Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2352 K.2025/3332

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2352 📋 K. 2025/3332 📅 26.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2352 E.  ,  2025/3332 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/755 E., 2025/285 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Niğde ili, Çamardı ilçesi, ... köyünde bulunan 2570 parsel sayılı taşınmazın davacı tarafından babasıyla birlikte kullanıldığını, babasının 1989 yılında ölümünden sonra davacının taşınmazı 07.08.2023 tarihine dek kullandığını, 1960'lı yılların sonu itibariyle çokça ağaç diktiğini, taşınmazın 07.08.2023 tarihinde davalı ... tarafından davalı ...'a satılması nedeniyle ... adına kayıtlı olduğunu, davacının bu hususu ...'ın kendisini taşınmaza sokmak istemediğinde öğrendiğini, tapu kayıtları incelendiğinde taşınmazın 1970 yılında mirasbırakan İbrahim tarafından ... ... ...'e satıldığı görülmekte ise de gerçek bir satışın söz konusu olmadığını, mirasbırakanın okuma - yazma bilmediğini ve başkasına ait olması muhtemel imzasının incelenmesi gerektiğini, ... ... ...'in ölümüyle sırasıyla mirasçısı davalı ... ve daha sonra ...'ın malik olduğunu, tüm maliklerin taşınmazın mirasbırakan İbrahim'e ait olduğunu bilerek kötü niyetle hareket ettiğini, yolsuz tescil söz konusu olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceğini belirterek taşınmazın tapu kaydının davacının miras hissesi oranında iptali ile davacı adına tescilini, olmazsa şimdilik 100,00 TL olmak üzere tespit edilecek tutarının yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'tan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın dedesi ...'den miras yoluyla gelen annesi ... ... payı olmak kaydıyla annesinin rızasıyla babası olan ... ... adına tescil edildiğini, babasının ölümünden sonra kardeşleri arasında yapılan miras paylaşımında kendi adına tescil edildiğini, mirasbırakan İbrahim'in diğer çocuklarına da 1970 yılında paylaşım yaptığını, davacının öz dayısı olması nedeniyle taşınması uzun yıllar kullanmasına kendisinin rıza gösterdiğini ve daha sonra ihtiyaç nedeniyle taşınmazı sattığını, yapılan tespite kardeşler tarafından yasal sürede itiraz edilmediğini ve tapu evraklarına göre hileli bir satışın bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, iptalin gerekmesi halinde ...'den miras yoluyla geçen tüm taşınmazların iptal edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, satışın üzerinden 53 yıl geçtiğini, davanın tapu düzeltim ya da muris muvazaası davası olmadığını, tescillerde usulsüzlüğün bulunmadığını, davalının iyi niyetli 3. kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazı 590.000,00 TL bedelle satın aldığını ve iyi niyetli 3. kişi olduğunu, yolsuz tescilin bulunmadığını, kendisinin iddia olunan hususları bilebilecek durumda olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın kadastro öncesi yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı olduğu, davacının, mirasbırakanına ait taşınmazların tesis kadastrosu yapılırken hatalı ve hileli işlemlerle kök mirasçının bir kısım mirasları adına tescil edildiği ve muvazaalı işlemle davacının miras payını almasına engel olunduğu iddiasıyla dava açtığı, ancak taşınmazların hiçbir zaman kök mirasbırakan adına tescilli olmayıp tapu maliki tarafından diğer mirasçılara yapılan devir bulunmadığından muvazaa iddialarının dinlenemeyeceği, kadastrodan önceki nedene dayalı iddialara ilişkin davanın taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği 04.01.1990 tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmasının zorunlu olduğu, ancak davanın 08.09.2023 tarihinde hak düşürücü süreden sonra açıldığı, taşınmaz bedeline yönelik istemin de hak düşürücü süreye tabi olmayıp zamanaşımına tabi olduğu, davalıların süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, ifanın hak düşürücü sürenin dolduğu 04.01.2000 tarihinde imkansız hale geldiği, sebepsiz zenginleşmeye dayalı ve genel zamanaşımı süresi olan 10 yıllık sürenin 04.01.2010 tarihi itibarıyla geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedelin tahsili istemine ilişkin olduğu, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağında bu taşınmazla birlikte dava dışı bir kısım parsellerin ... adına kayıtlı iken 1970 yılında satış suretiyle devirlerinin yapıldığının belirtildiği, kadastro tutanağının 04.01.1990 tarihinde kesinleştiği, davacının talebinin bu tarihten önce olduğu iddia edilen bir satışa ilişkin olduğu, 3402 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesinde kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10
yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebebe dayanılarak itiraz olunamayacağının belirtildiği, mülkiyete ilişkin talepler yönünden hak düşürücü süre öngörülmüş olup sürenin dolduğu hallerde taşınmazın aynını talep etme olanağı kalmadığı gibi bedel talep edilmesine de olanak bulunmadığı, bedel talebinin de esas hakkın tabi olduğu süreye tabi olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kadastro işleminin yanlış yapıldığına ilişkin değil kadastro öncesi ve sonrası yapılan tescilin yolsuz tescil olduğuna ilişkin olduğunu, ilk tesis tarihinde işlemlerde hukuki sakatlık bulunduğunu, davalı tarafların davacının taşınmazı kullanmasına uzunca süre ses çıkarmamasının da yolsuz tescili kabul ettikleri anlamına geldiğini, mirasbırakanın imzası ve parmak izinin taklit edilmesi ile taşınmazın yolsuz olarak ... ... ...'e tescil edildiğini, muris muvazaasına dayalı davaların herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi olmadığını, mirasçılar arasında süreye bağlı kalınmaksızın dava açılabileceğini, mahkemece delillerin değerlendirilmediğini ve bilirkişi incelemesine müsaade edilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastrodan önceki hukuki nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden; kök mirasbırakan ...'in 10.11.1989 tarihinde ölümüyle geriye eşi ... ve çocukları davacı ... ile dava dışı ..., ... ve ...'nin kaldığı, ...'nin 1994 yılında ölümüyle geriye eşi ... ... ... ve çocukları ..., ... ve davalı ...'in kaldığı, davaya konu 2570 parsel sayılı 33.100 m2 yüz ölçümlü taşınmazın işbu taşınmazla birlikte 2571, 2572, 2573, 2575, 2577, 2578 parsel sayılı taşınmazların 1937 tarih ve 834 tahrir numaralı vergi kaydı ile ... adına kayıtlı olduğu, kayıt malikinin bu yerini 1970 yılında 7 parçaya bölerek 2571 ve 2575 parselleri uhdesinde bıraktığı, 2570 parseli ... ... ...'e, 2572 parseli ...'e, diğerlerini ise tutanakta adı geçen muhtelif şahıslara satarak zilyetliğini devrettiği belirtilmek suretiyle 31.10.1989 tarihinde ... ... ... adına tespit edildiği, tespitin askı ilan süresinde itiraz edilmeksizin 04.01.1990 tarihinde kesinleştiği, tespit maliki ... ... ...'in 08.05.2016 tarihinde ölümüyle mirasçılarına intikal eden taşınmazın 2021 ve 2022 yıllarında hisselerini davalı ...'e sattıkları, ...'in taşınmazı 11.01.2022 tarihinde davalı ...'a, ...'nin ise 07.08.2023 tarihinde davalı ...'a sattığı, davanın 07.09.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.