Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2380 K.2025/3134

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2380 📋 K. 2025/3134 📅 19.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/2380 E.  ,  2025/3134 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1496 E., 2024/130 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yığılca Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/125 E., 2021/46 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde; Düzce ili, Yığılca ilçesi, ... köyünde bulunan 139 ada 5 ve 9 parsel sayılı taşınmazların evvelinde kayınpederi ...’ya aitken 139 ada 5 parselin tahminen 2.000 metrekarelik kısmının 1994’de, 139 ada 9 parsel sayılı taşınmazın 1998 yılında bizzat muris tarafından yapılan paylaşımla eşi ... ...’ya miras hissesi olarak verildiğini, ... ...’nun da taşınmazları kendisine devrettiğini, taşınmazların kendi zilyetliğinde bulunduğunu, 139 ada 5 parsel sayılı taşınmaza ceviz, 139 ada 9 parsel sayılı taşınmaza ise fındık diktiğini, paylaşımla davalıya da yer verildiğini, davalının, çekişmeli taşınmazı kullanmasını engellediğini belirterek 139 ada 5 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının, 139 ada 9 parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının iptali ile adına tescilini ve tarafına ecrimisil ödenmesini talep etmiştir.
Yargılama sırasında, ... ... mirasçıları davaya muvafakat verdiklerini bildirmişlerdir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin eksik olduğunu, dilekçede T.C. Kimlik numarasının yazmadığını, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların miras malı olduğunu, davacıların kendisinden daha çok arazisi olduğunu, çekişmeli taşınmazların kendisine ait olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Yargılama sırasında davalının vefat etmesi üzerine, mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından tarafların kök murisi ...'nun ölmeden önce miras paylaşımı yaptığı, keşif mahallinde gözlemlenen armut ağacından aşağıda kalan kısmının davacılar murisi ... ...'ya yukarısında kalan kısmının ise davalı ...'ya bıraktığı, aşağıda kalan kısmın davacı adına kayıtlı dava dışı 139 ada 7 parsele ve dava konusu 9 parsele denk geldiği, dava konusu 9 parselin 7 parselin uzantısında bulunduğu, dava konusu 5 parselin ise armut ağacının yukarısında davalıya verilen kısımda kaldığı, kök murisin 9 parseli davacının eşi ... ...'ya miras hissesi ve ev yeri olarak verdiği, deprem nedeniyle belirli bir süre 9 parsel üzerinde bulunan baraka yapıda muris ... ...'nun rızasıyla müteveffa davalı ve çocuklarının kaldığı, 5 parsel üzerinde ise müteveffa davalıya ait ev bulunduğu, bir kısmının fındıklık olduğu, bu fındıklığın taraflar arasında müştereken kullanıldığı, diğer kısmının ise dava konusu ceviz ağaçlarının ve fındıkların bulunduğu alan olduğu, dava konusu alandaki fındıkların davalı ve eşi tarafından; cevizlerin ise ölmeden önce davacının eşi ve murisi ... ... tarafından dikildiği, her ne kadar davacı dava dilekçesinde 5 parsele ilişkin paylaşımın 1994 yılında yapıldığını, taşınmazın 1999 yılından sonra kendisi tarafından kullanıldığını, ceviz ağaçlarının kendisi tarafından dikildiğini, eşinin rahatsızlığı sebebiyle eşiyle ilgilenmesini fırsat bilerek davalının, arazileri kullanmasına engel olduğunu beyan etmişse de ziraat bilirkişisinin raporunda da belirtildiği üzere ceviz ağaçlarının 30-45 yaş aralığında olduğu, davacının taksimin gerçekleştiğini iddia ettiği tarihlerden evvel ve eşi ... ... tarafından dikildiği, ayrıca tarımsal arazi üzerine kök muris ...'nun yaşadığı dönemde ve paylaşım yapılmadan evvel ceviz ağaçlarının davacının eşi ... ... tarafından dikilmesinin de tek başına bu taşınmazın miras hissesi olarak verildiği anlamına gelmeyeceği gerekçeleri ile davacının 139 ada 5 parselde iddia ettiği kısmın eşine miras hissesi olarak verildiği ispat edilemediğinden bu parsele yönelik tescil talebinin ve ecrimisil talebinin reddine; 9 parsel yönünden ise tescil talebinin kabulüne, arazi üzerinde zirai değeri haiz ürün bulunmadığından ecrimisil talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İDM tarafından