Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/455 K.2025/3296
1. Hukuk Dairesi 2025/455 E. , 2025/3296 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2301 E., 2024/2977 K.
ASIL DAVADA DAVACI - BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
ASIL VE BİRLEŞTİRİLEN DAVADA DAVADA
BİRLEŞTİRİLEN DAVADA
SAYISI : 2020/119 E., 2024/257 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı Hazine vekili; 794 ada 66 parsel sayılı taşınmazın .... Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğünün 20.02.2019 tarih ve 28864 sayılı yazısı gereğince ...Vakfı adına Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesi gereği tescil edildiğini ancak söz konusu taşınmazın tapu kütüğünün nevi kısmında adı geçen vakfa ait vakıf şerhine rastlanmadığını ve kadastro tutanağında ...Vakfı şerhinin üzerinin kırmızı kalem ile çizildiğini, bu haliyle taşınmazın vakıf yoluyla kurulması yönünde tereddüt oluştuğunu, ...Vakfının gayri sahih vakıf olup olmadığının Mahkemece incelenmesi gerektiğini, uzman bilirkişi aracılığıyla vakfın türünün, taşınmaz üzerinde Vakıflar İdaresinin ayni bir hakkının bulunup bulunmadığının, taşınmazın vakfa intikal edip etmeyeceğinin araştırılması gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen 2022/37 Esas sayılı davada davacı vekili; 794 ada 66 parsel sayılı taşınmazın ...Partisi (...) adına kayıtlı iken 14.12.1953 tarihli 6195 sayılı Kanun gerekçe gösterilerek hukuksuz bir biçimde Hazine adına kayıt edildiğini, dava konusu taşınmaza ait tapu kaydının Hazineye geçirilmesine dayanak olarak gösterilen 6195 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesinin 1963/124 Esas, 1963/243 Karar sayılı kararı ile geriye yürürlü olarak iptal edildiğini, siyasi partilerin uhdesinde bulunan taşınır ve taşınmaz tüm mal varlığına el konulduktan sonraki süreçte yürürlüğe giren 19.06.1992 tarih ve 3821 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 2. fıkrası ile el konulmuş mallarının İdare tarafından ilgili siyasi partiye iadesinin sağlanacağını ve bu konuda idareye yükümlülük getirilmesinin kararlaştırıldığını, taşınmazın davalı Hazine adına olan tescilinin yolsuz olup iade edilmediğini, tamamen hukuksuz işlem ve değerlendirmelerle ...Vakfı adına tescil edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile, olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı İdare vekili; taşınmazın fiilen korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiğini, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesine göre vakfı adına tescilinin uygun olmadığı bir an için düşünülse dahi yine de vakfı adına tescili gerektiğini, taviz bedeli ödenerek vakıf şerhi terkin edilen taşınmazların mülkiyeti mutasarrıflarına geçmiş olsa dahi malikin mirasçısız ölmesi, kaybolması ve mübadil gibi duruma düşmesi halinde taşınmazın vakfına dönmesinin kanun gereği olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı İdare vekili; ...Vakfı ve ... Genel Müdürlüğünün ayrı hasım gösterilmesinin doğru olmadığını, talebin zaman aşımına uğradığını, taşınmazın ... adına kayıtlı iken taviz bedeli olan 106,40 TL'nin tahsil edildiği ... Müdürlüğünün 14.09.939 tarih 21100 sayılı yazısı ile bildirilmiş olduğundan evkaftan ... ...Vakfından olan neviyetinden terkin edildiğini, kadastroca bu kayda istinaden ... adına tespit ve tesciline karar verildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen davada davalı Hazine vekili, davanın zaman aşımına uğradığını, taşınmazın ...Vakfı adına tescil edildiğinden davanın taraflarına yöneltilmesinin hatalı olduğunu, huzurdaki davanın idari yargıda bakılması gerektiğini, iptal kararlarının geriye yürümeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın 16.12.1953 tarih 8584 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 14.12.1953 tarihinde kabul edilen 6195 