Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3488 K.2025/3261
1. Hukuk Dairesi 2023/3488 E. , 2025/3261 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3145 E., 2022/2831 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/209 E., 2020/224 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asli müdahil vekili ve davalı ... vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden temlik alan davacı ... vekili Avukat ..., temyiz eden davalı ... vekili Avukat... ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen başka gelen olmadı. Yokluklarında duruşmaya başlandı. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/305 Esas, 2011/258 Karar sayılı kararı ile açtıkları tapu iptali ve tescil davasının reddedildiğini, kararın kesinleştiğini, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/95 Esas sayılı dosyasında ise davalı ... tarafından davalı ...’e karşı 133 ada 40 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davası açıldığını, davalı ...’in .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/305 Esas, 2011/258 Karar sayılı dosyada verdiği cevap dilekçesinde ve aşamalarda anılan taşınmazı iyiniyetli olarak iktisap ettiğini belirttiğini ancak daha sonra inançlı işlem hukuki nedenine dayalı davadaki beyanına göre yargıya karşı açıkça hile uygulamış olduğunun anlaşıldığını ileri sürerek Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/95 Esas sayılı dosyasında yargılamanın iadesini talep etmiş, aşamada davacı ...’ın ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
Asli müdahil vekili; davalı ...'in imzaladığı belgede dava konusu taşınmazın yarısının davalı ...'e yarısının ise asli müdahile ait olduğunu kabul ettiğini, bu beyana göre Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/95 Esas sayılı dosyasında ihbar olunan durumunda olduğunu ileri sürerek 133 ada 40 parsel sayılı taşınmazın 3/4 payının tapu kaydının iptali ile asli müdahil adına tescilini talep etmiş, olmadığı takdirde dava konusu taşınmazın 1/2 payının tapu kaydının iptali ile asli müdahil adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ...; davacıların iddialarının aksini gösterir bir mahkeme kararı ve hile ile yapılmış bir işlem bulunmadığını, kesinleşmiş mahkeme kararında tazminata hükmedildiğini, davacıların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davası karşısında yeniden başkaca bir talepte bulunmalarının davacıların kötüniyetini ortaya koyduğunu belirterek davanın reddini istemiş; davalı ... vekili aşamada yargılamanın iadesi koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; yargılamanın iadesi koşullarının gerçekleştiği, temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın temlik alan ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... ve asli müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/305 Esas, 2011/258 Karar sayılı kararı ile davalı ...’in kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından tapu iptali ve tescil talebinin reddedildiğini, tazminata hükmedildiğini, bu meblağın da icra takibine konu edilip tahsil edildiğini, ...’in ... ile sözlü olarak yaptığı adi ortaklık anlaşması gereği taşınmazın yarısını da olsa ...’ye tedbiren devretmek istediğini, güvendikleri akit dışı ...’e taşınmazın bu amaçla devredildiğini, ...’in mirasçılardan mal kaçırmak için taşınmazı davalı ...’e temlik etmesine gerek olmadığını, taşınmazın inanç anlaşması gereği emaneten davalı ...’e devredildiğini, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/205 Esas sayılı dosyasında ... ile asli müdahil ... arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğu hususunun sabit olduğunu, yargılamanın iadesi koşullarının oluşmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Asli müdahil vekili temyiz dilekçelerinde özetle; dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, ...’ın bu davayı devralmadığını, delillerin toplanmadığını, mirasçıların tazminat ile haklarını aldıklarını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...’ın 08.11.2005 tarihinde ölümü ile geride ..., davacı ... ile 1988 yılında ölen kızı ...’dan olma torunları davalı ... ve dava dışı ... ve 2008 yılında ölen ...’in çocukları ve eşinin mirasçı olarak kaldığı, murisin 133 ada 40 parsel sayılı taşınmazını 02.03.2000 tarihinde davalı ...’e, davalının da 17.10.2005 tarihinde dava dışı bir şirkete, bu şirketin de 28.06.2006 tarihinde tekrar davalı ...’e ve davalı ...’in 03.04.2007 tarihinde davalı ...’e satış suretiyle devrettiği, davacılar ... ve ...’in .