Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2023/3905 K.2025/3264
1. Hukuk Dairesi 2023/3905 E. , 2025/3264 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/427 E., 2023/579 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/338 E., 2021/1127 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalılar vekili Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacıların, muris ...'nın ilk eşi ...'dan olan çocukları olduklarını, davalıların ise murisin ikinci eşi ...'nin kızı ...'nin eşi...'nun mirasçıları olduklarını, murisin dava konusu 753 ada 6 (imar görerek 28197 ada 10 parsel numarasını aldığını, imar neticesinde DOP ve KOP payların düşmesi neticesinde yüz ölçümünün 4.182 m²'ye düştüğünü) parsel sayılı taşınmazını ilk olarak 13.03.1986 tarihinde ...’nin erkek kardeşi olan ...'a satış suretiyle devrettiğini, ...'un ise yaklaşık 4 yıl sonra 09.05.1990 tarihinde dava konusu taşınmazı ...'nin kızı olan ...'nin eşi...'na temlik ettiğini, ... ... ...'nun 30.11.2013 tarihinde öldüğünü, dava konusu taşınmazın...'nun mirasçıları olan davalılar ..., ... ve ...'ye intikal ettiğini, murisin ilk muvazaalı devri yaptığı 1986 yılından 2004 yılına kadar söz konusu taşınmaz içerisinde bulunan evde yaşadığını, üzerinde tarımsal faaliyet yapmak suretiyle taşınmazı kullandığını, eşi ...'nin baskısıyla ve avukat olan ...'nin kardeşi ...'un yönlendirmesiyle ilk eşinden olan çocuklarından mal kaçırmak amacıyla, taşınmaz üzerindeki evi ikametgah olarak kullanmasına rağmen satış suretiyle muvazaalı olarak devrettiğini, temlik tarihinde murisin taşınmazı satmasını gerektirecek haklı ve makul bir neden bulunmadığını ileri sürerek 28197 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile her bir davacı adına miras payları oranında tesciline, dava tarihinden geriye doğru (2004-2019 arası) 15 yıllık ecrimisil bedeli olarak şimdilik 10.000,00 TL'nin davalılardan alınarak müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, aşamada ıslah dilekçesi ile 50.009,17 TL ecrimisile hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; murisin 11 çocuğu olduğunu, ikinci eşi ...'nin ilk eşinden olan çocuklarını öz çocukları gibi büyüttüğünü, murisin çiftçilik yaparak geçimini sağladığını, başka bir işi ve mesleği olmadığını, zor koşullar altında çocuklarını büyütüp evlendirdiğini, 1986 yılında 72 yaşında iken ciddi sağlık sorunları olduğunu, kendisinin ve eşinin hiçbir sosyal güvencesi olmadığını, 1984 yılında evlenen oğlu ...'nin ve bekar olan çocukları ... ile kızı ...'nın da herhangi bir sosyal güvenceleri olmadığını, çiftçilikten kazandıkları yeterli gelirlerinin olmadığını, bu nedenlerle dava konusu taşınmazı satarak eşi ...'ye ait 519 ada 21 parsele ev yapıp taşınmaya karar verdiğini, murisin kayınbiraderi olan ...'un uzun yıllardan beri avukatlık yaptığını ve kazancının iyi olduğunu, ...'un, eniştesi olan murisin sıkıntıları ve ihtiyaçları nedeniyle dava konusu yeri satmak istediğini öğrenince kendisinin taşınmazı satın aldığını, murisin taşınmazı kullanmasına izin verdiğini, murisin satış bedeli ile eşi ...'nin paydaşı olduğu 519 ada 21 parsele iki katlı ev yaptırdığını, evin üst katına 1984 yılında evlenen oğlu ...'nin taşındığını, alt katın iki ayrı dükkan haline getirildiğini, dükkanın birisine oğlu ...'e bakkal dükkanı açtığını, diğer dükkanın da ...'ye verildiğini, murisin, kalan satış bedelini de bankaya yatırdığını, oğlu ...'i evlendirdiğini, kızı ...'yı evlendirdiğini, artan parayı da ölünceye kadar eşiyle birlikte harcadığını, ...'un ailevi sıkıntılar yaşamaya başladığını ve dava konusu taşınmazı satmaya karar verdiğini, gelecekte ve uzun vadede çocukları için bir yatırım olabileceğini