Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/1344 K.2025/3205

🏛️ 1. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1344 📋 K. 2025/3205 📅 19.06.2025

1. Hukuk Dairesi         2024/1344 E.  ,  2025/3205 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1477 E., 2023/1415 K.
SAYISI : 2021/11 E., 2022/454 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin evlenmeden önce annesi ile birlikte ikamet ettiği ve kayden maliki olduğu Mersin ili, Merkez ilçesi, ... köyü, ... mevkii, 1735 parsel, 6. kat 32 numaralı bağımsız bölümün satışı için abisi davalı ...'a genel vekaletname verdiğini, davalı ...'ın, taşınmazı davacının ve kendisinin amcasının oğlu olan diğer davalı ...'a sattığını, talep etmesine rağmen ne davalı ... ne de taşınmazı alan diğer davalı ...'in taşınmaz bedelini ödemediğini, sonradan davalı ...'ın diğer davalı ...'e anlaşmalı olarak söz konusu taşınmazı devrettiğini, davalıların müvekkilini sistematik olarak oyaladıklarını, müvekkilinin davalılardan ödeme beklerken davalı ...'in taşınmazı diğer davalı ...'ya sattığını öğrendiğini, davalı ...'in diğer davalı ... ile arkadaş olduğunu, iyi niyetli olmadığını, ...'in taşınmazı ...'e satış işleminin 09.10.2020 tarihinde gerçekleştirdiğini, ...'in ise taşınmazı diğer iki davalı tarafından 06.07.2020 tarihinde ...A.Ş. lehine 2.000.000,00 TL değerinde tesis edilmiş olan ipotek kaydı ile birlikte ipotek tesis işleminin üzerinden 3 ay geçtikten sonra satın aldığını, yüksek meblağlı ipotek kaydına sahip bir taşınmazı satın almanın makul bir işlem olmadığını, yapılan satış işlemlerinin kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin öz abisi davalı ...'ın yakın ve samimi aile ilişkilerinden yararlanarak ve müvekkilinin güvenini suistimal ederek vekalet yetkisini kötüye kullandığını, davalı ...'ın ya gerçekten taşınmazın satışını gerçekleştirerek taşınmaz bedelini kendisi için kullandığını ya da borçlarını ödemek için davalılara devrettiğini, diğer davalı ... ve ...'in de vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bildiğini, müvekkilinin annesinin hâlâ dava konusu taşınmazda oturmaya devam ettiğini, taşınmazı tahliye etmesi için gönderilen bir ihtarname de olmadığını, müvekkili ya da annesi ile davalı ... arasında bir kira sözleşmesinin de bulunmadığını, sadece bu durumun dahi taşınmazı satın almış gibi göründen davalıların vekalet görevini kötüye kullanan ... gibi kötü niyetli olduklarını gösterdiğini ileri sürerek dava konusu taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekki ile davalı ... adına olan tapu kaydının iptaliyle müvekkili adına yeniden tescilini, taleplerin reddi halinde taşınmaz bedelinin devir tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarını kabul etmediklerini, müvekkilinin doktor olduğunu, doktorluk mesleğini sürdürürken bir yandan da ticari işler yaptığını, ticari işleri yaparken 17.10.2007 tarihinde annesinin oturması ve yatırım amaçlı dava konusu taşınmazı 150.000,00 TL bedelle dava dışı ...'den satın aldığını, taşınmaz bedelinin yarısının müvekkili tarafından peşin olarak ödendiğini, geri kalan kısmın ise kardeşi davacı ... üzerinden kullandığı konut kredisi ile ödendiğini, peşinat ve kredi bedelinin tamamen müvekkili tarafından ödendiğini, müvekkilinin doğabilecek riskler nedeniyle dava konusu taşınmazı o dönem güvenerek kardeşi davacı adına tescil ettirdiğini, taşınmaz alınırken peşinat vb. ödenen bedeller ile banka kredilerinin tamamını müvekkilinin ödediğini, davacının çalıştığı dönemde elde ettiği gelirin alınan taşınmazları ve çekilen kredileri ödemeye yeterli olmadığını, taşınmaz satın alındığında harabe bir durumda olduğunu ve 4 yıl hiç oturulmadığını, dairenin