sayılı ...'nin Haksız İktisaplarının İadesi Hakkındaki Kanun'un 1. maddesi kapsamında Hazine adına tescil edildiği, belirtilen kanunun Anayasa Mahkemesinin 1963/124 Esas 1963/243 Karar 11.10.1963 karar tarihli 04.12.1963 tarih 11572 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre tamamen iptal edildiği, ancak el konulan mülklere ilişkin herhangi bir belirtme yapılmadığı ve süre ön görülmediğinden davalı Hazinenin iktisabı yolsuz tescil durumuna düştüğü, taşınmazdaki vakıf şerhinin ise taviz bedeli ödenerek terkin edildiği, 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 30. ve 17. maddeleri koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davada davalı Hazine yönünden davanın pasif husumetten redde, davalı ...Vakfı davalı ... tarafından temsil edildiğinden hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davalı ... aleyhine açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı Hazine vekili ile asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Hazine adına yapılan tescilin geçersiz olduğu, vakıf adına tescilin koşulları da oluşmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
... vekili temyiz dilekçesinde; asıl ve birleştirilen davalarda taşınmazın değerinin dava tarihlerine göre belirlendiğini ancak davaların açıldığı tarihler dikkate alındığında aynı bilirkişi heyetinin afaki olarak değerlendirme yaptığını, raporların hatalı olduğunu, birleştirilen davanın zamanaşımına uğradığını, davalı Hazine adına olan tescilin yolsuz tescil olmadığını, Yasa ile oluşturulan bir tescilin bulunduğunu, Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürüyemeyeceğini, iptal edilen madde sonrasında yeni bir yasal düzenleme getirildiğini, bu sebeple malların iadesinin mümkün olmadığını, birleştirilen davanın reddedilmesi gerektiğini, taşınmazın aslının vakıf malı olduğu gibi üzerindeki yapının kültür varlığı niteliğinde olup vakıf yolu ile meydana geldiğini, taşınmazda en baştan itibaren vakıf şerhinin bulunduğunu, vakfın sahih olduğunu, Vakıflar Kanunu ve yönetmeliğinde belirtilen koşulların yerine getirildiğini, eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Hazine vekili temyiz dilekçesinde; vakıf adına yapılan tescilin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporu ile davada haklılığın ortaya çıktığını, vekalet ücretinin yersiz ve hukuka aykırı olduğunu, birleştirilen davada davacının yolsuz tescile dayalı isteminin koşullarının oluşmadığını, iptal kararlarının geriye yürümesinin mümkün olmadığını, el konulan malların iadesine yönelik yasal düzenleme bulunduğundan tescil talebinin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, iptal kararından sonra çıkarılan Kanun kapsamında da taşınmazın iadesinin mümkün olmadığını, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve birleştirilen dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, birleştirilen dava olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; 794 ada 66 parsel sayılı 1.898,10 m2 miktarlı bahçeli kargir ev nitelikli taşınmazın kadastro çalışmalarında 12.12.1935 tarih 17 nolu tapu kaydına istinaden ... Partisi adına tespit edildiği ve tespitin itiraz edilmediğinden 22.08.1949 tarihinde kesinleştiği, tespit tutanağının nevi hanesinde “...Vakfından mukataalı” şerhi olduğu ancak üzerinin çizili olduğu, dayanak tapu kaydında aynı şekilde vakıf şerhinin üstü çizili bulunduğu, malik hanesinde “ ... oğlu ... ve ... Vertayımların Fransız tebasından... 