Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2025/2665 K.2025/3110
1. Hukuk Dairesi 2025/2665 E. , 2025/3110 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Muğla ili, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi sınırlarında bulunan 121 ada 18 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi ... ve davalı ... tarafından 1960 yılından itibaren birlikte kullanıldığını, davacıların murisi ...'in kendi adına kayıtlı zannettiği taşınmazın 1980 yılından itibaren emlak vergisini kendi adına ödediğini, muris ...'in 28.03.2007 tarihinde vefat ettiğini, bu tarihten sonra ... mirasçılarının taşınmazdan tasarruf etmeye devam ettiklerini, muris ... ve mirasçılarının taşınmazda yer alan zeytin ağaçlarının bakımını yaptıklarını ve mahsulünü de topladıklarını, taşınmazın kuzey bölümünün davacıların murisi ..., denize paralel olan kısmının ise davalı ... tarafından kullanıldığını, zilyetliğin halen bu şekilde sürdürüldüğünü belirterek dava konusu taşınmazın dava dilekçesi ekinde yer alan teknik rapora göre yeşil ile gösterilen ve davalı adına yolsuz olarak tescil edilen 12.661,02 metrekare yüz ölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras hisseleri oranında tesciline karar verilmesini dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; dava konusu taşınmazın 3573 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalı ... adına tahsis edildiğini, tahsis tarihinden bu yana zilyetliğin davalı tarafından sürdürüldüğünü, taşınmaz üzerinde yer alan ağaçların bakımı ve ıslahının davalı ... tarafından yapıldığını, davacıların murisi ...'in kullandığı alanın çekişmeli taşınmazın üst tarafında bulunan ormanlık sahadan açılmış taşınmaz olduğunu ve davacıların murisi ...'in bu ormanlık alandaki açmayı 1976 yılında kanuna aykırı olarak yaptığını, davacılar yahut murisinin taşınmaz üzerinde zilyetlik ve tasarrufunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacılar murisi ...'in dava konu taşınmazın bulunduğu yöreye 1976 yılında geldiği, çekişmeli taşınmazın üst taraflarındaki ormanlık alandan yer açmak suretiyle bu bölüme zilyet olduğu, çekişmeli taşınmaz üzerinde zilyetlik yahut tasarrufunun bulunmadığı, yolsuz tescil iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamına getirtilen resmi kayıtlar ve dinlenen tanık beyanlarına göre davaya konu taşınmazı zilyet eden ve kullanan kişinin davalı ... olduğu, davacıların murisinin 1976 yılından beri bu parsel dışında ormandan açma yeri kullandığı, dolayısıyla davaya konu parselde yolsuz tescilin bulunmadığı, davalı taraf kendisini davanın başından itibaren vekili aracılığı ile temsil ettirmiş olduğundan davalı lehine vekalet ücreti takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların murisi ...'in 1976 yılından beri (aslen 1960 yılından beri) dava konusu yeri kullandığını, 1980 yılından davanın açıldığı tarihe kadar taşınmaza ait emlak vergilerinin davacıların murisi ... ve davacılar tarafından ödendiğini, aşamalarda Belediyeden emlak vergisi ödemelerinin kim tarafından yapıldığı hususunun sorulmadığını, davalının sunduğu belgelerin doğruluğu araştırılmadan, yanlı belgelere ve tanık beyanlarına itibar edilerek karar verildiğini, muris ...'in 28.03.2007 tarihinde vefat ettiğini, bu tarihten sonra ... mirasçılarının taşınmazdan tasarruf etmeye devam ettiklerini, muris ... ve mirasçılarının taşınmazda yer alan zeytin ağaçlarının bakımını yaptıklarını ve mahsulünü de topladıklarını, taşınmazın kuzey bölümünün davacıların murisi ..., denize paralel olan kısmının ise davalı ... tarafından kullanıldığını, Yerel Mahkemenin eksik inceleme sonucu karar verdiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın tapu kayıtları ve kadastro tutanakları incelendiğinde; Muğla ili, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1449 parsel sayılı taşınmaz ''fundalık ve delicelik'' vasfıyla 10.08.1962 tarihinde Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesi uyarınca 25.04.1969 tarihinde tashihen davalı ... adına kayden devredilmiş, bilahare 27.02.2014 tarihinde 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda 121 ada 18 parsel numarasıyla tapuya kaydedilmiştir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebepler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 345,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.