tüm tadilat bedellerini de taşınmazın müvekkiline ait olması nedeniyle müvekkili tarafından karşılandığını, ayrıca dava konusu taşınmazın kredisi 10 yıl vadeli olmasına rağmen taşınmazın alınmasından 3 yıl sonra 26.08.2010 tarihinde müvekkili tarafından ödenerek kredinin erken kapatıldığını, bu hususun da taşınmazın aslen müvekkiline ait olduğunun delili olduğunu, müvekkilinin ticari işlerinin aksamaması nedeniyle borçlarının ödenmesi için taşınmazı satmak zorunda kaldığını ve satmak üzere kardeşi davacıdan satış vekaletnamesi aldığını, yapılan satışın müvekkilinin borçları nedeniyle yapılan gerçek bir satış olduğunu, davacının satış vekaletnamesi vermesinin sebebinin de satışın yapılacağının bilinmesi ve taşınmazın mülkiyetinin zaten müvekkiline ait olmasından kaynaklı olduğunu, müvekkilinin kendisine ait olan dava konusu taşınmazı satmış olması nedeniyle vekalet görevini kötüye kullanmış olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, davacı ... ile davalı ...'ın kardeş olduklarını, vekaletin kötüye kullanıldığı mizanseni oluşturarak işbirliği içinde gerçekte sattıkları taşınmazı geri almaya çalıştıklarını, müvekkili ...'un hem davacının hem de davalı ...'ın amcasının oğlu olduğunu, müvekkilinin dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek davacıdan satın aldığını, davacının ... Belediyesinde çalıştığını, taşınmazın satışı için davalı ...'a .... Noterliğince düzenlenen 13.12.2019 tarih ve 28711 yevmiye numaralı vekaletnameyi verdiğini, ...'un tapu işlemlerine başladığını, ancak vakit ayıramayınca emlakçılık işi yapan ...'a takip ve tapu devri işlemleri için vekaletname vermek istediğini, vekaletnamede tevkil yetkisi olmadığını, bunun üzerine davacının tekrar davalı ...'a .... Noterliğince düzenlenen 26.12.2019 tarih ve 34007 yevmiye numaralı tevkil yetkisi içeren vekaletname verdiğini, tapunun ... aracılığıyla ...'a satılacağını bilen davacının tapu satışı için 13 gün arayla iki kere vekaletname çıkardığını, davacının bu satışı bilerek ve isteyerek yaptığının iki kere vekalet vermesinden bile açıkça görüldüğünü, ...'ın davacıdan aldığı tevkil yetkisi içeren vekaletname ile emlakçı-takipçi ...'a .... Noterliğinin 16.01.2020 tarih ve 1830 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekalet verdiğini, ...'ın vekaletname ile tapu devrini yaptığını, ödemenin ...'a yapıldığını, müvekkili ...'nın daireyi satın aldıktan sonra içinde oturan davalı ... ve annesi ...'a .... Noterliğinin 12.10.2020 tarih 25621 yevmiyeli ihtarnamesi ile dava konusu taşınmazı tahliye etmesi konusunda ihtarda bulunduğunu, davalıların meskeni tahliye etmediklerini, bu nedenle 15.12.2020 tarihinde Mersin 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/292 Esas sayılı dosyası ile müdahalenin meni ve ecrimisil davası açıldığını, davanın halen derdest olduğunu, sonrasında ise davacı ve davalı ...'ın işbirliği yaparak bu davayı açtığını, hukukun bu tür kötüniyetli davranışları korumayacağını, davacı tarafın ikrarları ve davalı ... vekilinin beyanlarından da anlaşılacağı üzere müvekkili ...'un bu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, tapudaki satışın gerçek bir satış olduğunu, taşınmaz bedelinin davalı ... tarafından davacıya ödenip ödenmediği hususunun vekil eden ile vekil arasındaki bir hukuki mesele olduğunu, davalı ...'in taşınmazı satın aldığında taşınmaz üzerinde çokça haczin mevcut olduğunu, ...'in bedelini ödeyerek hacizleri kaldırdığını, müvekkili ...'in müteahhitlik yaptığını, başka yerlerde yaptığı inşaatlarda kullanmak üzere paraya ihtiyacı olması nedeniyle daireye ipotek koyarak kredi kullandığını, daha sonra kredi borcu ödemektense emlakçı aracılığıyla taşınmazı