Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2451 K.2025/3223
1. Hukuk Dairesi 2025/2451 E. , 2025/3223 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2024/497 E., 2025/136 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalı şirket tarafından Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3446 Esas sayılı dosyasında İİK’nın 89/1. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi gönderildiğini ve Mahkemece haksız olarak davacının 1.080.000,00 TL tazminata mahkum edildiğini, taşınmazın alacağına mahsuben davalıya ihale edildiğini, Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2012/1085 sayılı dosyasında gerekli harçlar ve vergilerin alınmasından sonra ihale konusu taşınmazın tescil işlemi için .... İcra Müdürlüğüne talimat yazılmasına karar verildiğini ancak takibe konu tazminatın kaldırıldığını, takibin dayanaksız hale geldiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğunun ve hiçbir zaman davalıya geçmediğinin tespiti ile muarazanın bu şekilde giderilmesine karar verilmesini, herhangi bir şekilde aşamada tapu kaydının davalı adına tescil edilmesi halinde tescil işleminin iptali ile taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; iddiaların doğru olmadığını, davacının dürüstlük kuralına uygun davranmadığını, itirazın iptali talebinin ve ihalenin feshine ilişkin davasının reddedildiğini ve bu kararların Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiğini, Ankara 15. İcra Dairesinin 2012/1085 sayılı dosyasında başlatılan takibin ilamsız icra takibi olduğunu, para alacağının takibe konu edilebilmesi için kesinleşmesinin gerekmediğini, taşınmazın ihalede alacağa mahsuben alındığını, ihale kararının kesinleştiğini, kesin hüküm oluştuğunu, davacının kesin hükme rağmen bu davayı açtığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.02.2022 tarihli ve 2017/205 Esas, 2022/77 Karar sayılı kararıyla; davacının borçlu olmadığının kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edildiği ve halen tapu kaydında malik olduğu, davacının eldeki davada hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 16.10.2023 tarih ve 2022/1423 Esas, 2023/1643 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın davacı adına kayıtlı iken ilamsız takip yapılarak takibin kesinleştiği, ihale ile taşınmazın davalı şirkete alacağa mahsuben ihale edildiği, TMK’nın 705. maddesi gereğince ihale tarihi itibariyle mülkiyetin davalıya geçtiği, ancak daha sonra davacının davalıya borçlu olmadığına ilişkin dava açtığı, davanın kesinleştiği, tedbiren icra müdürlüğünce tapu müdürlüğüne yazı yazılmadığı, halen tapu kaydının davacı adına olduğu, bu nedenle davacının başlangıçta bulunan hukuki yararının yargılama devam ederken ortadan kalktığı, güncel hukuki yararının kalmadığı, hukuki yararın dava şartı olduğu ve dava şartının davanın süresince var olması gerektiği, menfi tespit kararının icraya sunulması nedeni ile sonraki işlemlerin yapılmadığı gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Bölge Adliye Mahkemesinin 16.10.2023 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; “Taşınmazların tescilden önce mülkiyetlerinin geçmesine olanak sağlayan haller Türk Medeni Kanunu'nun 705/2. maddesinde “Miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer haller” olarak sayılmış olup eldeki davada, icra takibi sonucu 20.07.2014 tarihli ihale ile mülkiyetin tescilsiz olarak ihale alıcısı olan davalıya geçtiği kabul edilmelidir. Nitekim İİK’nın 134. maddesinde de icra dairesi tarafından taşınmazın ihale edildiği alıcının, o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olduğu düzenlenmiştir. Ne var ki; ihale sonucu taşınmazın mülkiyeti davalı şirkete geçmiş ise de davacı tarafından açılan ve yukarıda ayrıntıları verilen dosyalar sonucunda davacının davalıya, takibe konu 1.080.000,00 TL borcunun bulunmadığı, dolayısıyla yapılan icra takibinin ve ihalenin dayanaksız hale geldiği, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının olduğu kuşkusuzdur. Hâl böyle olunca, çekişmeli taşınmaz mülkiyetinin davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılıp İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2012/1085 sayılı dosyası ile yapılan takip sonucunda dava konusu 66 ada 187 parsel sayılı taşınmazın 20.07.2014 tarihli ihale ile alacağına mahsuben davalıya ihale edildiği, Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/312 Esas sayılı dosyası ile, icra takibine dayanak tazminata ilişkin davacının açtığı menfii tespit davasının kabulüne karar verildiği ve kararın derecattan geçerek kesinleştiği, bu durumda dava konusu taşınmazın satışına dayanak olan takip nedeniyle davacının herhangi bir borcu olmadığının tespit edildiği, ihale ile mülkiyetin tescilsiz olarak ihale alıcısı davalıya geçtiği, davacının davalıya, takibe konu 1.080.000,00 TL borcunun bulunmadığı, dolayısıyla yapılan icra takibi ve ihalenin dayanaksız hale geldiği, davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davacıya ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuştur.
