Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2267 K.2025/3215
1. Hukuk Dairesi 2025/2267 E. , 2025/3215 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2064 E., 2023/2015 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/350 E., 2022/1036 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar tarafından duruşma istekli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.03.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davacılar ... vd. vekili Avukat ... ile temyiz edilen davalı ... ve fer'i müdahil ... vekilleri Avukat ... geldiler. Gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar; muris babaları ...'un 2802 parseldeki 23280/... payını oğlu davalı ...'e 27.09.1989 tarihinde satış suretiyle temlik ettiğini, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, imar uygulaması sonucu taşınmazın 1036 ada 1, 6 ve 8 parseller ile 979 ada 11 parsel sayılı taşınmazlara ayrıldığını ileri sürerek miras payları oranında tapu iptali ve tescile karar verilmesini istemişlerdir. Aşamada dava konusu 1036 ada 6 parselin, 1036 ada 1 parselin imar işlemine tabi tutulması sonucu oluştuğu anlaşılmıştır.
II. CEVAP
1. Davalı; davaya konu taşınmazları 1989 yılında muristen bedelini ödeyerek satın aldığını, davacıların satış tarihi itibarıyla satıştan haberdar olduklarını, murisin bir kısım taşınmazlarını da dava dışı oğlu ...'e sattığını, bu işlemlerin yapıldığı sırada murisin tüm mal varlığını davacılar dahil olmak üzere çocukları arasında taksim ettiğini, murisin ölümünden sonra muris adına kayıtlı diğer taşınmazların tüm mirasçılarına intikal ettirildiğini, murisin geride pek çok taşınmazının kaldığını, uzun yıllar geçtikten sonra muvazaa iddiasının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur.
2. Fer'i müdahil ...; dava konusu taşınmazlara ilişkin olarak davalı ile aralarında 21.03.2018 tarihli taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini imzaladıklarını, ne var ki eldeki davadan ötürü bu sözleşme ile sahip olduğu hak ve yetkilerinin ihlal edilme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını belirtip davalı yanında davaya katılma talebinin kabulü ile taşınmazlar üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.12.2019 tarihli ve 2018/158 Esas, 2019/636 Karar sayılı kararıyla, muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacılar vekili ile davalı ve fer'i müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.09.2020 tarihli ve 2020/1185 Esas, 2020/1222 Karar sayılı kararıyla; eksik araştırma ve inceleme ile hüküm tesis edilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Yerel Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, davalı ve fer'i müdahil vekili tarafından tedbirin devamına yönelik kararın kaldırılması için yapılan istinaf başvurusu esastan reddedilmiş; İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; murisin 1996 yılında öldüğü, diğer taşınmazlarının mirasçıları adına inmar görmesi nedeniyle değerli hale gelmesi üzerine bu davanın açıldığı, taşınmazın devir tarihi olan 27.09.1989 tarihindeki değerinin, murisin tüm mal varlığına oranının makul karşılanabilecek sınırda kaldığı, muristen mirasçılara intikal eden diğer taşınmazların devir tarihinde çok daha değerli oldukları, böylelikle murisin yapmış olduğu temlikle ilgili olarak gerçek amaç ve iradesinin davacılardan mal kaçırma olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalı ve fer'i müdahil vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, ayrıca kararın kesinleşmesine kadar taşınmazın üzerindeki tedbirin devamına yönünde karar verilmesinde ve hükmün fer'ilerinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili; dava dilekçesindeki iddialarını yinelemiş, yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu ile murisin dava dışı 1 parça taşınmazını daha davalıya satış yoluyla devrettiğini, 1 parça taşınmazını da dava dışı oğlu ...'e bağışladığını öğrendiklerini, bu temliklerin de muvazaanın varlığına delil olduğunu, ancak Mahkemece bu husus üzerinde durulmadığını, muris tarafından davalıya devredilen taşınmaz değerinin murisin tüm mal varlığına oranının makul karşılanabilecek sınırda kaldığının kabul edildiğini ancak Mahkemenin bu makuliyeti neye göre ve nasıl değerlendirdiğinin belirsiz olduğunu, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, davalının alım gücünün, murisin denkleştirme amacıyla hareket edip etmediğinin, bedeller arasında fahiş fark olup olmadığının araştırılıp değerlendirilmediğini, davalı tanıklarının yalan ve yanlış beyanlarına itibar edildiğini, kız çocuklarından mal kaçırıldığını, muvazaa iddialarının sabit olduğunu belirtip kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; muris ...'un 15.12.1996 tarihinde öldüğü, geride mirasçıları olarak eşi dava dışı ... ile çocuklarının (davanın tarafları ve dava dışı ...) kaldığı; murisin 2802 parsel sayılı taşınmazdaki payının tamamını 27.09.1989 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği, taşınmazın birden çok kez imar işlemine tabi tutulması sonucu dava konusu 1036 ada 6 ve 8, 979 ada 11 parsel sayılı taşınmazlar ile dava dışı 979 ada 3 ve 1036 ada 7 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu anlaşılmaktadır.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, özellikle muris tarafından davalıya yapılan taşınmaz temliki satış işlemi olduğundan Mahkemece makul oran değerlendirmesi doğru değil ise de davacının, muvazaa iddiasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddeleri uyarınca ispatlayamadığı anlaşıldığına göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz edilen davalı vekili için 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.