diğer müvekkili ...'e sattığını, taşınmaz bedeli ödemesinin bakiye ipotek borcunun diğer müvekkili ... tarafından ödenmesi ile yapılmış olacağı hususunda anlaştıklarını, ...'in iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, tapuyu ipotekli olarak aldığını, bedelini de ipotek borcunu üstlenerek ödediğini belirterek açılan davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tapu iptali ve tescil talebi hakkında yapılan incelemede; davacının, kardeşi olan davalı ...'a vekalet vererek dava konusu taşınmazın davalı ...'a satışının gerçekleştirildiği, davalı ...'in davacının ve davalı ...'ın kuzeni olduğu, ... tarafından ise diğer davalı ...'ya satış yapıldığı, ...'in davalı ... ile iş ilişkisi olduğu ve tanıştıklarının beyan edildiği, davalılar arasında akrabalık ve tanışıklık söz konusu olsa da davacının davalı ...'a verdiği vekaletnamede taşınmazın ...'e satılmak üzere vekaletname verildiğinin açıkça belirtildiği, sırf akraba olmalarının davalının kötü niyetli olmasını gerektirmediği, yine dava tarihinde taşınmaz maliki olan davalı ...'in iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğu, kardeşler arasında bir muvazaa var ise bunu bilmesinin mümkün olmadığı, taşınmazı satın alış şeklinde hayatın olağan akışına aykırı bir duruma rastlanılmadığı, davalı ...'in kötü niyetli olduğunun davacı tarafça ispat edilemediği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddi ile yargılama sırasında taşınmazın tapu kaydında şerhi kaldırılan ipoteğin fekki talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacının bedel talebi yönünden ise; davalı ...'ın vekalet görevini kötüye kullanması, özellikle de vekilin özen ve sadakatle iş görme ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davranması hukuksal nedenine dayandırıldığı, somut olayda davacının taşınmazın satışı için davalı kardeşi ... adına vekaletname verdiği, davalının taşınmazı 205.000,00 TL bedelle davalı ...'a sattığı, ...'un taşınmazı iyi niyetli şekilde satın aldığı, satış işleminin muvazaalı olmadığı veya davalı ...'un kötü niyetli olmadığı, davaya konu satış bedelinin vekil olan davalıdan tahsiline yönelik talep yönünden vekilin vekalet veren kişiye karşı yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda sorumlu bulunduğu, taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin bilirkişi marifetiyle tespit edildiği, davacı vekilince dava tarihi itibariyle taşınmaz değeri üzerinden dava ıslah edilmiş ise de taşınmazın satış tarihindeki rayiç değeri olan 1.070.000,00 TL üzerinden davalın sorumluluğunun bulunduğu, bu bedelin vekalet verene ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalı ... tarafından inançlı işleme dayanılarak taşınmaz kredi ödemelerinin kendisi tarafından yapıldığı iddia edilse de bu hususta ve satış bedelinin davacıya ödendiği hususunda bir delil sunulamadığı gerekçesiyle vekilin sorumluluğu kapsamında ...'a karşı bedele yönelik açılan davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece davalılar ... ve ...'in kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmiş ise de gerekçede belirtildiği şeklide davacı ... tarafından davalı ...'a verilen vekaletnamede taşınmazın satışı konusunda genel yetki verildiği, yoksa taşınmazın ...'e satılması hususunda vekalette özel bir yetkinin bulunmadığı, tevkil yetkisini içeren vekalet ile ...'