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; her ne kadar davanın kabulüne karar verilse de, kararın gerekçesinin yetersiz olduğunu, hükümde dosyanın geçtiği aşamalardan bahsedilmediğini, kararın hüküm fıkrasının eksik olduğunu, davacı tarafça, Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2012/1085 Esas sayılı dosyasında İcra Müdürlüğüne gerekli harçlar ve vergilerin alınmasından sonra ihale konusu taşınmazın tescil işlemi için ... İcra Müdürlüğüne talimat yazılması yönünde karar verildiği belirtilerek menfii tespit davasında verilecek kararın beklenmesinin ve ortaya çıkan mülkiyet konusundaki uyuşmazlığın giderilmesinin talep edildiğini, oysa Mahkemece sadece, dava konusu taşınmazın davacı Vakfa ait olduğunun tespiti ile yetinildiğini, taşınmazın zaten 2008 yılından beri davacı Vakıf adına tescilli olup eldeki davanın açılma sebebinin mülkiyet konusunda çıkan uyuşmazlık olduğunu, Mahkemenin, kararının hüküm fıkrasında taşınmaz mülkiyeti konusundaki uyuşmazlığa değinmeyerek hüküm fıkrasını eksik bıraktığını, dava dilekçesinde mülkiyet konusundaki uyuşmazlığın giderilmesinin istendiğini, dava kabul edilmesine rağmen bu taleple ilgili hüküm kurulmadığını, bu nedenle hükmün gerekçe kısmının düzeltilmesini, ayrıca hüküm fıkrasına da "dava konusu taşınmazın mülkiyetinin davacı Vakfa ait olduğunun tespiti ile taraflar arasındaki taşınmaz mülkiyetine ilişkin çekişmenin bu şekilde giderildiği " hususunun eklenmesini talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 25.10.2024 tarih ve 2021/501 Esas, 2024/437 Karar sayılı ilamından da anlaşılacağı üzere davacının, davalıya borçlu olduğunu, davacının muarazanın men’i talebinde bulunmasında herhangi bir hukuki yararı bulunmadığını, dava konusu taşınmazın mülkiyetinin halen davacı adına kayıtlı olduğunu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı aleyhine Ankara 15.İcra Dairesinin 2012/1085 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davacı borçlunun söz konusu bu takibe haksız yere itiraz edip icra takibini durdurduğunu, itirazın kaldırılması için Ankara 12. İcra Hukuk Mahkemesinde 2012/197 Esas sayılı dava açıldığını ve itirazın kaldırılarak takibin devamına karar verildiğini, icra takibinin dayanağı olmayan ilamın sonradan ortadan kaldırılmasının takibin iptal sebebi olamayacağını, davacının taleplerinin yerinde olmadığını davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı mülkiyetin tespiti, olmadığı takdirde tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davalının Ankara 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3446 sayılı dosyası ile davacı aleyhine icra takibi başlattığı, takip sırasında davacıya gönderilen haciz ihbarnamesine itiraz edilmesi üzerine davalının davacıyı şikayet ettiği ve Ankara İcra Ceza Mahkemesinin 2009/82 Esas, 2011/355 Karar sayılı sayılı kararı ile davacı aleyhine 1.080.000,00 TL tazminata hükmedildiği, bu bedelin da davalı tarafça Ankara 15. İcra Müdürlüğünün 2012/1085 sayılı dosyası ile takibe konulduğu ve takip sonucunda dava konusu 66 ada 187 parsel sayılı taşınmazın 20.07.2014 tarihli ihale ile alacağına mahsuben davalıya ihale edildiği, bu aşamada İcra Ceza Mahkemesince verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesince bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verildiği, ayrıca Ankara 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/312 Esas sayılı dosyasında davacının 1.080.000,00 TL tazminata ilişkin olarak açtığı menf'i tespit istekli davada davanın kabulüne karar verildiği, kararın Yargıtay 3. Hukuk Dairesince onanarak kesinleştiği, bu süreçten dolayı ilgili icra müdürlüğünce davalıya ihale edilen taşınmazın davalı adına tescil edilmesi amaçlı tapu müdürlüğüne hitaben yazılacak müzekkerenin düzenlenmediği, davalının yaptığı şikayet üzerine Ankara İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/363 Esas sayılı dosyasında talebin reddine karar verildiği, kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesinin 2017/56 Esas sayılı dosyasında ihalenin kesinleşmesi ve bedelinin yatırılması ile taşınmazın ihale alıcısı adına tescili gerekeceğinden bu durumda şikayetin reddine yönelik kararın hatalı olduğu gerekçesi ile şikayetin kabulü ile icra müdürlüğüne gerekli harç ve vergilerin yatırılmasından sonra ihale konusu taşınmazın tescil işlemi için talimat yazılması yönünde talimat verilmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2017/6652 Esas, 2018/12050 Karar sayılı kararı ile onandığı anlaşılmaktadır.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Alınması gereken harç davacıdan peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, aşağıda yazılı 10.246,50 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına,
Dosyanın Çatalca 2. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.