28.10.1935 tarihinden itibaren 6 ay vade ile borç aldıkları 3.000 lira mukabilinde birinci derece ipotekli olup alıcılar tarafından kabul edilmekle 8.450lira bedelle ... ...Partisi’ne temlik edildiği, tapunun geldi kayıtları olduğu belirtilen 28.10.1935 tarih 14 ve 3 nolu kayıtların Tapu Müdürlüğünden temin dilerek dosya arasına alınmadığı, davalı ... cevap dilekçesinde taşınmazdaki ... şerhinin 14.09.939 tarih 21100 sayılı yazısı ile terkin edildiğinin bildirildiği, bahsi geçen yazının dosya arasına alınmadığı, taşınmazın kadastro işlemi ile ... Partisi adına kayıtlı iken 5830 sayılı Kanun'un 3. maddesi gereğince kısmen halk evi olarak kullanıldığından Devlet adına re'sen tashihine ilişkin 06.09.1951 tarihli karar gereğince tahsis suretiyle 07.09.1951 tarihinde Hazine adına tescil edildiği, bilahare 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesi gereğince 30.04.2019 tarihinde ...Vakfı adına tescil edildiği, taşınmazda 10.12.1986 tarihli “Dahiliye Vekaletine Tahsis edilmiştir” şerhi, 26.06.1998 tarihli “Protokol gereği 1096,10m2 miktarlı kısmı ... Belediyesine devredilecektir.” şerhi, 03.07.2007 tarihli “İstanbul 1 numaralı kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunun 14.6.2007 tarih 428 sayılı kararı ile koruma grubu 2 olarak belirlendiği bildirildi” ve 10.12.1986 tarihli korunması gerekli kültür varlığı şerhi olduğu, şerhte bahsi geçen Adalet Bakanlığı ve ... Belediye Başkanlığı arasında imzalanan protokol başlıklı belgede dava konusu taşınmazın dava dışı 267 ada 133 parsel sayılı taşınmazda yapılacak binaların ... Belediyesi tarafından anahtar teslimi yapımı karşılığında ... Belediyesine devir edileceğinin belirtildiği, Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu 14.05.1982 tarih 13936 nolu kararı ile dava konusu taşınmazdaki kargir binanın 14.01.1978 gün 10200 sayılı kararda II A.3 şeklinde nitelendirilen yapının eski eser olduğuna, Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu 31.01.1986 tarihli 1775 kararında dava konusu taşınmazın da içinde olduğu bir kısım yerlerin korunması gereken taşınmaz kültür varlığı olduğu, ... I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 14.06.2007 tarih 428 nolu kararında tescilli yapının koruma grubunun 2 olarak belirlenmesine ve ... VII numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 20.10.2009 tarih 133 nolu kararında 14.06.2007 tarih 428 nolu koruma kararının dava konusu taşınmazda bulunan iki binadan “Sanatçılar Derneği” olan binasına ilişkin olduğu, Vergi Dairesi olarak kullanılan binasının tescil taramasının kaldırılmasına karar verildiği, ...Vakfına ilişkin vakfiyenin dosya arasına alındığı, ... tarafından sunulan dava konusu taşınmaza ilişkin olduğu belirtilen dayanak kayıtlarda taşınmazın nevinin “ ... Veli ... Vakfından” olduğunun görüldüğü, bilirkişi raporlarında vakıf evrakları yönünden yapılan değerlendirmede taşınmazın vakıf yoluyla meydana gelme şartı tespit edilemediğinden Vakıflar Kanunu'nun 30. maddesinin uygulanmayacağı, taşınmazın vakfa tahsisinin gayri-sahih nitelikte olduğundan Vakıflar Kanunu'nun 17. maddesinin de uygulama imkanı olmadığı, vakıf şerhi taviz bedeli ödenmek suretiyle terkin edildiğinden vakfiyetinin ortadan kalktığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
11.08.1951 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5830 sayılı Kanun’un 3. maddesi; “İkinci maddenin dışında kalıpta halkevi olarak inşa edilmiş veya inşa edilmekte bulunan veya 1 Mart 1950 tarihine kadar kısmen veya tamamen halkevi olarak kullanılmış veya her hangi bir sosyal maksat veya âmme hizmeti için kullanma gayesiyle kısmen veya tamamen halktan toplanan teberru ve bedenî yardımlarla inşa edildiği halde bir siyasi parti namına tescil edilmiş bulunduğu il veya ilçe idare kurulları tarafından tespit edilmiş olan gayrimenkullerin kayıtları Devlet adına re'sen tashih olunarak ilgililere yazı ile ihbar edilir.
Halk odası olarak inşa edilmiş veya edilmekte bulunan veya bu adla kısmen veya tamamen kullanılmakta olan gayrimenkuller bulundukları köy veya belediyeler adına re'sen tescil ve tapulu olanların kayıtları bunlar adına tashih olunarak ilgililere yazı ile ihbar edilir.” şeklindedir.
