Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/3696 K.2025/3324

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3696 📋 K. 2025/3324 📅 26.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/3696 E.  ,  2025/3324 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/722 E., 2024/536 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/19 E., 2022/57 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının ortak miras bırakanlardan intikal eden ... ... Mahallesinde bulunan bir kısım taşınmazların davacı ile diğer kardeşlere paylaştırıldığını, davalının kendi hissesini almasına rağmen, davacıya ait olan 3966 ve 3954 parsel sayılı taşınmazları da kadastro tespiti sırasında kendi adına tespit ettirdiğini, rızaen davacıya verilmediği takdirde dava açılacağı hususunun davalıya ihtar edilmesine rağmen herhangi bir cevap alınmadığını, davacının kadastro tespitinden önceki dönemde sağlık sorunları olduğunu ve sağlığına kavuştuğunu belirterek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekil cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların mesnetsiz olduğunu, davacının hayatı boyunca sağlıklı bir birey olduğunu ve kadastro tespitine hiçbir itirazının olmadığını, çekişmeli 3954 parsel sayılı taşınmazın 400 m2’sinin tarafların ortak murisinden davacıya intikal ettiğini, 204 metrekaresinin ise davalıya intikal ettiğini, davacının payını 07.08.2003 tarihli senetle davalıya sattığını ve bedelini tahsil ettiğini, taşınmazın zilyetliğinin de davalıya teslim edildiğini, davalının taşınmazı malik sıfatı ile uzun yıllardır kullandığını, davacının 3966 parsel sayılı taşınmazı da davalıya eski yıllarda satarak zilyetliğini devrettiğini, tarafların kardeş olmaları ve o dönem samimi olmaları nedeniyle bu parsel için senet düzenlenmediğini, her iki taşınmazın da uzun yıllardır davalının zilyetliğinde olduğunu, davanın kötü niyetli olarak açıldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararıyla; davacı ve davalının kardeş oldukları, dava konusu taşınmazların tapulama işlemleri 2016 yılında yapılsa da, kadastro tespit tutanakları ve tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere dava konusu taşınmazların uzun yıllardır davalının kullanımında olduğu ve davalının tasarrufunda bulunduğu, dinlenen tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazlardan 3954 parselin bir kısmının, 3966 parselin de tamamının davacıya taksim olarak babasından intikal ettiği, dava konusu taşınmazların tapusuz taşınmazlar olması gözetilerek davacı tarafından 2003 tarihinde bir tanesini muhtar senedi ile bir tanesini de sözlü olarak davalı olan abisine satış yapıp devrettiği, davalı tarafça davacı tarafa satış bedelinin ödenmiş olduğunun ispatlandığı, ayrıca davacı tarafın öncelikle fiil ehliyetinin bulunmadığı savunması gözetilerek tüm tedavi evrakları celp olunarak Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alındığı ve davalının satış işleminin yapıldığı tarihlerde fiil ehliyetini haiz olduğu, davacı tarafça davanın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesini ve aşamadaki beyanlarını tekrar etmiş, dava konusu taşınmazlarla ilgili davacıya ödeme yapılmadığını, istinaf itirazlarının değerlendirilmediğini, Mahkeme ilamının yeterli gerekçe içermediğini, davacının 07.08.2003 tarihli satış senedinin yapıldığı sırada POTT hastalığı, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı ile mücadele ettiğini, akıl zayıflığı, sarhoşluk ve bunlara benzer sebeplerin etkilerinin göz ardı edildiğini, dosya kapsamından davalının davacının iradesini bozar vaziyetteki hareketlerinin değerlendirilmediğini, hile haline ilişkin iddialarının İstinaf Mahkemesince değerlendirilmediğini, satım sözleşmesine dayanak edilen belgedeki imzanın davacının hastanede yattığı sırada hile ile alındığını, senedin davacıya hastahaneye yatarken imzalatılıp tarihinin sonradan doldurulduğunu, satış bedelinin ödendiği hususunun ispata kabil delille ispatlanmadığını, Mahkemece sözlü satım sözleşmesi akdedildiğinin belirlenmesinin yanlış olduğunu, davalı tanıklarının beyanına neden üstünlük tanındığının hükümde açıklanmadığını, tanıklarından birinin dinlenilmediğini, Mahkemece taşınmazların tam bedeli üzerinden yargılama gideri ve vekalet ücreti takdir edilmesine rağmen İstinaf Mahkemesince bu hususta da düzeltme yapılmadığını, davaya dayanak edilen ATK raporunun belirsiz olup hükme dayanak olamayacağını, ATK raporu ile neredeyse 20 yıl önce gerçekleşen olayda davacının fiil ehliyetine sahip olup olmadığını tartışması ve fiil ehliyetine ilişkin tespit yapmasının doğru olmadığını, davacının uyuşturucu madde bağımlısı olması nedeniyle aileden dışlandığını, davacının durumunu kardeşlerinin kötüniyetli olarak babalarından kalan malları kendi üstlerine geçirmek amacıyla kullandıklarını, senet tarihinden bir gün sonra davacının hastahaneye yatırıldığını, kişinin hastahaneye yatmadan önce malvarlığını elden çıkarmasının hayatın olağan akışına ters olduğunu, satışa ilişkin belgedeki imzanın sıhhatli bir imza olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Kocaeli ili, ... ilçesi, .../... köyünde bulunan 3959 parsel sayılı 604,67 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeniyle, 3966 parsel sayılı 374,27 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı dava konusu taşınmazların babasından kendisine kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf talebi de Bölge Adliye Mahkemesince reddedilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; Mahkemece yapılan keşifte mahalli bilirkişi dinlenilmemiş, davacı tanıkları usule aykırı şekilde duruşmada dinlenmiş, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin ne sıfatla, hangi hukuki nedene dayalı olarak ve kim tarafından sürdürüldüğü kesin olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle çekişmeli taşınmazlara komşu tüm taşınmazların kadastro tutanak örnekleri ile dayanak kayıtları ve oluşmuşsa tapu kayıtları dosyaya kazandırılmalı, sonrasında mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan dosya arasında bulunan senedin sınırları okunmak suretiyle kapsamı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazların öncesinde kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, satışa konu olup olmadığı, taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı hususlarında somut olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı, beyanlar arasında çelişki oluşması halinde, bu çelişkilerin ve önceki keşiflerdeki beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; uyuşmazlığın çözümünde komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılmalı, bu yolla çekişmeli taşınmazların kime ait olduğu hususu kesin olarak belirlenmeli; beyanlar arasında oluşabilecek çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisinden keşfi takibe elverişli ve senet uygulamasını gösterir krokili rapor alınmalı ve bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacının adli yardım talebinin İlk Derece Mahkemesince kabul edildiği ve kararı temyiz ederken harç yatırmadığı gözetilerek harca ilişkin hüküm kurulmasına yer olmadığına,
Dosyanın Kocaeli 6. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.