Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2838 K.2025/3239

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/2838 📋 K. 2025/3239 📅 23.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2025/2838 E.  ,  2025/3239 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/832 E., 2024/2156 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı ...; muris babası ...'nın 115 ada 224 ve 114 ada 17 parsel sayılı taşınmazlarını oğlu olan İsmail'e devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, daha önce açtığı davanın Milas 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/231 Esas, 2016/406 Karar sayılı kararı ile kabul edildiğini, anılan davadan sonra anneleri ...'nin 11.02.2016 tarihinde öldüğünü, dava konusu taşınmazlarda muris ... mirasçısı olması nedeniyle annesi ...'nin de hakkı bulunduğunu, İsmail'in ölümü ile taşınmazın mirasçıları olan davalılara intikal ettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile dava konusu taşınmazlarda anneleri ...'nin payından miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Birleştirilen davada davacı ...; muris babası ...'nın 115 ada 224 ve 114 ada 17 parsel sayılı taşınmazlarını oğlu olan İsmail'e devrettiğini, temliklerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu, anneleri ...'nin de 11.02.2016 tarihinde öldüğünü, dava konusu taşınmazlarda murisin ölümü ile mirasçı olan annesinin de hakkı bulunduğunu, İsmail'in ölümü ile taşınmazların mirasçıları olan davalılara intikal ettiğini ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile dava konusu taşınmazlarda muris babası ve annesi ...'nin payından miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar; davanın reddini savunmuşlar, bilahare açılan davayı kabul ettiklerini bildirmişlerdir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların davayı kabulü nedeniyle asıl ve birleştirilen davanın kabulüne, dava konusu taşınmazlarda davalılar adına kayıtlı payların iptali ile; asıl davada davacının muris ...'nın mirasçılık belgesindeki payı oranında adına tesciline, birleştirilen davada davacının murisler ... ve ...'nın mirasçılık belgesindeki payları oranında adına tesciline karar verilmiş, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 03.07.2023 tarihinde hüküm kesinleşmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından pay oranlarının hükümde açıkça gösterilmesi gerektiğine dair tavzih talebinde bulunulması üzerine, Mahkemece 07.12.2023 tarihli Ek Karar ile; dava konusu taşınmazlarda davalılar adına kayıtlı payların iptali ile; asıl davada davacının muris ...'nın mirasçılık belgesindeki 1/3 payına isabet eden 1/9 pay oranında adına tesciline; birleştirilen davada davacının muris ...'nın 1/4 payına isabet eden ve ...'nın mirasçılık belgesindeki 1/3 payına isabet eden 4/9 pay oranında adına tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ek kararından sonra davacılar vekili tarafından bu kez pay oranlarının hatalı olduğundan bahisle tavzih kararının düzeltilmesine ilişkin tavzih talebinde bulunulması üzerine, Mahkemece 08.02.2024 tarihli Ek Karar ile; 07.12.2023 tarihli tavzih kararının düzeltilmesine, dava konusu taşınmazlarda davalılar adına kayıtlı 1/3 payların iptali ile muris ...'nın mirasçılık belgesindeki 1/12 payı oranında asıl davada davacı adına tesciline; dava konusu taşınmazlarda davalılar adına kayıtlı payların iptali ile muris ...'nın ve muris ...'nın mirasçılık belgesindeki 1/12 payı oranında birleştirilen davada davacı adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararlarına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağı, genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, esasen hükümdeki yazı ve hesap hatalarıyla diğer benzeri açık hatalar dışında hükmün değiştirilmesinin mümkün olmadığı, davacıların tavzih taleplerinin ancak istinaf kanun yolunda kaldırma nedeni yapılabileceği, Mahkeme tarafından hükmü düzeltmek amacıyla tavzih yapılamayacağı, davacıların tavzih taleplerinin hükmü düzeltmeye yönelik, ayrıca infaza ilişkin olduğundan tümüyle reddi gerekirken kabulünün ve infazda tereddüt uyandıracak şekilde iki ayrı tavzih kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesinin 07.12.2023 tarihli ve 08.02.2024 tavzih kararlarının ayrı ayrı kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davacıların tavzih taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin tavzih edilen karar içeriğinde hata olması sebebiyle tavzihin düzeltilmesinin talep edildiğini, ancak Bölge Adliye Mahkemesinin tavzih talebinin tamamen reddi yönünde aleyhe bozma yasağına aykırı karar verdiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, tavzih talebinin kabulü ile iptal edilen payın karara yazılmasının davalı aleyhine sonuç doğurmayacağını, taraflara tanınan haklar ve borçların sınırlandırılmayacağını, genişletilmeyeceğini, davalının payının davacının payı oranında iptal edildiğinin kararın içeriğinden ve tescil kararından anlaşıldığını, sadece açıklama yapılmak üzere tavzih talep edildiğini, tavzih talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini bildirerek ve önceki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, tavzih istemine ilişkindir.
Bilindiği üzere; HMK’nın 305. maddesinde, hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Hemen belirtmek gerek ki; gerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda (HUMK), gerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu kurum davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar veya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve E:2006/4-519, K:527; 31.05.2006 tarihli ve E:2006/10-307, K:337; 10.05.2006 tarihli ve E:2006/4-230, K:288; 04.03.2009 tarihli ve E:2009/10-34, K:104; 14.07.2010 tarihli ve E:2005/8/368, K:2010/385 sayılı kararları).
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle mahkemece verilen kararda murislerin veraset ilamlarına atıf yapılmak suretiyle hüküm tesis edildiği, söz konusu veraset ilamlarında ise pay oranlarının gösterildiği, tavzih yoluyla hükmün değiştirilmesi anlamında düzeltme yapılamayacağından Mahkemece verilen ek kararlar ile davacı taraf lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan söz edilemeyeceği, bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın aleyhe bozma yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği gözetilmek suretiyle, davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.