ın dava dışı emlakçıya taşınmazı davalı ...'e satması için vekalet verdiği, taşınmazın emlakçı tarafından davalı ...'e satış suretiyle devredildiği, ...'in taşınmazı devraldıktan sonra üzerine ipotek tesis ettirip davalı ...'e satış suretiyle devrettiği, davalı ... tarafından dava konusu taşınmazın kendisine ait olduğu iddia edilmiş ise de bu hususu yargılama sırasında ispat edemediği, yapılan bilirkişi incelemesi ile taşınmazın ...'e devir tarihi olan 24.01.2020 itibariyle değerinin 1.070.000,00 TL olarak belirlendiği, satış senedinde ise 205.000,00 TL'ye satıldığının yazılı olduğu, rayiç değer ile gerçek değer arasında fahiş fark bulunup taşınmazın daha yüksek bedelle satın alındığı ve aradaki farkın ödendiğinin davalılarca ispatlanmadığı, ... tarafından taşınmaz üzerinde tesis edilen ipoteğin yargılama sırasında davalı ... tarafından ödenen para ile kaldırıldığı iddia edilip dava tarihinden sonraki 15.06.2022 tarihli dekontun sunulduğu, bunun satış tarihinde ... tarafından ...'e bir ödeme yapılmadığını da gösterdiği, ...'in davacı ve davalı ...'ın amcasının oğlu olduğu, ...'in ise davalı ...'i öncesinde tanıdığı ve uzaktan akrabası olduğunun tanık beyanlarıyla belirlendiği, aynı iddiayla davacı ... ve ...'ın annesi tarafından yine eldeki dosyanın davalılarına yönelik ...'a verilen vekaletin kötüye kullanıldığı iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davasının .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.11.2022 tarih ve 2021/189 Esas, 2022/406 Karar sayılı ilamıyla kabulüne karar verildiği ve davalıların istinafı üzerine Dairelerince eldeki dosya ile aynı gün istinaf incelemesi yapılarak 05.12.2023 tarih ve 2023/981 Esas 2023/1429 Karar sayılı ilamla istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, bu tespit ve açıklamalara göre, dava konusu taşınmazda mülkiyet iddiasında bulunan ...'ın vekalet görevini kötüye kullandığı ve diğer davalıların ise aradaki akrabalık ve danışıklık nedeniyle bu durumu bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğununun anlaşıldığı, Mahkemece, belirtilen gerekçe ile davanın tapu iptali ve tescil talebi yönüyle kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı, dosyaya yansıyan bilgi, belge ve deliller dikkate alındığında davalıların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiklerinin anlaşıldığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurmak suretiyle davanın kabulüne, Mersin ili, Yenişehir ilçesi, ... Mahallesi, 1735 parsel sayılı taşınmazda 16. kat 32 nolu bağımsız bölümün davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı tarafından süresinde istinaf harcı yatırılmadığı halde Adana Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafından yapılan istinaf talebinin kabul edilerek karar verilmesini kabul etmediklerini, delil listesinde yemin deliline dayanılmasına rağmen Yerel Mahkemece yemin delilinin hatırlatılmaması, Bölge Adliye Mahkemesince de yemin delili gözetilmeden Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasının hukuka aykırı olduğunu, .... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/189 Esas ve 2022/406 Karar sayılı kararının onanmasına dair aynı Bölge Adliye Mahkemesi Dairesinin 05.12.2023 tarih ve 2023/981 Esas 2023/1429 Karar sayılı kararının bu dosyaya emsal gösterilerek karar tesisinin hatalı olduğunu, davacı ile davalı ...'ın kardeş olduğunu ve vekaletin kötüye kullanıldığı mizanseni yaratarak işbirliği içinde gerçekte sattıkları taşınmazı geri almaya çalıştıklarını, davalı müvekkili ...'in tapu kayıt maliki olmaması nedeniyle onun yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, müvekkilinin tapuya güven ilkesi gereği dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, satışın gerçek bir satış olduğunu, müvekkili ... taşınmazı aldığında taşınmaz üzerinde çok miktarda haciz bulunduğunu, müvekkilinin bu hacizleri bedellerini ödeyerek kaldırdığını, Adana Bölge Adiye Mahkemesince bu husus araştırılmadan satış bedeli ile rayiç bedel arasında fahiş fark olduğundan muvazaalı satış olduğu