Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2042 K.2025/3319

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2042 📋 K. 2025/3319 📅 26.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2042 E.  ,  2025/3319 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2074 E., 2023/1779 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... köyünde bulunan 3001 parsel sayılı taşınmazı davacının murisi annesi ...(...), ölü ... ve ...’ın eşit olarak paylaştığını, kadastro tespiti sırasında toplamda 10.359 m2 olan arsanın 4.119,40 m2'sini davalıların murisi ...'ın 3001 ada 48 parsel olarak kendi adına yazdırdığını, 2.997,81 m2'sini kardeşi ölü ... adına, 3.043,13 m2'sinin davacının murisi ...(...) adına tespit gördüğünü, her bir mirasçının tapuda hissesinin 3.453 m2 olması gerekirken davalıların murisi ...'ın 4.190,40 m2'lik bölümü kendi üzerine yazdırarak 666 m2 fazla yer aldığını, davalıların murisi ... adına fazla tescil gören 666 m2'lik bölümün tapu kaydının iptali ile 333 m2'sinin davacı adına tescilini, geri kalan 333 m2'sinin ... hissesine eklenmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında ... hissesine yönelik davadan feragat edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar ... ve müşterekleri; dava konusu taşınmazın paylaşımla murislerine düştüğünü, mirasçıların taşınmazların taksimi konusunda rızai taksim senedi düzenlediklerini, murislerinin kedisine düşen taşınmazı 1992 yılından itibaren dikenli tel ile koruma altında aldığını, dava konusu taşınmzın sınır tecavüzünün söz konusu olmadığını, murislerinin taşınmazının fazla olmasının sebebinin imar edilerek kazanılması olduğunu, komşu parsel dahi olmayan davacının ve diğer mirasçıların dava konusu taşınmazda hakları bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararıyla; davacı her ne kadar ilgili taşınmazın sözlü taksim sözleşmesiyle kendisine bırakıldığını belirtse de sözleşmenin taşıması gereken yazılılık unsurunu ispat edememekle birlikte dinlenen tanıklardan da sözlü sözleşmenin varlığının ispatlanamadığı, bunun aksine davalıların yazılı taksim sözleşmesini dosya arasına sundukları ve tanıkların bu yazılı sözleşmeyi doğruladığı, davacı tarafça taksime dayalı olarak dava açıldığı ve taksim olgusu ispatlanamadığı, aksine davalıların sundukları taksim sözleşmesini tanık beyanlarıyla ispatladıkları, davacı ... yönünden davadan feragat ettildiği ve feragatin kabule bağlı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dosya kapsamından çekişmeli taşınmaz ile komşu bir kısım taşınmazların öncesinde tarafların ortak mirasbırakanına ait olduğu ve kadastro tespitinden önce paylaşıldığı noktasında ihtilaf olmadığı, uyuşmazlığın paylaşımın eşit olup olmadığı yönünde bulunduğu, davacının çekişmeli taşınmaz ile dava dışı bir kısım komşu taşınmazların paylaşımının metre kare bazında eşit olması gerektiğini ve bu haliyle davalılar murisine fazla m2 olacak şekilde yer yazıldığını öne sürerek dava açtığı, bu halde iddianın ileri sürülüş biçimine göre ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, mahkeme gerekçesinde de açıklandığı üzere kadastrodan önce tapuya kayıtlı olmayan tapusuz taşınmazlar yönüyle taksim ve şeklinin tanık beyanları ile de ispatlanabileceği, bu kapsamda yapılan değerlendirmede istinaf dilekçesinde ileri sürülen istinaf nedenleri de gözetildiğinde davacının paylaşımın eşit m2 üzerinden yapıldığı iddiasını kanıtlayamadığı gibi eşit paylaşımın taksimin bir geçerlilik şartı da olmadığı, kaldı ki davacı adına kayıtlı taşınmazlar ile nizalı taşınmaz arasında başka parsel bulunup davacı adına kayıtlı taşınmazlar ile nizalı taşınmaz birbirine komşu olmadığından aralarında ortak bir sınır bulunmadığı gerekçesi ile verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı açıklanarak davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Nedenleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosyada urgan ölçüm krokisinin mevcut olduğunu, hassas ölçüm yapılmadığını, davalıların murisinin yanlış beyanla hakkından fazlasını adına tespit ettirdiğini, davalı murisinin taşınmaza su getirme işleminin ortak sulama olduğunun beyan edildiğini, delillerinin tam olarak toplanıp değerlendirilmediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Kütahya ili, Merkez ilçesi, ... köyünde bulunan 3001 ada 48 parsel sayılı 4.119,40 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.