Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2055 K.2025/3338

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2055 📋 K. 2025/3338 📅 26.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2055 E.  ,  2025/3338 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/170 E., 2024/145 K.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; Erzurum ili, Uzundere ilçesi, ... Mahallesi kadastro çalışma alanında bulunan ve 151 ada 150 parsel numarası ile kendi adına tapuya kayıtlı taşınmazın bir kısmının, hazır bulunamadığı kadastro çalışmaları sırasında 151 ada ve 155 parsel numarası ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini, ancak davalı Hazinenin dava konusu taşınmaz ile hiç bir ilgi ve alakasının bulunmadığını, dava konusu yerin kendisine ait 151 ada 150 numaralı parselin bir parçası olduğunu, bu nedenle Hazine adına kayıtlı olan dava konusu yerin tapu kaydının iptali ile 151 ada 150 parsele dahil edilerek adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Dava dilekçesi davalı Hazine temsilcisine tebliğ edilmiş, davalı Hazine cevap dilekçesi sunmamıştır.
Dava dilekçesi dahili davalı ... Başkanlığına tebliğ edilmiş, dahili davalı yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 10.09.2020 tarih ve 2018/239 Esas, 2020/198 Karar sayılı kararıyla; davalı Hazine aleyhine açılan davanın kabulüyle fen bilirkişisinin 13.09.2019 tarihli raporunda "A" harfi ile gösterilen 130,93 m²'lik bölümün davalı Maliye Hazinesi adına kayıtlı tapusunun ifraz edilerek iptali ile davacı adına kayıtlı 151 ada 150 parsel sayılı taşınmaza dahil edilerek davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, dahili davalı ... yönünden ise davaya konu taşınmazın Maliye Hazinesi adına kayıtlı olması nedeniyle davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 26.01.2023 tarih ve 2021/773 Esas, 2023/57 Karar sayılı kararıyla; ileri sürülen istinaf nedenlerine, kamu düzenine ilişkin hususlara, dosyadaki belgelere, taraflarca ileri sürülen ve kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle İlk Derece Mahkemesince delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırılık görülmediği gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
2. Dairenin 06.05.2024 tarih ve 2023/2138 Esas, 2024/3235 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece, dava konusu taşınmazın nizalı bölümünde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de varılan sonucun dosya kapsamına uygun bulunmadığı, mahallinde 23.08.2019 tarihinde yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi ... ... 1979 yılında köyden çıktığını, o tarihte dava konusu yerin tepe olduğunu ve kimsenin kullanmadığını, 1985 yılında ise köye geri döndüğünü, bu tarihte de tepeyi kimsenin kullanmadığını, 1985 yılından sonra sağlık ocağı yapıldığını ve ondan sonra da kimsenin kullandığını görmediğini, mahalli bilirkişi ... dava konusu yerin tepe olduğunu, burayı kimsenin kullandığını görmediğini, mahalli bilirkişi...'in ise dava konusu yerin tepe olduğunu, yeri kimin kullandığı konusunda bilgisinin olmadığını belirttiği, keşifte dinlenilen davacı tanıklarından ...'ın dava konusu yerin daha önce davacının babası ... ...'a ait olduğunu ve onun tarafından tarla olarak yaklaşık 1980'li yıllara kadar kullanıldığını, daha sonra köylülerin burayı düzlemesi üzerine kullanmadığını, bu tarihten sonra kimsenin kullandığını görmediğini; davacı tanığı ...'nın dava konusu yerin davacının babası ... ... tarafından tarla olarak kullanıldığını, ...'nin burayı köylüler düzleyip sağlık ocağı yapana kadar kullanmaya devam ettiğini, dava konusu yerin 1980, 1990 yılları arasında düzlendiğini, düzlendikten sonra dava konusu yerin hiç kullanılmadığını; davacı tanığı ...n'ın ise dava konusu yerin daha önce tepe olduğunu, muhtarın buraya yol yaptırdığını ve dava konusu yeri düzlettiğini, daha sonra buraya sağlık ocağı yapıldığını, dava konusu yeri davacının ya da babası ...'nin kullandığını görmediğini belirttiği, dosya kapsamı, mahallinde dinlenilen tanık ve mahalli bilirkişilerin beyanlarından davacının babası tarafından kullanılan dava konusu taşınmazın köylüler tarafından düzeltildiği, düz bir alan olarak kaldığı, sonrasında yanına sağlık ocağı yapıldığı, ancak davacı ya da muris babasının zilyetlikle kazanmayı sağlayacak imar-ihyadan sonra en az 20 yıl süren nizasız, fasılasız ve ekonomik amaca uygun zilyetliğinin bulunmadığının anlaşıldığı, hâl böyle olunca, Mahkemece dava konusu taşınmazın nizalı bölümü üzerinde davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Dairenin bozma kararına uyularak davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı temyiz dilekçesinde özetle; mahalli bilirkişi ve tarla sınır komşusu olan ...'ın dava konusu yerin düzeltilmeden önce ve sonrasında babası ve kendisi tarafından kullanıldığını beyan etmesine rağmen beyanlarının dikkate alınmadığını, dava konusu yer ve bitişiklerinin kendisine ve kardeşlerine ev yapmaları amacıyla verildiğini, dava konusu (A) harfi ile gösterilen yerin üst yan bitişiğinde küçük kardeşinin ve onun hemen üst bitişiğinde büyük abisinin bahçeleri ve evi olduğunu, dava konusu yerin düzeltilmeden önce tarla ve bahçe olarak babası tarafından kullanıldığını, tepe üst kısmı düzeltildikten sonra babasının, arazisinin bir kısmını sağlık ocağı yapılması için verdiğini, geri kalan kısımların ise düz doğrultuda olacak şekilde kardeşleri ve kendisine ev yeri olarak verildiğini, kardeşlerine ait iki bahçenin düz bir şekilde ilerleyerek kendi arazisinin başlangıç noktasına kadar geldiğini, dinlenilen bazı mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmaza yakınlıkları olmadığını, ifadelerine göre belirtilen tarihlerde köyde yaşamadıklarını, bu yüzden dava konusu yerin kullanılıp kullanılmadığı konusunda bilgi sahibi olma olanaklarının bulunmadığını, mahalli bilirkişi ...'ın ise bitişik arsa komşuları olup bilgi sahibi olmasına rağmen beyanlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda 1974-1984 ve 2004 yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu yerin kullanıldığına dair uzman bilirkişi raporu olduğunu, bu rapor dikkate alınmadan karar verildiğini ileri sürerek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali-tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Kadastro sonucu; Erzurum ili, Uzundere ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 151 ada 155 parsel numaralı taşınmaz 4.128,08 m² yüz ölçümü ve arsa vasfı ile Maliye Hazinesi adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı tarafından 151 ada 150 parsel numarası ile kendi adına tapuya kayıtlı taşınmazın bir kısmının, kadastro çalışmaları sırasında 151 ada 155 parsel numarası ile davalı Hazine adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek Hazine adına kayıtlı olan dava konusu yerin tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesi talebiyle dava açılmıştır.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozma kararına uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararına uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.