düşünerek taşınmazı...'nun satın alındığını, murisin 2004 yılında öldüğünü, aradan geçen 15 yıl içinde açılmayan davanın bugün açılmasının dürüstlük kuralları ile bağdaşmayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; murisin, temliki mal kaçırma amacıyla yaptığı hususunda somut olgular ortaya konulamadığı, temlik tarihinde, murisin ilk eşinden olma çocukları ile arasında mal kaçırmasını gerektirir herhangi bir dargınlık bulunmadığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu, iddianın usulünce kanıtlanamadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı ... ve asli müdahil vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrar ederek ve murisin iki tane taşınmazı olduğunu, birinin dava konusu taşınmaz olduğunu ancak diğer taşınmazın Mahkemece tespit edilemediğini, daha sonra ulaştıkları kayıtlara göre murisin ikinci taşınmazının 519 ada 2 parsel sayılı taşınmaz olduğu, bu taşınmazda murisin 5150/27050 oranında payı olduğunu ve 1900/27050 payını da ikinci eşi ...'ye hibe ettiğini, kalan 4700/27050 payın ise ...'nin oğluna temlik edildiğini, daha sonra diğer paydaşlar tarafından açılan ön alım davası ile bu payın hükmen diğer paydaşlar adına tescil edildiğini, murisin bu şekilde tüm mal varlığını ikinci eşinden olan çocukları lehine devrettiğini, hatalı değerlendirme ve eksik inceleme ile karar verildiğini, tanıklara murisin ilk eşinden olan çocukları ile düzenli görüşüp görüşmediğinin sorulmadığını, beşeri ilişkinin net olarak saptanmadığını, dava konusu taşınmaz üzerinde murisin yaşadığı evi ile 5 adet sera olduğunu, düğün yapmak için devir yapıldığına ilişkin gerekçenin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, düğün yapıldığı belirtilen ...’nin devirden iki yıl önce evlendiğini, murisin çocukları arasında ayrım yaptığını, taşınmazını devretmesini gerektirir sağlık sorunu bulunmadığını, 529 ada 21 parselin de muris tarafından ikinci eşi adına satın alındığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil ile ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 1914 doğumlu muris ...’nın 30.06.2004 tarihinde öldüğü, geride 1955 yılında ölen eşi ...’dan olma çocukları davacılar ..., ..., dava dışı çocukları... ile 1956 yılında evlendiği dava dışı eşi ... ve ...’den olma davalı kızı ... ile dava dışı çocukları ..., ... ve ...’in mirasçı olarak kaldığı, murisin 753 ada 6 parsel sayılı kargir ev ve arsası vasıflı taşınmazını 13.03.1986 tarihinde ...’nin kardeşi ...’a, anılan kişinin de 09.05.1990 tarihinde davalı ...’nin eşi...’na satış suretiyle devrettiği, ... ...’nin 30.11.2013 tarihinde ölümü taşınmazın eşi ... ve çocukları olan diğer davalılara intikal ettiği, taşınmazın 28197 ada 10 parsele gittiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706, Türk Borçlar Kanunu'nun 237, (Borçlar Kanun'u 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Somut olaya gelince; taşınmazın önce murisin eşi ...’nin kardeşine, daha sonra da ...’den olma kızı ...’nin eşine devredildiği, tanık beyanlarından murisin ölene kadar dava konusu taşınmazda yaşadığı, üzerindeki serayı, bahçeyi kullandığı ve bahçıvanlık yaptığı anlaşılmakta olup tek malvarlığını satmasını gerektirecek ölçüde bir ihtiyacının veya sağlık sorununu bulunduğu savunmasının kanıtlanamadığı, temlikin murisin 1956 yılında evlendiği eşi ... ve ...’den olma çocuklarını üstün tutmak ve mirasçılarından mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmaya gelen temyiz eden davacılar vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınmasına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye
Mahkemesine gönderilmesine,
24.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.