Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1566 K.2025/3130

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1566 📋 K. 2025/3130 📅 19.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1566 E.  ,  2025/3130 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/198 E., 2023/1079 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/72 E., 2020/234 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve asli müdahiller vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Karadenizereğli ilçesi, ... köyünde bulunan 204 ada 40, 9, 6, 13, 10, 285 ada 19, 136 ada 2, 263 ada 7, 148 ada 7, 21, 38, 135 ada 2, 194 ada 3, 122 ada 5, 178 ada 13 ve 185 ada 12 parsel sayılı taşınmazların kök muris ...’dan intikal etmesine rağmen kadastro tespiti sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiklerini belirterek çekişmeli taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında davacı adına tescilini talep etmiştir.
Davacı vekili 23.01.2020 tarihinde ıslah yoluyla, dava konusu 204 ada 6 parsel sayılı taşınmaz açısından tapu iptali ile ... mirasçıları adına tescilini, diğer taşınmazlar yönünden ... terekesine iade talep etmiştir.
Yargılama sırasında, 26.02.2020 tarihinde ... mirasçıları ... ve müşterekleri davaya müdahil olmuştur.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediğini, davaya konu taşınmazların tümünün müşterek muris ...'dan intikal etmediğini, bazılarını kendisinin dava dışı üçüncü kişilerden satın aldığını, babası ...'ın 4 çocuğu olduğunu, kız kardeşleri ... ... ile ... ...'ndan miras hisselerini satın aldığını, ... köyündeki babasından gelen taşınmazlarını 08.07.2007 tarihinde abisi ...'ın çocukları ile taksim ettiğini, abisi ...'ın çocukları 1/4 oranında hisse almaları gerekirken neredeyse yarı yarıya taksim edildiğini, abisinin hatırına terekenin iyi yerlerini onlara verdiğini, bu sebeple ...'ın çocukları olan ..., ..., ..., ..., ..., ... adlarına ... köyü hudutları içinde bulunan taşınmazların tüm tedavüllerinin dosyaya celb edilmesini istediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; cevap dilekçesinde sunulan 08.07.2007 tarihli belgede tarafların imzasının bulunmadığı, yalnızca tanıkların imzalarının yer aldığı, bu şekilde tarafları bağlayıcı hükme esas alınabilecek nitelikte bir anlaşmadan bahsedilemeyecek ise de tanıklardan ...'nın, ... ...'nun ve ...'ın birbirine uyan ve çelişkili olmayan beyanlarına göre dava konusu taşınmazların ortak muristen geldiği, kadastro işlemleri öncesinde tarafların taşınmazları bölüştükleri ve bu hususta kendilerinin de onları uzlaştırdıkları, davacı ve davalının aralarında yargılama konusu taşınmazların malikliği hususunda anlaştıkları, kadastro tespit ve tescil işlemlerinin buna göre yapıldığı, ... Tapu Kadastro Müdürlüğüne başlıklı 25.06.2008 tarihli ..., ... ve ... köyü muhtarı imzalı belge incelendiğinde tarafların dava dışı bir taşınmazın ...'dan ...'a yazılmasını talep ettiklerinin görüldüğü, bu nedenle Mahkemece tarafların kadastro tespiti sırasında ve sonrasındaki işlemleri uzlaşma yoluyla yürüttükleri hususunda destekleyici kanaat oluştuğu, tanıklardan... ve ... ...'un yargılamayı etkileyecek beyanları bulunmaması nedeniyle ifadelerinin hükme esas alınmadığı, mahalli bilirkişi ... ile...'ın 204 ada 6 parsele ilişkin beyanlarının çelişkili bulunduğu görülse de...'ın davacı tanığı olduğu, yargılama konusu olmayan 204 ada 11 nolu parsele ilişkin de bilgisinin bulunduğu, bu nedenle...'ın beyanlarının esas alındığı, diğer tanık ve mahalli bilirkişilerin bu hususa ilişkin net beyanlarının bulunmaması nedeniyle davacının bu taşınmaz üzerindeki iddiasını ispat edemediği, 204 ada 10 parsel sayılı taşınmazın dava dışı şahıstan satın alındığı gerekçesi ile davacının davasının tüm talepleri yönünden reddine, asli müdahiller yönünden ise çekişmeli taşınmazların kadastro tespitinin kadastro tutanakları ve tapu kayıtlarına göre 19.08.2008 tarihinde kesinleştiği, bu parsellere yönelik asli müdahale talepli davanın ise 26.02.2020 tarihinde açıldığı, kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve asli müdahiller vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı tarafın dosyaya sunduğu 08.07.2007 tarihli belgede tanık olarak imzası bulunan ve kadastro tespit tutanaklarında mahalli bilirkişi olarak imzası bulunan davalı tanığı ...'