Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2829 K.2025/3161

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2829 📋 K. 2025/3161 📅 19.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2829 E.  ,  2025/3161 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ın davacının oğlu olduğunu, davacının yalnızca ipotek tesis edilmesi amacıyla verildiği düşüncesiyle davalı ...'a ... maliki olduğu Mersin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 489 ada 9 parsel sayılı taşınmazdaki 18 ve 22 numaralı bağımsız bölümlerin satış yetkisini de içeren bir vekaletname verdiğini, davalı ...'ın taşınmazların davacı adına kayıtlı olduğu süreçte taşınmazlar üzerinde ipotek tesisi suretiyle 1.500.000 TL tutarlı kredi kullandığını, taşınmazların üzerindeki ipoteklerle birlikte 27.06.2018 tarihinde davacının yeğeni ve davalı ...'ın amcasının oğlu olan davalı ...'e satıldığını, bu satıştan davacıya bir bedel ödenmediğini, davacının olaylardan haberdar olduktan sonra taşınmaz bedelinin ödenmesini talep ettiğini ancak davalı ... ve ...'ın davacıyı oyaladığını ve bu süreçte 30.10.2018 tarihinde 18 numaralı bağımsız bölümün davalı ...'e, 22 numaralı bağımsız bölümün ise davalı ...'in eşi davalı ...'ya satıldığını, davalılar ... ve...'nın dava konusu bağımsız bölümleri üzerindeki 1.500.000 TL bedelli ipotekle birlikte satın aldığını, davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullanmak suretiyle taşınmazları devrettiğini ve davalıların el ve iş birliği içerisinde olduğunu ileri sürerek dava konusu bağımsız bölümler üzerindeki ipoteğin kaldırılarak tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini, mümkün olmaması halinde bedelin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalılar ..., ... ve... vekili cevap dilekçesinde; davalı ... tarafından 19.10.2016 tarihinde ... A.Ş.'den kredi kullanıldığını, dava konusu taşınmazlara ipotek konulduğunu, kredi borcunun davalı ... tarafından ödendiğini, ipotek tesisi için davacı ...'nın yaşlı olması nedeniyle yorulmamak adına kendi rızasıyla oğlu olan davalı ...'a vekaletname verdiğini, davalı ...'in dava konusu taşınmazları üzerindeki ipoteklerle birlikte bedelini ödeyerek satın aldığını, dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından 30.10.2018 tarihinde davalılar... ve ...'e bedeli karşılığında satıldığını, satış bedeliyle dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipoteğin kaynağı borcun ödenerek ipoteğin 22.11.2018 tarihinde kaldırıldığını, taraflar arasında bu konuda 25.10.2018 tarihinde bir sözleşme düzenlendiğini, davacı ve davalı ...'ın iş birliği içerisinde gerçekte sattıkları taşınmazları geri alabilmek adına eldeki davayı açtıklarını, davacının kendi iradesi ve rızasıyla ipotek için ayrı, satış için ayrı vekaletname verdiğini, dava konusu 22 numaralı bağımsız bölümde davalılar... ve ...'in, 18 numaralı bağımsız bölümde ise davalı ...'nın anne ve babasını yaşadıklarını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ..., usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalılardan ...'ın anne-oğul olduğu, davacının davalı ...'a verdiği vekaletname ile davalı ...'ın davaya konu taşınmazları kuzeni davalı ...'e, ...'in de diğer davalı akrabaları ... ve...'ya devrettiği, davacının okuma-yazma bildiği ve kasten genel vekaletname verdiği savunması yapılmış ise de dinlenen davacı tanık beyanları ve davalıların ödemeye ilişkin ispata elverişli delillerinin olmadığı, öte yandan aile bireyleri arasında vekaletin sınırlı verilmesi alışkanlığının olmadığı, bu kapsamda vekalet görevinin kötüye kullanıldığı, diğer davalıların da akraba oldukları, taşınmazları davalı ...'ın vekaletle sattığını bildikleri ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilebilecek durumda olmaları nedeniyle iyi niyetli kabul edilmeyecekleri gerekçesiyle davalılar ... ve ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı kayıt malikleri... ve ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı oğlu ...'a vekaletname verdiği, bu vekaletname ile dava konusu iki bağımsız bölümün diğer davalılara devredilmesi sonucunda eldeki davayı açtığı, dava konusu taşınmazlar üzerinde henüz davacı adına kayıtlı olduğu 19.10.2016 tarihinde ipotek tesis edildiği, taşınmazın üzerindeki yüksek bedelli bu ipotek ile davalı ... tarafından satın alındığı, diğer iki davalı ... ve... tarafından kendilerinin ödediği satış bedeli ile söz konusu ipoteğin kaldırıldığı savunulmuş ise de yazılı bir ödeme belgesi sunulamadığı, yalnızca her zaman düzenlenmesi mümkün adi yazılı bir belge ibraz edildiği, bu haliyle ... ve...'nın davalı ...'e satış bedelini ödediklerini yazılı delil ile ispat edemedikleri, TMK'nın 1024. maddesi de nazara alındığında İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulüne yönelik kararının dosya kapsamına uygun düştüğü belirtilerek davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
2. Davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... ve...'nın satış bedelini ödediğinin ispatlanamadığı ifade edilmiş ise de satışa konu taşınmazın ipotek ya da hacizle satıldığı halde satış bu kayıtlarla yapılacağından satış bedelinin de bunlarla yapıldığının kabulü gerekeceğini, eldeki davada da davalılar ... ve...'nın dava konusu taşınmazları bedeli karşılığında 30.11.2018 tarihinde satın aldıklarını, davalılar ... ile ... ve... arasında yapılan sözleşme ile de taşınmazlar üzerindeki ipotek borcunun davalı ... tarafından kapatılacağının kararlaştırıldığını, 22.11.2018 tarihinde taşınmazlar üzerindeki ipoteğin davalı ... tarafından satış bedelinden karşılanarak kapatıldığını, bir kısım ödeme için davalı ... tarafından 19.10.2023 tarihinde döviz bozdurulduğunu, dava konusu 22 numaralı bağımsız bölümde davalılar ... ve...'nın 18 numaralı bağımsız bölümde ise davalı ...'nın anne ve babasının yaşadığını, bu hususların abonelik kayıtları ile sabit olduğunu, dava konusu bağımsız bölümler üzerindeki ipoteğin davalı ... tarafından kapatıldığı gibi satış bedelinin de davalı ... tarafından ödendiğini, tanık beyanlarında da satışın gerçek bir satış olup bedelin ödendiğinin ifade edildiğini, eldeki davanın davacı ve davalı ... tarafından haksız kazanç sağlamak amacıyla açıldığını, satış bedelinin davalı ... tarafından davacıya ödenip ödenmediğinin vekil ile vekalet veren arasındaki iç ilişkiye dair bir sorun teşkil ettiğini, davacının 'ipotek vermek için vekalet verdiğini sanıp, tapu devri için vekalet verdiği' iddiasında bulunduğunu, oysa davacının noter senedinin altına kendi yazısı ile "okudum, kabul ettim ..." yazdığını ve her sayfayı imzaladığını, taşınmazın satış bedelinin vekil ... tarafından ödenip ödenmediğinin taraflar arasındaki iç ilişkiye ilişkin olduğunu, davalı ... ve ...'nın iyiniyetli üçüncü kişiler olduğunu, yargılama giderleri ile harç ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı halde yemin hakkının hatırlatılmamasının isabetsiz olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa alacak istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; davacının Mersin ... 13.10.2016 tarihli ve 31832 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile davalı oğlu ...'ı vekil olarak tayin ettiği, davalı ...'ın söz konusu vekaletname ile davacının ... maliki olduğu 489 ada 9 parsel sayılı taşınmazda bulunan 18 ve 22 numaralı bağımsız bölümleri 27.06.2018 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...'in de 30.10.2018 tarihli satış işlemiyle 18 numaralı bağımsız bölümü davalı ...'e 22 numaralı bağımsız bölümü de davalı ...'ya temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle temyiz eden davalılar vekili tarafından yemin delilinin hatırlatılmadığı ve yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığına yönelik temyiz itirazında bulunulmuş ise de bu hususların istinaf aşamasında ileri sürülmediği, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen itirazların temyiz sebebi olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığının anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan; tapu iptali ve tescil davaları kural olarak tapu sicilinde adına tescil işlemi gerçekleştirilmiş kişi ya da kişiler aleyhine açılır. Bu durum, tapunun iptaline karar verilmesi halinde kararın infazının gerçekleştirilebilmesi bakımından zorunlu olmakla birlikte duruma göre ilgili köy, belediye veya orman yönetimi ya da Hazineye husumet yöneltilmesi de gerekebilir. Dolayısıyla, bir tapu iptali ve tescil davasında hasım ya da hasımların kim olacağı somut olayın özelliğine ve iddianın ileri sürülüş şekline göre değerlendirilmelidir.
Eldeki davada; davacı tarafça, dava konusu taşınmazların davalı ... tarafından vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle davalı ...'a temlik edildiği, adı geçen davalı tarafından davalılar ... ve ...'ya yapılan temliklerin ise el ve iş birliği içerisinde davacıyı taşınmazlardan mahrum bırakma kastıyla yapıldığı ileri sürülerek dava konusu taşınmazların tapu kaydının iptali ile davacı adına tescili talep edilmiştir. Bu kapsamda, eldeki davada davacı davasını vekil ..., dava konusu taşınmazı vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle temlik alan ilk el ... ile durumu bildiğinden ve iyi niyetli olmadığından bahisle son kayıt malikleri olan davalılar ... ve ... aleyhine yöneltmiş olup davacının iddiasını ispat edebilmesi açısından davasını dava konusu taşınmazın kayıt malikinin yanı sıra ara maliklere ve vekile yöneltmesi de mümkündür. Bu durum, talebin özünden doğan biçimsel bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Zira, davalılar arasındaki el ve iş birliğinin belirlenmesi ve davalı vekil ile kayıt malikleri ya da kayıt maliki olmuş ara malikler arasındaki ilişkinin gerçek mahiyetinin açıklığa kavuşturulması açısından vekil ve ara maliklere de husumet yöneltilmesi olayın daha iyi aydınlatılması ve ispatı ile yargılama giderlerinden sorumluluk bakımından gereklidir. Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince, davalı vekil ... ve vekalet görevinin kötüye kullanılması suretiyle dava konusu taşınmazları temlik alan davalı ilk el malik ... yönünden tapu kayıt maliki olmadıkları gerekçesiyle pasif husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilerek kendisini vekil ile temsil ettiren ... lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde isabetsizdir. Ancak, bahsedilen hususlar temyiz nedeni yapılmadığından eleştirilmekle yetinilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalılar ..., ... ve ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 74.821,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılar ..., ... ve ...'dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.