ettiği iddiasının ispatlanamadığı, Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı dosyasının eldeki tapu iptali - tescil, olmazsa bedel isteği yönünden kesin hüküm teşkil ettiği, ayrıca taraflar arasında düzenlenen protokollerdeki imzanın Adi Tıp Kurumu raporuyla davacıya ait olduğunun tespit edildiği, davacı devir tarihinden dava tarihine kadar uğradığı maddi zararların da tazminini istemişse de tapu iptal-tescil talebinde haksız olan davacının maddi tazminat talep etme hakkının da olmadığı gerekçesiyle tüm talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 06.07.2021 tarihli ve 2021/348 Esas, 2021/1152 Karar sayılı kararıyla; dosyaya sunulan protokollerden 19.12.2012 tarihli protokol üzerinde imza incelemesi yaptırıldığı ve imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği, ancak 13.02.2013 tarihli protokol hakkında imza incelemesi yaptırılmadığı, ayrıca davacı tanık deliline dayandığı halde Mahkemece davacının tanık isimlerini bildirmesi için davacı vekiline süre verilmediği, Mahkemece feragatin irade fesadından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda araştırma ve inceleme yapılmadığı, bu konuda tanıkların dinlenmediği, ayrıca harcın tamamlanması açısından dava konusu taşınmazın değeri ve talep edilebilecek ecrimisil miktarının da bilirkişi raporuyla tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle hüküm ortadan kaldırılarak Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, her ne kadar istinaf kararında 13.02.2012 tarihli sözleşme üzerinde de imza incelemesi yapılması gerektiği belirtilmiş ise de kaldırma kararından sonra davalılar vekilinin duruşmada 13.02.2012 tarihli sözleşme aslının bulunamadığı, ayrıca protokolde davacı yerine kardeşi ... tarafından imza atıldığının beyan edildiği, davacının imzasının bulunmadığı ve fotokopi belge üzerinden imza incelemesi de yapılamayacağından 13.02.2012 tarihli belge üzerinde imza incelemesi yaptırılmadığı, dinlenen tanık beyanlarıyla davacının taşınmazın iade edileceği inancıyla iradesi fesada uğratılarak önceden açtığı Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı davadan feragat etmesinin sağlandığı, bu nedenle feragatin geçerli olmadığı, dosyadaki protokoller ve dinlenen tanık beyanlarına göre davacının dava konusu taşınmazdaki 2/6 payını kardeşi ...'ın davalı ...'ye olan borcu nedeniyle teminat olarak davalıya devrettiği, taşınmazın bilirkişilerce tespit edilen değeri dikkate alındığında 1/6 payının protokolde kararlaştırılan borcu karşılamaya yettiği, davacının zaten aşamada 1/6 pay yönünden davasını atiye terk ettiği, bu nedenle kalan 1/6 pay yönünden tapu iptal - tescil ve ecrimisil isteğinde davacının haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, atiye terk edilen 1/6 pay yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer dava konusu 1/6 pay yönünden ise tapu iptali-tescil ve ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı ...'ye verdiği vekaletname ile davacının dava konusu taşınmazdaki 2/6 payının diğer davalı ...'e devredildiği, davacının aşamada 1/6 pay yönünden davasını atiye terk ettiği, taraflar arasında yapılan protokoller ve tanık beyanları ile davacının dava dışı abisi ...'