Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/1740 K.2025/3282
1. Hukuk Dairesi 2025/1740 E. , 2025/3282 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/619 E., 2024/1312 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı ... dava dilekçesinde; Gümüşhane ili, Kürtün ilçesi, ... köyü 157 ada 6 parsel sayılı taşınmazın evveliyatında muris babası ...'un zilyetlik ve tasarrufu altında bulunduğunu, bu durumun köydeki herkes tarafından bilindiğini, hal böyle olmasına rağmen kadastro çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazın davalı kardeşi ...adına tespit ve tescil edildiğini, taşınmazın daha sonra 30.11.2021 tarihinde diğer davalı ...'a satıldığını, bu aşamaya kadar taşınmazın davalı kardeşi adına tespit edildiğinden müvekkilinin haberlerinin olmadığını, kadastro tespitinin hatalı olduğunu, muris babası ...'a ait taşınmazın ölümüyle birlikte mirasçılarına intikal ettiğini, kardeşler olarak aralarında yapılmış herhangi bir taksim de bulunmadığını, taşınmazı sonradan satın alan ...'ın da gerçek durumu bildiğini, dolayısıyla iyi niyet savunmasında bulunamayacağını ve yapılan yolsuz tescilden sorumlu olduğunu ileri sürerek dava konusu 157 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile muris ... ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; açılan davanın usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, dava konusu taşınmazı tapuda malik olarak gözüken kişiden ve resmi yolla satın aldığını, TMK'nın 1023. maddesi gereğince tapu siciline güvenerek iyi niyetle taşınmaz iktisap ettiği için bu iktisabının hukuken korunması gerektiğini, davacının muris ve tereke adına talepte bulunma hakkının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu Gümüşhane ili, Kürtün ilçesi, ... köyü 157 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tutanağının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca 25.01.2007 ile 26.02.2007 tarihinde 30 günlük askı ilanının yapıldığı, bu süre içinde Kadastro Mahkemesine itiraz davası açılmadığından kadastro tutanağının 27.02.2007 tarihinde kesinleştiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi uyarınca bu tarihten itibaren kadastrodan önceki nedene dayalı olarak genel mahkemelerde 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılması gerektiği, davacı tarafça davanın 08.12.2021 tarihinde 10 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı, dava konusu taşınmazın davalı ...'a 30.11.2021 tarihinde davalı ... tarafından satış suretiyle devredildiği, maddi olayları ileri sürmenin taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemenin hakime ait olduğu, davacının bu davayı ikame etmekte hukuki yararı olmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde yazılı on yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olmasına, hak düşürücü sürenin taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmasının gerekmesine, hak düşürücü sürenin niteliği gereği durması ya da kesilmesinin söz konusu olmamasına, murisin ölüm tarihi kadastrodan önce olduğundan hak düşürücü sürenin herhangi bir istisna olmaksızın mutlak olarak uygulanmasının gerekmesine, her ne kadar tereke adına açılan davada davacı tarafa diğer mirasçıların davaya muvafakatlarını ya da katılımlarını sağlamak ya da terekeye temsilci atanmasını temin etmek üzere süre verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz ise de hak düşürücü süre geçmiş olduğundan söz konusu eksikliğin esasa bir etkisinin bulunmamasına, davalı tapu maliki ... davanın reddi gerektiğini savunduğundan diğer davalı tarafından verilebilecek olası bir kabul beyanının iş bu davalıyı bağlamayacak olmasına ve tüm dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının tamamının yerinde görülmediği ve reddine karar verildiği, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle geçmiş olması nedeniyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken hatalı bir takım değerlendirmelerle hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu, ne var ki, bu hatanın düzeltilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi ile davanın Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesi ile; dava dilekçesinde ve aşamalarda ileri sürdüğü iddialarını yineleyip verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın herkesçe bilinen zilyedi ve malikinin muris ... olduğunu, davalı ... adına yapılan tespitin hatalı olduğunu, diğer davalı ... tarafından da söz konusu durumun bilindiğini, bu nedenle davalı ...'ın iyi niyetli kabul edilemeyeceğini, TMK'nın madde 578'te düzenlenen sebeplerle mirastan yoksun olanların mirasçı olamayacakları gibi, ölüme bağlı tasarrufla herhangi bir hak da edinemeyeceklerini, TMK'nın madde 578'te düzenlenen yoksunluk sebeplerinden birinin de "Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler," olduğunu, Gümüşhane Ağır Ceza Mahkemesinin 1988/82 Esas ve 1988/85 Karar numaralı ve 24.11.1988 tarihli kararında davalı ...'un babası ...'u öldürmek suçundan mahkum olduğunu, bu sebeple ...'un babası ...'un mirasından yoksun olduğunu ve herhangi bir hak edinemeyeceğini, mirasçılar arasında zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemeyeceğini, tarafların isticvap edilerek davanın aydınlatılması gerektiğini, ... dinlenirse tescilin yolsuz olduğunun ortaya çıkacağını, ayrıca davanın terekeye iade talepli olarak açıldığını, diğer mirasçılardan muvafakat alınması veya terekeye temsilci atanması gerektiği hususunun göz ardı edildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Gümüşhane ili, Kürtün ilçesi, ... köyünde bulunan 157 ada 6 parsel sayılı taşınmazın 27.12.2006 tarihinde senetsizden davalı ... adına tespit edildiği, söz konusu tespitin 27.02.2007 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazın daha sonra 30.11.2021 tarihinde satış yolu ile diğer davalı ...'a devredildiği, eldeki davanın ise Kadastro Kanunu 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 08.12.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.