Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4402 K.2025/3285

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4402 📋 K. 2025/3285 📅 25.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/4402 E.  ,  2025/3285 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1704 E., 2024/1008 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ...; yörede 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, Zonguldak ili, .... ... ilçesi, .../... köyü 397 ada 6 parsel, 397 ada 31 parsel, 397 ada 63 parsel, 394 ada 260 parsel, 394 ada 265 parsel, 394 ada 328 parsel, 394 ada 378 parsel, 394 ada 346 parsel sayılı taşınmazlar ile Zonguldak ili, .... ... ilçesi, ... köyü 214 ada 2 sayılı taşınmazların davalı adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, taşınmazların muris...'dan kaldığını ve miras hissesi olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.
II.CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesi ile; dava konusu taşınmazların muris babalarının sağlığında her türlü bakımlarının miras bırakan tarafından yapıldığını, murisin dava konusu yerleri kendisine hibe ettiği için taşınmazların zilyetliğinin kendisi tarafından sürdürüldüğünü, dava konusu taşınmazlardaki fındıklıkların ve meyve ağaçlarının da kendisi tarafından meydana getirildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; çekişmeli taşınmazların üzerinde yer alan fındık ağaçları ve yapıların öncesi itibariyle muristen intikal eden yerlerden olup-olmadığının belirlenmesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gereğine değinilen önceki tarihli kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonucunda, murisin çekişmeli taşınmazları ölene kadar oğlu olan davalı ile birlikte kullandığı ve zilyetliğini kesmediği, bu haliyle davalının taşınmazların muris tarafından kendisine hibe edildiğine ilişkin iddiasını ispat edemediği gibi, murisin terekesinin taksim edildiği yönünde iddia ve savunmanın da bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazlarda davalı ...'ın hissesinin .... .... Noterliğinin 28.03.2018 tarih, 2261 yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca davacı ...'ın miras hissesi oranında iptali ile iptal edilen hisselerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre çekişmeli 214 ada 2 parsel sayılı taşınmaz haricindeki yerlerin evveliyatında tarafların ortak murisi...'ın zilyetliğinde olduğu, ölümüyle mirasçılarına intikal ettiği, tüm mirasçıların bir araya gelmek suretiyle terekeyi taksim etmedikleri, muris... tarafından sağlığında davalıya yapılan bir bağış işlemi olmadığı, davalının taşınmazlardaki kullanımının tüm mirasçılar adına sürdürüldüğü, bu nedenle 214 ada 2 parsel sayılı taşınmaz haricindeki yerler yönünden davanın kabulüne dair hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; ne var ki dava konusu taşınmazlardan 394 ada 260, 378 parsel, 397 ada 31 ve 63 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki fındıkların murisin sağlında davalı tarafından dikildiği ve ona ait olduğu anlaşıldığına göre bu taşınmazlar yönünden Kadastro Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca davalı adına beyanlar hanesine şerh verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edildiği, öte yandan 214 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden daha evvel davanın reddine dair verilen kararın davacı tarafından istinaf edilmediği anlaşılmakla, oluşan kazanılmış hak gözetilmek suretiyle bu parsele ilişkin önceki kesinleşen karar gibi davanın reddine hükmedilmesi gerekirken, bu gereğe riayet edilmemesinin isabetsiz olduğu belirtilerek davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, .... ... 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.03.2022 gün ve 2020/142 Esas- 2022/77 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulması suretiyle,
1-Dava konusu 214 ada 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine,
2- Dava konusu diğer taşınmazlar yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile, çekişmeli taşınmazlarda davalı ...'ın hissesinin .... .... Noterliğinin 28.03.2018 tarih, 2261 yevmiye numaralı mirasçılık belgesi uyarınca davacı ...'ın miras hissesi oranında iptali ile iptal edilen hisselerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline,
394 ada 260 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fındıklığın 3402 sayılı Yasa'nın 19/2. maddesi gereğince ...'a ait olduğunun tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine,
394 ada 378 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fındıklığın 3402 sayılı Yasa'nın 19/2. maddesi gereğince ...'a ait olduğunun tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine,
397 ada 31 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fındıklığın 3402 sayılı Yasa'nın 19/2. maddesi gereğince ...'a ait olduğunun tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine,
397 ada 63 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan fındıklığın 3402 sayılı Yasa'nın 19/2. maddesi gereğince ...'a ait olduğunun tutanağın beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının çekişmeli taşınmazların davalının ve bilirkişilerin hileli beyanları üzerine davalı adına kayıt ve tescil edildiği iddiasıyla eldeki davayı açtığını, bu nitelikte bir iddia ile açılan davanın kabulü cihetine gidilmesinin hatalı olduğunu, dosya kapsamına göre davalının yahut bilirkişilerin hileli beyanları ile tespit yapıldığı iddiasını teyit eder delil ya da tanık anlatımının bulunmadığını, aksine kadastro çalışmaları sırasında murisin sağ olduğunu, ne kadastro çalışmaları sırasında ne de kadastro çalışmaları sonrasında davalı adına yapılan tespitlere herhangi bir itirazda bulunmadığını, aşamalarda davalının hibe iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulüne hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, zira yapılan yargılama ve toplanan delillere göre dava konusu taşınmazların muris tarafından davalıya hibe edildiğinin ispat edildiğini, dava konusu taşınmazların kadastro tutanaklarının 29.03.2008 ile 15.01.2008 tarihinde kesinleştiğini, tarafların murisinin 09.10.2013 tarihinde vefat ettiğini, taşınmazların murisin sağlığında davalı adına tespit ve tescil edildiğini, bu tespit ve tescile murisin bir itirazının olmadığını, murisin sağlığında dava konusu taşınmazların kendisine ait olduğu hususunda bir itirazda bulunmadığını, bu durumun dahi hibe savunmalarını teyit etmesine rağmen aksi yönde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, 397 ada 31 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan fındıklar dışında diğer tüm taşınmazlardaki fındıkların davalı tarafından dikildiğini bu nedenle tüm taşınmazlar yönünden muhdesat tespiti gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 3.996,75 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.