Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/4888 K.2025/3299
1. Hukuk Dairesi 2024/4888 E. , 2025/3299 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1628 E., 2024/1219 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/372 E., 2022/213 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ile tereke temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... ve...'nin davacının kardeşi, davalı ...'in ise davalı ...'in oğlu olduğunu, Karadeniz Ereğli ilçesi ... köyü hudutlarında bulunan 134 ada 5, 9, 10, 21, 42, ve 46 parsel, 138 ada 4, 139 ada 8 ve 39, 140 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tarafların ortak murisi ...'dan gelmesine rağmen 2007 yılında yapılan kadastro çalışmalarında müstakilen davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, davacının dava konusu taşınmazlarda, babadan gelen miras hissesi olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların davacının miras hissesi oranında tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tescilini, olmadığı takdirde taşınmazların terekeye iadesi ile muris adına veya tüm mirasçılar adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
Yargılama sırasında davacı vefat etmiş ve davaya mirasçıları devam etmiştir.
Yargılama sırasında kök muris ... oğlu ... terekesine ... tereke temsilcisi olarak atanmıştır.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; ortak muris ...'nın kadastro çalışmaları sırasında sağ olup çocukları arasında taşınmazları paylaştırıp hibe ettiğini, davacıya 134 ada 45 parsel sayılı taşınmazın verildiğini ayrıca bazı taşınmazların davacıya verildiğini ancak kadastroda ortak muris adına yazıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde; babası ...'nın köye kadastro geldiğinde hayatta olduğunu, babalarının sağlığında kendisine ait olan yerleri çocuklarına paylaştırıp hibe ettiğini, davacıya da taşınmaz verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde; kadastroda kendi adına yazılan taşınmazların dedesi ... tarafından 12, 13 yıl evvel noter senedi ile satış suretiyle devir edildiğini, dedesinin herkesin yerini ayırarak zilyetliği devir ve teslim ettiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davaya konu taşınmazlarda kadastro çalışmalarının murisin sağlığında yapıldığı ve murisin sağlığında kadastro tutanaklarının kesinleştiği, kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihte muris sağ olduğundan ve mirası açılmadığından davacının bu bakımdan irsen intikal hukuksal nedenine dayanamayacağı, muvazaaya yönelik iddiaların ise dava konusu taşınmazların tapusuz olduğu, tapusuz taşınmazlarda muris muvazaasından söz edilemeyeceği, zilyetliğin devri ile mülkiyetin karşı tarafa geçeceği, muris tarafından zilyetliğin davalılara devredildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ile tereke temsilcisi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu parsellerin ortak muristen geldiği konusunda taraflar arasında ihtilaf olmadığı, taraflar arasındaki ihtilafın murisin, sağlığında dava konusu parsellerin zilyetliğini davalılara devredip devretmediği noktasında olduğu, tapusuz taşınmazların menkul mal hükümlerine tabi olup yanlar arasındaki uyuşmazlığın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği, tapusuz taşınmazlarda zilyetliğin devrinin bilirkişi ve tanık beyanları ve her türlü delille kanıtlanabileceği, somut olayda muris ...'nın dava konusu taşınmazlardaki zilyetliğini sağlında davalılara devrettiği, zilyetliğini devrettikten sonra dava konusu taşınmazları davalıların kullandığı, dava konusu taşınmazların murisin terekesinden çıktığı, davacının sadece miras payına dayanarak değil bazı parseller yönünden terekeye dönmesi talepli dava açtığı, Mahkemece hesaplanan vekalet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar ve tereke temsilcisi vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar ile tereke temsilcisi vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların ortak muris ...’dan geldiğini, davacıların murisi ...'nın dava konusu taşınmazlarda miras hakkı olduğunu, ortak muris ... kadastro çalışmalarında sağ olmasının davacıların murisi ...'nın miras hakkını ortadan kaldırmadığını, kadastro tutanaklarının hatalı olduğunu, murisin tüm mirasçıları kapsayan ve hak dengesini gözeten paylaştırma yapmadığını, davacıların murisine intikalen gelen herhangi bir taşınmaz olmadığını, hatalı ve yüksek vekalet ücretine hükmedildiğini, dava konusu miras hissesi olup miras hissesi üzerinden hesaplama yapılması gerekirken dava konusu taşınmazların tamamının değeri üzerinden vekalet ücreti hesaplaması yapılmasının hatalı olduğunu belirterek ve re'sen tespit edilecek nedenlerle ret kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro çalışmaları sonucunda dava konusu Zonguldak ili, Ereğli ilçesi, ... köyünde bulunan 138 ada 4 parsel sayılı taşınmaz davalı ... adına, 139 ada 39 parsel, 140 ada 3 parsel, 134 ada 10 parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına, 134 ada 5, 9, 21, 42, 46 parsel ve 139 ada 8 parsel sayılı taşınmazlar davalı ... adına irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit ve tescil edilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar ile tereke temsilcisi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar ile tereke temsilcisi vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.