ın alınan beyanlarında dava konusu yerlerin kök muris ...'dan geldiği, bu yerlerin bölüşümüne ilişkin bilgisi olduğu, kadastro tespiti sırasında muhtar olduğu, ... ve ...'in yerler ile ilgili kendi aralarında anlaştıkları, anlaştıkları kağıtları getirdikleri ve bu işin tasdiklenmesini istedikleri, kendilerinin de muhtar ve azalar olarak imzaladıkları, kadastro geçtikten sonra aralarında anlaşmazlık çıktığı, ...'in oturduğu evi kendisinin yaptırdığı, dava konusu taşınmazların üzerlerindeki fındıklıkları ...'in diktirdiğini bildiği, kadastro sırasında ...'ın çocuklarının köyde yaşadığı sonrasında ise köyden ayrıldıklarını belirttiği, keşiften sonra davacı tarafın 23.01.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini değiştirmek suretiyle 204 ada 6 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile muris ...'ın mirasçıları adına tapuya kayıt ve tescilini, kabul edilmediği taktirde davacı ...'ın miras payı oranında iptalini, diğer taşınmazlar yönünden ise taşınmazların tapularının iptali ile muris ...'ın terekesine iadesine, talep kabul edilmediği takdirde ...'ın miras payı oranında tapusunun iptalini ve miras payı oranında adına tapuya kayıt ve tescilini istediği, devamında asli müdahale talepli dilekçe ile ...'ın diğer mirasçılarının asli müdahil olduğu, 08.07.2007 tarihli belgede tarafların imzasının bulunmadığı, yalnızca tanıkların imzalarının yer aldığı, bu şekilde tarafları bağlayıcı hükme esas alınabilecek nitelikte bir anlaşmadan bahsedilemeyecek ise de tanıklardan ...'nın, ... ...'nun ve ...'ın birbirine uyan ve çelişkili olmayan beyanlarında yargılama konusu taşınmazların ortak muristen geldiğini bildikleri, kadastro işlemleri öncesinde tarafların taşınmazları bölüştüklerinden ve bu hususta kendilerinin de onları uzlaştırdıklarından bahsettikleri, yine kadastro işlemleri sırasında her iki tarafın da yargılama konusu yerler üzerinde tespit sırasında hazır bulunduklarını içeren beyanlarından davacı ve davalının aralarında yargılama konusu taşınmazların malikliği hususunda anlaştıkları, kadastro tespit ve tescil işlemlerinin buna göre yapıldığı, 204 ada 10 parsel sayılı taşınmazın dava dışı şahıstan satın alındığı, asli müdahiller yönünden ise 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun12/3. maddesine göre 10 yıllık süre geçtikten sonra asli müdahil olunduğu, bu durumun ıslah dilekçesi ile değiştirilemeyeceği ve ıslah dilekçesi ile murise ait taşınmazların terekeye iade istemi ile miras hissesi oranında tapu iptali ve tescil isteminin aynı hukuksal sonuçları doğurduğu ve terekeye iade talebinin de miras hissesi oranında tapu iptali ve tescil sonucunu doğuracağından bu talebe yönelik ıslah dilekçesi kapsamında toplanan deliller değerlendirildiğinde İlk Derece Mahkemesinin kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı, asli müdahiller ve davalının mirasçı oldukları eldeki davada terekeye temsilci atanmasının da gerekmediği gerekçeleri ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ve asli müdahiller vekili temyiz dilekçesinde; kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, çekişmeli taşınmazlara ilişkin kadastro tutanakları incelendiğinde dava konusu taşınmazların davalının ceddinden intikalen ve taksimen geldiğini, çekişmeli taşınmazların kök murisi ...'dan geldiğine dair iddianın kadastro tutanakları ile sabit olduğunu,dava konusu taşınmazların taksim edilmesi sonucu davalı adına tescil edildiği iddialarının gerçeği yansıtmadığı gibi davalının dava dışı kardeşleri olan ... mirasçısı ... ... ve ... ...’nun hisselerini satın aldığına dair yazılı bir belge olmadığı gibi bunu ispatlayan tanık beyanı da olmadığını, aksine duruşmada tanık olarak beyanı alınan ... ...’un birbirlerine yer verme hususunda anlaşma yapılmadığını, yaklaşık 12-13 sene önce davalının kendisini muhtara götürdüğünü, bir senede parmak bastığını ama senette ne yazdığını bilmediğini, 2016 yılında parmak bastığı senedi ...'ten geri istediğini ancak ...'in senedi yırttığını söylediğini, ...'