tespitinin hukuka aykırı olduğunu, borçlar kapatılarak bir kısım bedelin ödendiğinin açık olduğu, müvekkili ...'nın iyi niyetli üçüncü kişi olup taşınmazı ipotekli olarak aldığını ve bedelini de ipotek borcunu üstlenerek ödediğini, ... tarafından 1.212.905,14 TL bankaya, 37.095,00 TL elden ...'e olmak üzer 1.250.000,00 TL taşınmaz bedelinin davalı ...'e ödendiğini, müvekkilinin taşınmazı aldıktan sonra taşınmazda oturan davalı ... ve annesi ...'a 12.10.2020 tarihinde ihtarname göndererek tahliyesini talep ettiğini, taşınmazı tahliye etmemeleri üzerine 15.12.2020 tarihinde Mersin 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/292 Esas sayılı dosyası ile müdahalenin meni ve ecrimisil davası açıldığını, bunun üzerine davacı tarafından kötü niyetli olarak eldeki davanın açıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili Avukat ... temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşınmazı davalı vekil ...'tan aldığını ve satış bedelini davalı ...'a ödediğini, dilekçeler ve dosyaya sunulan delil niteliğindeki evrak incelendiğinde müvekkili ...'in yaptığı işlemin iyi niyetli olduğunu, satış işleminde herhangi bir muvazaa olmadığı ve tescilin yolsuz olmadığını, davalı ... ve davacının ikili çıkar ilişkisi içinde olduğunu, davacı yanın muvazaa iddiasında bulunduğunu ancak bunu ispatlayamadığını, satışın taşınmazın gerçek değeri üzerinden yapıldığını, tapuda harç masraflarını daha az ödemek için rayiç değerinin düşük gösterildiğini, bedelin ödenmediğine dair davalı ...'ın bir beyanı olmadığını, hal böyle iken Bölge Adliye Mahkemesinin rayiç bedel ile gerçek bedel arasındaki farkın ödendiğinin davalılarca ispat edilemediği gerekçesi ile müvekkilinin kötü niyetli olarak taşınmazı satın aldığı kanısına varmasının isabetsiz olduğunu, Mahkemenin akrabalık ilişkisinin varlığını müvekkilinin vekalet görevinin kötüye kullanıldığını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olmaya yeter gördüğünü, muvazaa iddiasında bulunan davacının herhangi bir şekilde iddiasını ispatlayamamış olmasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesinin hukuka aykırı olarak karar verdiğini, müvekkilinin müteahhit ve emlak alım satım işleri yaptığını, yakın akrabaları ve diğer şahıslarla emlak alım satım işleri yaptığını, müvekkilinin taşınmaz bedellerini ödediğinin tanık beyanlarından da anlaşıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosya kapsamı ve toplanan delillerden; davacının dava konusu taşınmazın satışı için davalı abisi ...'ı .... Noterliğince düzenlenen 13.12.2019 tarih ve 28711 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekil tayin ettiği, davacının daha sonra .... Noterliğince düzenlenen 26.12.2019 tarih ve 34007 yevmiye numaralı vekaletname ile davalı ...'a dava konusu taşınmazı satma, satış bedellerini alma ve tevkil yetkisi içeren vekaletname verdiğini, davalı ...'ın tevkil yetkisi içeren bu vekaletname ile dava dışı ...'a dava konusu taşınmazı davalı ...'a satma hususunda .... Noterliğinin 16.01.2020 tarih ve 01830 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile vekalet verdiğini, dava dışı ...'ın söz konusu vekaletname ile davacının kayden maliki olduğu 1735 parsel sayılı taşınmazda bulunan 32 nolu bağımsız bölümü 24.01.2020 tarih ve 2174 yevmiye numaralı resmi akitle davalı ...'e satış yoluyla temlik ettiği, davalı ...'in de 09.10.2020 tarih ve 31266 yevmiye numaralı resmi akitle taşınmazı davalı ...'e satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte değildir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 69.163,88 TL bakiye onama harcının temyiz eden davalılar ... ve ...'dan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.