Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1744 K.2025/3280

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/1744 📋 K. 2025/3280 📅 25.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/1744 E.  ,  2025/3280 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Çorum ili, ... ilçesi, ... köyü 101 ada 38 parsel sayılı taşınmazı müvekkilinin tüm birikimleri ve malvarlığı ile inşa ettiğini, taşınmazın zilyetliğinin yaklaşık 60-65 yıldır müvekkilinin ve ailesinin elinde bulunduğunu, ... Kaymakamlığının 27.08.2021 tarihli ve 35 sayılı kararı ile söz konusu taşınmazın mera vasfı sınırları içerisinde olduğunun öğrenildiğini, içerisinde 2 adet ev ve avlusu bulunan müvekkilinin kullanımındaki 103 ada 38 parseldeki taşınmazın mera statüsünde değerlendirilmesine yönelik işlemlerin usule uygun olmadığını, zira dava konusu taşımazın yaklaşık 70 yılı kapsayan bir dönemde müvekkilinin kullanımında olduğunu, söz konusu taşınmazın köy içi sınırları içerisinde bulunduğunu, taşınmazın toprak yapısı dikkate alındığında mera vasfı taşımadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde müvekkili tarafından 2 adet ev inşaa ettirilmiş olduğu hususunun ... Kaymakamlığının 27.08.2021 tarihli ve 35 sayılı kararı ile de sabit olduğunu ileri sürerek dava konusu 103 ada 38 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın mera vasfını yitirmiş olması nedeniyle taşınmazın mera vasfının iptali ile vasıf değişikliği sonucunda taşınmazın müvekkili adına tesciline, bu durumun mümkün olmaması halinde ise terditli olarak açılan eldeki davada ... ilçesi, ... köyü 103 ada 38 parselde kayıtlı bulunan taşınmaz üzerine müvekkili tarafından inşaa edilen 2 adet evin müvekkiline tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın mera vasfında olması nedeniyle 28.03.1994 tarihinde Mera, Yaylak ve...'nün 42. sayfasına tescil edildiğini, davacının dava konusu taşınmaza hiçbir şekilde zilyet olamadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Tüzel Kişiliği davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları sırasında "mera" vasfıyla orta malı olarak tespit edildiği ve sonrasında 28.03.1994 tarihinde Mera Yaylak ve...'nün 42. sayfasına tescil edildiği, dosyada alınan mevcut raporların usul ve yasaya uygun olduğu, gerek mera tahsis kararı, gerek tapu kaydı, gerekse mahallinde keşif yapılmak suretiyle düzenlenen bilirkişi kurulu kök ve ek raporlarında belirtildiği üzere, davaya konu Çorum ili, ... ilçesi, ... köyü 101 ada 38 parselde kayıtlı taşınmazın 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki alanlardan olduğu ve üzerine ev yapılmak suretiyle davacı ile öncesinde onun murisleri tarafından işgal edildiği, dava konusu taşınmaz üzerinde meraya has olup kendiliğinden yetişen ve hayvan otlatılmasında kullanılan tek ve çok yıllık bitkilerin tahrip edildiği, bu haliyle dahi toprak yapısında herhangi bir değişikliğin olmadığı, ancak bitki örtüsünün bozulduğu, sonuç olarak; dava konusu taşınmaz mera vasfıyla sınırlandırılmış ve tahsis edilmiş olduğundan davacı tarafından zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığı, meraların süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle mülk edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, dava konusu edilen taşınmaza ait kadastro tutanağının 28.03.1994 tarihinde kesinleştiği, dava tarihinin ise 27.01.2022 tarihi olması nazara alındığında Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süreden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak dava açılmış olmasına göre, Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; verilen kararın hukuken hatalı olduğunu, ayrıca zaman aşımına ilişkin genel bir hükme dayanılmasının da somut olay açısından doğru olmadığını, mülkiyet hakkına dayanılarak açılan davalarda zaman aşımının işlemeyeceğini, dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davacı müvekkilinin dava konusu taşınmazı 80 yıldır elinde bulundurduğunu ve taşınmazın hiçbir zaman mera olarak kullanılmadığı dikkate alınmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hatalı ve usule aykırı olduğunu, tekrardan keşif yapılması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Çorum ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 103 ada 38 parsel sayılı taşınmazın 21.09.1993 tarihinde mera olarak tespit edildiği ve söz konusu tespitin 28.03.1994 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 27.01.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.