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/305 Esas, 2011/258 Karar sayılı dosyasında asıl davada yargılamanın iadesi talep edilen dava konusu 133 ada 40 parsel sayılı taşınmaz için muris muvazaası hukuki nedenine dayanarak ve davalı ...’e husumet yönelterek tapu iptali ve tescil; birleştirilen 2010/384 Esas sayılı dosyada da davalı ...’e husumet yönelterek asıl davada tapu iptal ve tescil taleplerinin kabul edilmemesi halinde bedel talep ettikleri, asıl davada davalı ...’in dava konusu taşınmazı iyiniyetli olarak iktisap ettiğini, mirasçılar arasındaki sorunları bilmediğini, taşınmazı satın aldıktan sonra üzerine pansiyon inşa ettiğini ancak pansiyonun dava dışı İdare tarafından yıkıldığını belirterek davanın reddini savunduğu, Mahkemece temlikin mirasçılardan mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olduğu ancak asıl davada davalı ...’in kötüniyetli olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile asıl davanın davalı ... yönünden reddine, birleştirilen davanın davalı ... yönünden kabulüne karar verildiği, kararın derecattan geçerek kesinleştiği; davalı ...’in, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/95 Esas sayılı davasında davalı ...’e husumet yönelterek inançlı işlem hukuki nedenine dayanarak tapu iptali ve tescil talep ettiği, davalı ...’in de anılan dosyada verdiği 20.05.2015 tarihli dilekçesinde ... ile ... ...’nın (...) mülkiyeti ...’e ait olan 133 ada 40 parsele ... ...’nın otel yapması ve otelin işletilmesi için ... ve ...’nin şirket kuracakları, ...’in de taşınmazın 1/2 payını ... ...’ya devredeceği hususunda anlaştıklarını ve ...’in taşınmazı bu anlaşma doğrultusunda güvenilen kişi olarak ve bedelsiz şekilde kendisine devrettiğini, ... ve ... arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı taşınmazı devredemediğini savunduğu, dosyanın halen derdest olduğu, davacıların da davalı ...’in bu cevabı karşısında 6100 sayılı Kanun'un 375/1-h bendinde yer alan “Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması” yargılamanın iadesi sebebinin .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/305 Esas, 2011/258 Karar sayılı dosyası yönünden gerçekleştiğini ileri sürdükleri, davacı ... ile... mirasçılarının .... Noterliğinin 1673 yevmiye numaralı işlemi ile onaylanan 19.02.2016 tarihli “alacağın ve müddeabihin temliki” başlıklı belge ile eldeki davada tüm hak ve alacaklarını ...’a devrettikleri, davacılar vekilinin ...’ın davaya dahil edilmesini talep ettiği, ...’ın temlik alan olarak davaya dahil edildiği ve yargılamanın iadesi koşullarının oluştuğu gerekçesi ile 133 ada 40 parsel yönünden davanın kabulü ile taşınmazdaki 2/3 payın ... adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183. ve devamı maddelerinde düzenlenen ″alacağın temliki″ müessesesinde devri mümkün olan hak bir alacağa ilişkindir. Oysa, eldeki davada yapılan temlikin, koşulların gerçekleşmesi halinde mülkiyet hakkından kaynaklanan tapu iptali - tescile yönelik sonuç doğuracağı; başka bir deyişle mülkiyetin nakline yol açacağı açıktır. Mülkiyetin nakline ilişkin Türk Medeni Kanunu′nun 706., Türk Borçlar Kanunu′nun 237. ve Tapu Kanunu′nun 26. maddeleri dikkate alındığında, taşınmazların mülkiyetinin devrini öngörecek nitelikteki 19.02.2016 tarihli temliknamenin yasal olduğunu ve hukuki sonuç doğuracağını söyleyebilme olanağı yoktur. Bu nedenle, temlik alan ...’ın davada yasal açıdan sıfatının varlığı da kabul edilemez.
Uyuşmazlıkta HMK’nın 125. maddesinin de uygulanması mümkün değildir. Şöyle ki, şekli hukuk alanı olan usul hukuku, kural olarak maddi hukuku takip eder ve maddi hukukun belirlediği hak çerçevesinde yargılama gerçekleşir. Bu sebeple dava konusu yapılan şey, mal, alacak veya hak bakımından maddi hukuk anlamında bir devir söz konusu olmadığında veya görünüşte böyle bir devir ortaya çıkmakla birlikte maddi hukuk bakımından geçersiz sayılır ve dava konusunun devrine ilişkin hükümlerin uygulama alanı bulması mümkün olmaz. Maddi hukukun kabul etmediği veya geçersiz saydığı devre, usul hukukunda sonuç bağlanarak hareket edilemez. Örneğin maddi hukuk bakımından devri mümkün olmayan mal veya hak devredilmiş görünse dahi dava konusunun devri hükümleri uygulanmamalıdır. Bilindiği gibi, dava hakkı asıl hakka bağlı bir hak olduğundan ancak asıl hakla birlikte kullanılabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.11.2022 tarih, 2022/1-851 Esas, 2022/1557 Karar sayılı kararı)
Hâl böyle olunca, davacılar ve dahili davacılar yönünden değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerekirken, yukarıda değinilen ilke ve düzenlemeler göz ardı edilerek mülkiyetin devri sonucunu doğuracak tapu iptali ve tescil istemi bakımından temlik alan ...’ın davacılar ve dahili davacılar yerine geçtiği kabul edilerek hakkında hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ... ve asli müdahil vekillerinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde temyiz edenlere iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya gelen temyiz eden davalı ... vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin temlik alan ...’dan alınmasına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.