Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2351 K.2025/3250

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2351 📋 K. 2025/3250 📅 23.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2351 E.  ,  2025/3250 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/698 E., 2025/200 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/287 E., 2023/462 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, ... köyünde bulunan 9947 ada 20 parsel sayılı taşınmazın ½ payının sahibi olduklarını, kadastro tespitinde taşınmazın kendileri ile birlikte davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, bu kaydın gerçeği yansıtmadığını, davalıların, dava konusu taşınmazda hiçbir hakları olmadığını 19.03.1981 tarihli muhtar, azalar ve tanıkların olduğu belge ile ikrar ve kabul ettiklerini ileri sürerek davalılar adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı ...; kadastro tespitinin 1979 yılında kesinleştiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, 1962 yılında imzalanan senet uyarınca talepte bulunamayacağını, aralarındaki başka dava nedeniyle eldeki davanın açıldığını, mülkiyet devrinin köy senedi ile mümkün olmadığını, belgeyi imzaladığını hatırlamadığını, diğer ortakların da imzasının bulunması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...; süresinde davaya cevap vermemiş, aşamada davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, muhtar senedindeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu sırasında senetsizden taraflar adına ¼'er pay ile tespit gördüğü ve tespitin 09.11.1979 tarihinde kesinleştiği, davacıların hem kadastrodan önce tanzim edilmiş 18.05.1962 tarihli senede hem de kadastrodan sonra tanzim edilmiş 19.03.1981 tarihli senede dayalı olarak eldeki davayı açtıkları, 18.05.1962 tarihli senet ile dava konusu taşınmazı dayıları ...'den satın aldıklarını iddia etmiş iseler de Kadastro Kanunu’nun 12/3 hükmü gereğince 10 yıllık süreden sonra dava açılamayacağı için 18.05.1962 tarihli senede itibar edilmesinin mümkün olmadığı, kadastrodan sonra düzenlenen 19.03.1981 tarihli senette ise davalı ...'ın imzasının bulunmadığı, davalı...’ın ise senetteki imzayı ikrar ettiği, senedin tanzim edildiği tarihte taşınmazın tapulu olduğu ve mülkiyeti devredici nitelikteki tasarruf işleminin resmi şekilde yapılması gerektiği, anılan senede dayalı olarak tapu iptal ve tescil istenmesi olanaklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b maddesindeki koşulların gerçekleşmesinden sonra kayıt maliki veya mirasçılarınca yapılan işlemler bir şekilde tapuda gerçekleşmiş olsa da sonradan yapılan tasarrufların yolsuz tescil hükmünde olduğunu, Kanun hükmü gereği harici sözleşmeyle hak sahibi olan kişi tarafından süreye bağlı olmaksızın tapu iptali ve tescil davası açılabileceğini, dava dayanağı olan ve imzalarına itiraz edilmeyen iki senedin dava konusu iddianın ispatı olacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriğinden, bölgede yapılan kadastro çalışmalarında Kayseri ili, Melikgazi ilçesi, ... köyünde bulunan 666 (yeni 9947 ada 20) parsel sayılı taşınmazın Kasım 1977 tarihinde davacılar ve davalılar adlarına ¼'er pay ile tespit edildiği, tespitin 1979 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 23.08.2022 tarihinde açıldığı görülmüştür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle:
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.