Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2022/204 K.2024/457
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No: 2022/204 - 2024/457
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/204
KARAR NO : 2024/457
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 22/04/2021
NUMARASI : 2020/272 E. - 2021/165 K.
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararı İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 22/04/2021 tarih ve 2020/272 E. - 2021/165 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin 1992 yılından beri sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini, 2004 yılından itibaren de "..." ibaresini kullandığını, aralıksız ve kesintisiz olarak kullandığı bu marka ile hastane hizmeti sunduğunu, müvekkilinin kurum nezdinde çok sayıda markasının tescilli ya da başvuru aşamasında olduğunu, müvekkili markalarının yapılan yatırımlar sonucunda sektöründe ayrıcalıklı bir yer edindiğini, “...” markasının üzerinde üstün hakkının bulunduğunu, müvekkilinin 2019/111585 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunun, davalı ... Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından, 2006/31476, 2012/54512 ve 2012/54515 sayılı ve "..." ibareli markalar mesnet gösterilerek SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca 44. sınıf tıbbi hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, bu karara yaptıkları itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun kararıyla nihai olarak reddedilmiş olduğunu, oysa ret gerekçesi markanın müvekkilinin “...” ibaresini marka olarak tescil ettirmemesinden kaynaklı tescil edilmiş bir marka olduğunu, 2006/31476 sayılı markanın 05, 10 ve 44. sınıf mal ve hizmetler yönünden tescilli olduğunu, söz konusu markanın İstanbul Anadolu 1. FSHHM’nin 2012/82 E. sayılı dosyası ile hükümsüzlüğünün talep edildiğini, ancak anılan davanın reddedildiğini, bu karar Yargıtay tarafından onandığı halde karar düzeltme aşamasında yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verildiğini ve müvekkilinin 2004 yılından beri markayı kullandığına kanaat getirildiğini, yeniden yapılan yargılama sonucunda anılan markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, dolayısıyla müvekkilinin “...” markaları üzerinde hak sahibi olduğunun mahkeme kararı ile de ispatlandığını, müvekkilinin “...” ibareli ve esas unsurlu markaları bakımından kazanılmış hakkının mevcut olduğunu, dava konusu markanın da önceki markaların serisi niteliğinde bulunduğunu, redde mesnet tutulan markaların kötüniyetli olarak tescil ettirildiğini, redde mesnet markalara karşı İstanbul Anadolu 2. FSHHM’de çok sayıda iptal davasının açılmış olduğunu ve bu davaların derdest olduğunu ileri sürerek, YİDK’nın 17.07.2020 tarih ve 2020-M-6103 sayılı kararının iptali ile 2019/111585 sayılı “...” ibareli markanın tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 2019/111585 sayılı "..." ibareli marka başvurusu kapsamından 5/1-ç maddesi uyarınca çıkartılmasına karar verilen 44. sınıftaki “tıbbi hizmetler”in, ret gerekçesi markaların kapsamında da aynı şekilde yer aldığı, dava konusu marka ile ret gerekçesi markalar arasında 5/1-ç maddesi kapsamında değerlendirilebilecek düzeyde ayırt edilemeyecek bir benzerliğin mevcut olduğu, davacı yanın, önceki tescilli markalarının, dava konusu marka bakımından, davacı lehine müktesep hak yaratmayacağı, davacı yanın markalarını kullanım sonucu ayırt edici hale getirdiği, ret gerekçesi markaların ise kullanılmadığı yönündeki iddialarının işbu uyuşmazlık konusu mutlak ret gerekçesinden kaynaklı tescil engelinin aşılmasını sağlayacak sonuçlar meydana getirmeyeceği, davacının redde mesnet markaların hükümsüzlüğü için açtığı davaların bekletici mesele yapması talebinin davanın YİDK iptal davası olması ve YİDK kararlarının kararın verildiği tarihteki mevcut duruma göre verilecek olması dikkate alındığında yerinde olmadığı, YİDK kararının iptali şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilini "..." markasını 2004 yılından beri tescilsiz olarak kullandığını, ibare üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu, bu ibareyi taşıyan seri markalarının bulunduğu, bu markalara dayalı kazanılmış hakkının bulunduğunu, "..." ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanını teşkil ettiğini, redde mesnet markalara karşı kullanmama ve kötüniyete dayalı hükümsüzlük davaları açıldığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı Kurumun sonucu belirsiz bir dava sonunda verilecek kararı bekletici mesele yapma gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı, davalı Kurum YİDK karar tarihinde mevcut duruma göre karar verecek olup, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet söz konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin gerekçeli bir mahkeme kararının ya da kısa kararın davalı Kuruma sunulmadığı ve redde mesnet markaların hüküm ifade ettiği, öncelik hakkının tescilli bir marka varken aynısı/benzerinin tescil ettirme hakkını vermeyeceği, kötüniyet iddiasının somut uyuşmazlığın çözümüne bir etkisinin bulunmadığı, öte yandan davacının eski tarihli markalarının çekişmeli 44. sınıf "Tıbbi hizmetler" yönünden tescilli olmaması nedeniyle, müktesep hak sağlamayacakları, ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 59,30-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 368,30-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 08/03/2024 tarihinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 01/04/2024
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.