ın davalı ...'ye borcu sebebiyle dava konusu taşınmazdaki 2/6 payın teminat amacıyla davalıya devredildiği, yapılan protokoller gereğince 1/6 hissenin dava dışı ...'a devredildiği, eldeki dava devam ederken bu hisse yönünden davanın atiye bırakıldığı, ... İhtisas Dairesinin raporunda 19.12.2012 tarihli ve 12.03.2013 tarihli protokollerdeki imzaların davacıya ait olduğunun belirlendiği, her ne kadar 13.02.2012 tarihli sözleşmedeki davacının imzası yönünden inceleme yapılmasa da, bu sözleşmenin diğer protokollerle içerik olarak benzer olduğu ve aykırı bir durum bulunmadığı, davacının 19.12.2012 tarihinde yapılan ilk protokol uyarınca Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/463 Esas, 2012/435 Karar sayılı dosyasından feragat ettiği, feragatten sonra taraflar arasında 12.03.2013 tarihinde ek bir protokol daha yapılarak davacının isteği üzerine taşınmazın 1/6 payının dava dışı...'a devredildiği, anılan protokolde 31.12.2013 tarihine kadar kalan 1.500.000,00 TL borcun ödenmesi halinde kalan 1/6 hissenin davacıya devredileceği hususunun kararlaştırıldığı, dolayısıyla davacının feragat beyanında iradesinin fesada uğratılmasının söz konusu olmadığı, davacı ile davalı ... arasında inanç ilişkisinin bulunduğu, vekalet görevinin kötüye kullanılması veya muvazaanın söz konusu olmadığı, davacının 12.03.2013 tarihli protokole göre kalan borcunu ödediğine dair dosyada delil bulunmadığı, dolayısıyla 1/6 pay yönünden tapu iptal tescil, terditli bedel isteğinin kesin hüküm nedeniyle reddedilmesi gerekirken kabulünün doğru olmadığı, davacının ecrimisil isteme hakkının da bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hüküm ortadan kaldırılarak atiye terk edilen 1/6 pay yönünden davanın açılmamış sayılmasına, diğer dava konusu 1/6 pay yönünden açılan tapu iptal-tescil olmazsa bedel isteğinin kesin hüküm nedeniyle reddine, ecrimisil isteğinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalıların davaya süresinde cevap vermediklerini, dosyaya 19.12.2012, 13.02.2013 ve 12.03.2013 tarihli 3 adet protokol sunulduğunu, bunlardan ikisindeki imzanın davacıya ait olduğunu ancak 13.02.2013 tarihli protokolde davacının yerine abisi ...'ın imza attığının davalılar tarafından kabul edildiğini, protokollerin hiçbirinde davalı ...'in imzasının bulunmadığını, davalı eşi ...'nün ... yerine imza attığını, davalı ...'ye kendisinin borcu olmadığını, asıl borçlunun abisi ... olduğunu, davalı ...'nün dava dışı ...'ın borcu nedeniyle vekalet görevi kötüye kullanılarak taşınmazı eşi ... adına tescil ettirdiğini, taşınmazdaki payının geri verileceğine inandırılarak protokollere imza attığını ve önceden açtığı davasından feragat ettiğini, devir karşılığında kendisine herhangi bir bedel ödenmediğini, feragat edilen dava ile eldeki davanın konusunun birebir aynı olmadığını, eldeki davanın aynı zamanda satış sözleşmesinin bedelsiz oluşu, taşınmazın gerçekte davalı ...'in zilyetliğinde değil ...'nün zilyetliğinde ve kullanımında olduğunu, ...'in paravan olarak kullanıldığı iddiasına dayandığı, davalı ...'nün, abisinin borcunu fırsat bilerek kendisinden vekaletname alıp taşınmazı eşine devrettiğini, sırf taşınmazını kurtarmak amacıyla protokoller düzenlediğini, protokol gereğince davalıya ödenen 100.000,00 TL'nin iadesine karar verilmediğini ve yine verilen çeklerin akıbetinin araştırılmadığını, davalıların bu şekilde mükerrer tahsilat yaptıklarını, eğer protokoller geçerli sayılacaksa davacı tarafından verilen şeylerin de iadesinin gerektiğini, davalıların devir tarihinden itibaren taşınmazı kullanarak semerelerinden yararlandığını, bu nedenle verdiği zararlardan sorumlu olması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması ve muvazaa hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali - tescil, olmazsa bedel ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davacının .... Noterliğinin 23.01.2012 tarihli vekaletnamesi ile dava konusu taşınmazın satışı hususunda davalı ...'yü vekil tayin ettiği, vekil ...'nün dava konusu 2388 parsel sayılı taşınmazdaki davacının 2/6 payını 13.02.2012 tarihinde eşi olan davalı ...'e satış suretiyle devrettiği, davalı ...'in taşınmazın 1/6 payını 12.03.2013 tarihinde dava dışı...'a satış yoluyla devrettiği anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.