verilen kararın yerinde bulunduğu gerekçesi ile davacı vekili ile davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf sebebi olarak bildirdikleri hususların irdelenmediğini, Mahkeme kararlarının hatalı olduğunu, kadastro bilirkişileri tarafından düzenlenen 14.01.2020 tarihli bilirkişi raporunun ekinde bulunan krokide, dava konusu 139 ada 5 parselde çekişme konusu edilip kırmızı renkle (A) harfiyle gösterilen kısmın davacı adına tapuya kayıtlı dava dışı 139 ada 7 parsel ve dava konusu 139 ada 9 parsel sayılı taşınmazların bir bütün oluşturduğunun, krokide sarı renkle (B) harfiyle gösterilen ve davalıya kalan kısma yakın büyüklükte olduğunun açıkça görüldüğünü, mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının kök muris ...'nun sağlığında dava konusu 139 ada 5 parsel sayılı taşınmazı eşit olarak iki oğlu (... ve ...) arasında böldüğünü, davalıların murisi olan ...'in kendisine düşen kısma ev yaptığı ve fındık diktiğini, davacının murisi ...'in kendisine düşen ve evin alt tarafında kalan kısma ceviz diktiğini bildirdiğini, ziraat bilirkişisi ... ... tarafından düzenlenen 27.01.2020 tarihli bilirkişi raporunun 5. sayfasında, dava konusu edilen alan üzerinde 4 adet ceviz ağacı olduğu (3 adet 30-35 yaşlarında, 1 adet 40-45 yaşlarında), 18 adet fındık ocağının bulunduğu ve zirai değeri olmadığı, çürüme ve kuruma gözlemlendiği, 3 adet erik ağacı bulunduğu hususlarının bildirildiğini, raporun 4. sayfasında bulunan renkli fotoğraflarda aynı taşınmazın dava konusu edilmeyen ve krokide (B) harfi ile gösterilen sarı renkli kısmının kapama fındık bahçesi niteliğinde gayet bakımlı bir arazi olduğunun görüldüğünü, Mahkemenin kabulünün doğru olmadığını, bilirkişi raporlarında dava konusu 139 ada 5 parsel sayılı taşınmazın dava konusu edilmeyen kısmının düzenli olarak bakımı yapılan kapama fındık bahçesi iken, dava konusu edilen ve (A) harfi ile gösterilen kısmının üzerinde bulunan ceviz ve fındık ağaçlarının bakımsız, çürümeye ve kurumaya yüz tutmuş olmasının taşınmazın bir bütün olarak aynı şekil ve özende kullanılmadığını, davalının arazinin kendisine kalan kısmının bakımını güzelce yaparak kullandığını gösterdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; 139 ada 9 parsel bakımından verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tanıklarının dahi davacı aleyhine tanıklık yaptıklarını, taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların paylaşım yapılmadan dikildiğini, davacının asıl gayesinin harman diye tabir edilen ve ev yapımına en uygun yer olarak ortada olan parseli cebren gasp edip sonra oraya ev yapmak olduğunu, bazı tanıklarla davalı taraf arasında husumet olduğunu ve bazı tanıkların yalan beyanda bulunduklarını, davacının mirastan daha fazla pay aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu; Düzce ili, Yığılca ilçesi, ... köyünde bulunan 139 ada 5 ve 139 ada 9 parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit ve tescil edilmiştir.
Davacı, paylaştırma, hibe ve zilyetliğe dayanarak dava açmış; Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; tarafların istinaf başvuruları da esastan reddedilmiştir. Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için elverişli değildir. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların paylaşım veya taksime konu olup olmadıkları ve taşınmazlar üzerinde kimin hangi hukuki nedene dayalı olarak zilyet olduğu kesin olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, önceki keşiflere katılan yerel bilirkişiler, tüm taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldığı, taksim veya paylaşıma konu olup olmadığı, taksim veya paylaşıma konu oldularsa kime kaldıkları, taşınmazı kimin ne şekilde ve hangi sıfatla kullandığı hususlarında somut olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; beyanlar arasında oluşacak çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilmemesi halinde Mahkemece hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı; fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin ve davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalılara iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.