Bilindiği üzere; 13.09.1957 tarihinde yürürlüğe giren Aslında Vakıf Olan Tarihi ve Mimari Kıymeti Haiz Eski Eserlerin Vakıflar Umum Müdürlüğüne Devrine Dair 7044 sayılı Yasa'nın 1. maddesinde aynen "Aslında vakıf yoluyla vücuda gelip de muhtelif kanunlar veya sair suretlerle Hazine, belediyeler veya hususi idarelerin mülkiyetine geçmiş bulunan muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlerin mülkiyeti tekrar Vakıflar Umum Müdürlüğüne devrolunmuştur" hükmü öngörülmüş iken 27.02.2008 tarihinde yayımı ile yürürlüğe giren 5737 sayılı Yasa'nın 80. maddesi hükmü gereğince 7044 sayılı Kanun iptal edilmiş olup 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesi hükmü ile bazı farklılıklar dışında "Vakıf yoluyla meydana gelip de, her ne suretle olursa olsun Hazine, Belediye, Özel İdarelerin veya köy tüzel kişiliğinin mülkiyetine geçmiş, vakıf kültür varlıkları ... vakfına devrolunur." hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 7044 sayılı Kanun'da vakıf yoluyla vücuda gelen muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlere değinilmişken 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesinde sadece "Vakıf yoluyla meydana gelen vakıf kültür varlıklarının" vakfına devrolunacağı vurgulanmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, yasal düzenlemelerde diğer unsurların yanında taşınmazın vakfına dönmesi için sebep yönünden herhangi bir ayrım yapılmamış, " her ne sebeple olursa olsun..." demek suretiyle sair unsurların varlığı ve gerçekleşmesi halinde taşınmazın ... vakfına devrolunacağı hüküm altına alınmıştır.
Ne var ki; değinilen ilke ve yasal düzenlemeler gözetildiğinde Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme elverişli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, Mahkemece Anayasa Mahkemesinin 11.10.1963 tarih 1963/124 Esas, 1963/243 Karar sayılı kararı ile iptal edildiği anlaşılan 6195 sayılı Kanun kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle hüküm tesis edilmiş ise de bahsi geçen 14.12.1953 tarihli Kanun’un 16.12.1953 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı Hazine adına tescil işleminin ise 07.09.1951 tarihinde 5830 sayılı Kanun kapsamında yapıldığı gözetiliğinde bu yönde hiçbir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan, bir taşınmazın vakfına dönmesi için tapu kaydında vakıf şerhi olması şart olmayıp aslının vakıf malı olması yeterli olup taşınmazın Vakıflar Kanunu 30. maddesi kapsamında ... vakfı adına tescili için ise vakıf yoluyla meydana gelip gelmediğinin saptanması, “vakıf kültür varlığı” niteliğini haiz olup olmadıklarının 2863 sayılı Yasa hükümleri de gözetilerek tabiat ve kültür varlıkları ile muhafazası gerekli tarihi veya mimari kıymeti haiz eski eserlerden ve özellikle vakıf mevzuatından anlayan, aralarında sanat tarihçisi veya arkeolog niteliğini haiz kişilerin de bulunduğu 3 kişilik bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif icra edilerek vakıfname uygulanmak suretiyle ... tarafından sunulan kayıtlarda vakfın “...” vakıf olduğunun ve tapu kaydında “mukataalı” şerhi olduğuna ilişkin kayıtların da değerlendirilmesi suretiyle incelenmesi gerektiği açıktır.
Ayrıca, tapu kaydında yer alan şerhlerin halen geçerli olup olmadığının araştırılması suretiyle lehine şerh verilen kurumlar yönünden yasal hakları sebebiyle davada yer alması gerektiğinin gözetilmemesi de hatalıdır.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın kadastro tespitine dayanak tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren birbirini takip edecek şekilde ilgili Tapu Müdürlüğünden temini, vakıf şerhinin terkinine ilişkin evrakın dosya arasına alınması, dava konusu taşınmazın asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı Hazine adına tescilinin usul ve yasaya uygun olup olmadığının ilgili yasal düzenleme çerçevesinde değerlendirilmesi, taşınmazın ...Vakfı adına tesciline ilişkin 5737 sayılı Kanun'un 30. maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin yukarıda belirtilen ilke ve olgular doğrultusunda tespiti, şerhlerin geçerliliği araştırılarak taraf teşkilinin sağlanması, toplanan ve toplanacak deliller sonrasında hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davalı ... vekili ve asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371/1 maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Temyiz eden Hazine ve ... harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.