ın çocukları arasında da mal paylaşımı olmadığını ifade ettiğini, bu beyandan da anlaşılacağı üzere kök muris mirasçısı olan ... ...'un dahi dava konusu taşınmazlarda hissesi bulunduğunu, muhtar olan tanık ... 'ın beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, tanık ... ...'un beyanlarına göre mirasçılar arasında herhangi bir mal paylaşımı ya da taksim yapılmadığını, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ...’ın dava konusu taşınmazlardan 204 ada 6 ve 11 nolu parselin muris ...’tan gelmediğini, bu parsellerin davacının babası ... tarafından ...’dan satın alındığını beyan ettiğini, bu hususun tanıkları... tarafından doğrulandığı gibi davalı tanığı ... tarafından da doğrulandığını, ancak Mahkemece bu beyanlara itibar edilmediğini, davacının da bu durumu keşifte tanıkların beyanlarından öğrendiğini ve bunun üzerine dava dilekçesinde dava konusu taşınmazlardan 204 ada 6 nolu parsel yönünden talebin ıslah edildiğini, Mahkemenin gerekçesinin dosyadaki tanık beyanlarına aykırı olduğunu, davacı ile davalı arasında hiçbir şekilde taksime ilişkin anlaşma yapılmadığını, davacının kendi başına davalı ile bir taksim sözleşmesi, mal paylaşımı yapmasının mümkün olmadığını, tanıklara neden davacı ...'ın söz konusu belgeyi imzalamadığı, imzalamadığı halde neden onayladıkları hususunun sorulmadığını, davacı ve asli müdahillerin kadastro tespiti sırasında köyde olmadıklarını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu, söz konusu belgenin geçersiz olduğunu, davacı ve asli müdahillerin söz konusu anlaşmayı imzalamadıklarını, davalı tarafça düzenlenen ancak davacının imzalamadığı başkaca senetler olduğunu, davalının tanıkları olan ve senedi onaylayan kişilerle ortak hareket ettiğini, imzasız bir belgeye tanık beyanı ile geçerlilik kazandırılamayacağını, çok sayıda büyük ve değerli taşınmazın davalı adına tescil edildiğini, davacı adına birkaç parça taşınmaz tescil edildiğini, asli müdahiller ile dava dışı mirasçılar ... ve ... adına hiçbir şekilde taşınmaz tescili yapılmadığını, ortada bir paylaşım olmadığını sadece davalının isteğine göre yapılmış bir tescil olduğunu, davalı adına tescil edilen taşınmazların muris ...'ın mal varlığının tamamına yakını olmasının taksimin olmadığını gösterdiğini, asli müdahale taleplerinin on yıllık süre geçtiğinden bahisle reddine dair verilen kararın yasaya aykırı olduğunu, ıslah dilekçesiyle terekeye iade talep edildiğini ve asli müdahillerin de terekeye iadesi istenen muris ...’ın mirasçıları olduğunu, asli müdahale talebinde bulunularak terekeye iade talebine bir nevi muvafakat verilmiş olduğunu, bu husus değerlendirilmeden salt kadastro tespiti üzerinden on yıllık süre geçtiğinden bahisle ret kararı verilmesine itiraz ettiklerini, tanık beyanlarının yanlı olduğunu, asli müdahillerin davalı tarafa yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemesine dair kararın da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Karadenizereğli ilçesi, ... köyünde bulunan 204 ada 40, 9, 6, 13, 285 ada 19, 136 ada 2, 263 ada 7, 148 ada 7, 21, 38, 135 ada 2, 194 ada 3, 122 ada 5, 178 ada 13 ve 185 ada 12 parsel sayılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir. 204 ada 10 parsel sayılı taşınmaz aynı nedenle ...adına tespit edildikten sonra satış nedeniyle ... adına kayıtlanmıştır.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı ve asli müdahiller vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan ve asli müdahillerden alınmasına,
Dosyanın Karadenizereğili 2. Asliye Hukuk Mahkemesine, kararın bir örneğinin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.