Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2880 K.2025/3224

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2880 📋 K. 2025/3224 📅 23.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2880 E.  ,  2025/3224 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; mirasbırakan babaları ...’in maliki olduğu 2259 ( yeni 1240 ada 5 parsel), 3448 ( yeni 1159 ada 38 parsel), 2014 (yeni 1190 ada 8 parsel), 2015 ( yeni 1191 ada 3 parsel), 2057 ( yeni 1194 ada 18 parsel), 2255 ( yeni 1240 ada 7 parsel) parsel sayılı taşınmazlarını davalı oğlu ...’e satış suretiyle devrettiğini, 133 ada 5, 1796 (yeni 1135 ada 170 parsel) 1910 ( yeni 1163 ada 3 parsel), 2270 (yeni 1114 ada 168 ) parsel sayılı taşınmazlarını ise kadastro çalışmaları sırasında davalı oğlu adına tespit ve tescil ettirdiğini, işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını, mirasçılardan ... tarafından da aynı taşınmazlar için aynı hukuki sebebe dayalı olarak dava açıldığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu 1796 (yeni 1135 ada 179 parsel), 1910 (yeni 1163 ada 3 parsel), 2270 (yeni 1114 ada 168 parsel) ve 133 ada 5 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sonucu adına tespit ve tescil edildiğini, bu taşınmazlar yönünden Kadastro Kanunu'nda belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, 2255 (yeni 1240 ada 7 parsel), 2259 ( yeni 1240 ada 5 parsel), 2057 (yeni 1194 ada 18 parsel), 2015 (yeni 1191 ada 3 parsel), 2014 (yeni 1190 ada 8 parsel) ve 3448 (yeni 1159 ada 38 parsel) sayılı taşınmazları ise muristen bedelini ödeyerek satın aldığını, muvazaalı herhangi bir devir bulunmadığını, yine de davacıların bu taşınmazlarla ilgili herhangi bir hak talebinde bulunmamaları için 2013 yılında davacılarla anlaşarak her bir davacıya 5.000,00 'er TL ödemede bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu 2259 ( yeni 1240 ada 5 parsel), 3448 (yeni 1159 ada 38 parsel) , 2014 ( yeni 1190 ada 8 parsel), 2015 (1191 ada 3 parsel), 2057 ( yeni 1194 ada 18 parsel) ve 2255 (yeni 1240 ada 7 parsel) sayılı taşınmazların muris tarafından vekili ... eliyle davalı oğlu ...’e satış suretiyle devredildiği, dava konusu 133 ada 5, 1796 ( yeni 1135 ada 170 parsel), 1910 ( yeni 1163 ada 3 parsel) ve 2270 ( yeni 1114 ada 168 parsel) sayılı taşınmazların ise kesinleşen kadastro işlemine dayalı olarak davalı adına tespit ve tescil edildiği, kadastro tespiti sonucu davalı adına tescil edilen taşınmazlar yönünden 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama alanı bulunmadığı, ancak muris tarafından satış yoluyla devredilen taşınmazlara yönelik muvazaa iddiasının sabit olup, mirasçılardan ... tarafından aynı hukuki nedene dayalı olarak açılan 2022/46 Esas sayılı dosyada davanın kabulüne karar verildiği ve kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği, anılan bu kararın eldeki dava yönünden kesin delil teşkil ettiği gerekçesiyle 2259 ( yeni 1240 ada 5 parsel), 3448 (yeni 1159 ada 38 parsel) , 2014 ( yeni 1190 ada 8 parsel), 2015 (1191 ada 3 parsel),2057 ( yeni 1194 ada 18 parsel) ve 2255 (yeni 1240 ada 7 parsel) sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, 133 ada 5, 1796 ( yeni 1135 ada 170 parsel),1910 ( yeni 1163 ada 3 parsel) ve 2270 ( yeni 1114 ada 168 parsel) sayılı taşınmazlar yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verildiğini, reddedilen taşınmazlar yönünden hükmün doğru, ancak kabul kararı verilen taşınmazlar yönünden hatalı olduğunu, davalının kabul kararı verilen dava konusu taşınmazları muristen 06.03.2008 tarihinde bedelini ödeyerek satın aldığını, yine de davalının, davacıların ileride hak talebinde bulunmamaları için davacılarla anlaşmaya vardıklarını ve dava konusu taşınmazlardaki paylarına karşılık olarak her bir davacıya 2013 yılında 5.000,00'er TL ödeme yapıldığını, davacılardan ... adına kocası ... hesabına 27.11.2013 tarihinde PTT aracılığı ile ödeme yapıldığını, davacılardan ...’in ise banka hesabı bulunmaması nedeniyle elden ödeme yapıldığını, bu hususun ıslah dilekçesi ile beyan edildiğini, ancak Mahkemece bu hususların hiçbirinin değerlendirilmediğini, yemin deliline başvurma hakkının kullandırılmadığını, murisin kalan taşınmazlarının araştırılmadığını, eksik inceleme ile hüküm verildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1933 doğumlu mirasbırakan ...’in 15.09.2008 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızları ... ve ... ile davalı oğlu ..., dava dışı kızları ..., ..., ve kızı ...’den olma torunları ... ve ...’nın kaldığı, mirasbırakanın maliki olduğu 2014, 2015, 2057, 2255, 2259 ve 3448 parsel sayılı taşınmazlarını vekili ... eliyle 5.03.2008 tarihinde satış suretiyle davalı oğluna devrettiği, yapılan 22/a çalışmaları sonucu 2014 parsel sayılı taşınmazın 1190 ada 8 parsel, 2015 parsel sayılı taşınmazın 1191 ada 3 parsel, 2057 parsel sayılı taşınmazın 1194 ada 18 parsel, 2255 parsel sayılı taşınmazın 1240 ada 7 parsel, 2259 parsel sayılı taşınmazın 1240 ada 5 parsel, 3448 parsel sayılı taşınmazın 1159 ada 38 parsel sayılı taşınmaz olarak davalı adına tescil edildiği, dava konusu 133 ada 5, 1796 ( yeni 1135 ada 170 parsel), 1910 ( yeni 1163 ada 3 parsel) ve 2270 ( yeni 1114 ada 168 parsel) sayılı taşınmazların ise kesinleşen kadastro işlemine dayalı olarak davalı adına tespit ve tescil edildiği, davacılarca anılan tüm taşınmazlar yönünden muris muvazaası hukuki nedenine dayalı miras payları oranında iptal-tescil isteminde bulunulduğu, yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince kadastro tespiti sonucu davalı adına tescil edilen taşınmazlar yönünden 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama alanı bulunmadığı, ancak muris tarafından satış yoluyla devredilen taşınmazlara yönelik muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle 2259 (yeni 1240 ada 5 parsel),3448 (yeni 1159 ada 38 parsel), 2014 (yeni 1190 ada 8 parsel), 2015 (1191 ada 3 parsel), 2057 ( yeni 1194 ada 18 parsel) ve 2255 (yeni 1240 ada 7 parsel) sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulüne, 133 ada 5, 1796 ( yeni 1135 ada 170 parsel), 1910 (yeni 1163 ada 3 parsel) ve 2270 (yeni 1114 ada 168 parsel) sayılı taşınmazlar yönünden ise davanın reddine karar verildiği, reddedilen bu taşınmazlar yönünden hükmün, davacı tarafça istinaf veya temyiz edilmeyerek kesinleştiği, kabul edilen taşınmazlar yönünden ise hükmün davalı vekili tarafından istinaf edildiği, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği , ayrıca dava dışı mirasçılardan ... tarafından aynı taşınmazlar hakkında aynı hukuki nedene dayalı olarak Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/46 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığı, Mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek 12.01.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (...) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Bununla birlikte; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Hemen belirtilmelidir ki, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması zorunludur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. (1086 sayılı HUMK’un 73.) maddesi uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetilerek mahkeme, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usûlüne uygun olarak davet etmeden, açıklama ve ispat haklarını kullanmalarını sağlamadan hükmünü veremez. Bunun aksinin kabulü adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurur.
Somut olaya gelince; taraflar tanık listesi verdikleri halde, İlk Derece Mahkemesince dava dışı mirasçılardan ... tarafından aynı taşınmazlar ile ilgili aynı hukuki nedene dayalı olarak açılan ve istinaf incelemesinden geçerek kesinleşen Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/46 Esas sayılı davasının eldeki dava yönünden kesin delil teşkil ettiği kabul edilerek sonuca etkili görülmediği gerekçesiyle taraf tanıklarının hiçbirinin dinlenilmediği, ayrıca davalı tarafça ikinci cevap dilekçesi ile yemin deliline dayanıldığı halde, davalıya hangi hususta yemin deliline başvurup başvurmayacağının sorulmadığı, tüm deliller toplanılmadan noksan soruşturma ile sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca; Ordu 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/46 Esas, 2022/257 Karar sayılı kararının eldeki dava yönünden kesin delil değil ancak güçlü delil olacağı göz önüne alınarak taraf tanıklarının dinlenmesi, davalı tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılması, toplanan ve toplanacak tüm delillerin yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.