Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi E.2024/1180 K.2025/178
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/1180 Esas - 2025/178 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1180
KARAR NO : 2025/178
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ :ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :22/05/2024
NUMARASI :2024/288 Esas 2024/390 Karar
DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz
DAVA TARİHİ : 25/03/2024
KARAR TARİHİ : 28/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/03/2024
Taraflar arasındaki ticaret sicil memurunun kararına itiraz istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekili ve feri müdahil vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının ... Ürünleri....LTD ŞTİ'nin ortağı olduğunu, davacının şirketin pay durumunun gerçeği yansıtmadığı ve bu sebeple de pay sahipliği konusunda durumunun düzeltilmesi için davalı kuruma başvurduğunu, talebinin işleme alınmadığını, talebinin yenilenmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2023/395 Esas, 2024/40 Karar sayılı kararının kesinleşmesinin bekleneceğinin bildirildiğini, bu durumu kabul etmediklerini, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/747 esas 2020/337 karar sayılı ilamının kesinleşmediğini ancak Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/465 esas 2018/939 karar sayılı kararında yer alan payların tesciline karar verildiğini, bu karar doğrultusunda davalının pay tescilini yaptığını, kararın davacı ... tarafından istinaf edildiğini ve mahkemenin bu kararının yok hükmünde olduğunu, ilamların kesinleşmeden infazının mümkün olmadığını belirtilerek Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğünün işleminin iptaline, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/653 sayılı dosyasında alınan 22/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen gerçek pay oranlarının tesciline, Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğünün 03/11/2020 tarih ve 6339 sayılı kararın uygulanmasının ilerde telafisi mümkün olmayacak zarara sebebiyet vereceğinden karara konu tüm işlemlerin HMK. 389. maddesi uyarınca teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın taraf sıfatı bulunmadığını, ortakların ticaret sicil kararına itiraz edemeyeceğini, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/465 E sayılı dosyasının henüz kesinleşmediğini, ... tarafından bu karara istinaden değişen ortaklık payına ilişkin mahkeme kararının tescil ve ilanını talep ettiğini, talebin 22/11/2019 tarih ve 16277 sayılı karar ile reddedildiğini, red kararına karşı Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/747 E sayılı dosyası ile itiraz ettiğini, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/747 E sayılı dosyası 2014/465E-2018/939K sayılı kararında yer alan payların tesciline dair hüküm kurulduğundan Sicil Yönetmeliğinin 26. maddesinin uygulandığını, sonuç olarak 03/11/2020 tarih ve 6338 sayılı işlemin yargı kararlarına dayandığını, davalı kurumun hukuka aykırı bir işleminin söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davacının 20/03/2024 tarih ve 6338 sayılı işlemine ilişkin memur kararına itiraz için işbu davanın açıldığı, davaya ilişkin delillerin sunulduğu ve ilgili yerlerden delillerin getirtildiği, deliller üzerinde yapılan inceleme sonucu öncelikle davacının dava açma ehliyeti olup olmadığının tespitinin gerektiği, Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından gönderilen yazı cevabında davacının şirketin ortağı olduğu, TTK'nun 34. maddesi uyarınca ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ancak ilgililerin itiraz edebileceği, bu ilgililerin ise kimler olacağı konusunda ticaret sicil nizamnamesinin 30. maddesi ve TTK'nun 28. maddesinde açıklamaların bulunduğu, ayrıca bu hususta ticaret sicil yönetmeliğinin 22. maddesinin de dikkate alınmasının gerektiği ve 22. maddenin e bendinin 5. maddesinde limited şirketlerde genel kurul kararlarının iptaline dair mahkeme kararlarının tescilinde müdürlerin ilgili kişi olduğunun bildirildiği ve davacının şirkete sadece ortak olduğu dikkate alındığında ilgili kişi olmadığı ve bu nedenle davada aktif dava ehliyetinin de bulunmadığı görülmekle davacının davasının aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/465 Esas, 2018/939 Karar sayılı hüküm altına alınmış olan pay durumunun hiç tescil edilmemiş olması gerekeceğini, kararda açıkça ortada gerçek durumu yansıtmayan bir tescilin olduğu mahkeme kararı ile sabit olduğundan şu mevzuat hükümleri üzerinde durulması gerektiğini, ticaret siciline tescil edilecek hususların, gerçek durumu göstermesinin ticaret sicil memurluğunun görevinde olduğu hususunu açıkça ortaya koyduğunu, ancak Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/465 E, 2018/939 K sayılı kararının bozulmuş olması ile, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün işleminin tamamen kanuna aykırı hale geldiği konusunda bir tereddüt kalmadığını, bununla birlikte, davalı kurumca söz konusu tescilin Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/747 E, 2020/337 K sayılı kararına uygun olarak, Ticaret Sicil Yönetmeliği'nin 26. maddesi uyarınca yapıldığının ileri sürüldüğünü, burada iki sorun olduğunu, birincisi, davalı kurumun da kabul ettiği üzere, tescile dayanak olduğu ileri sürülen Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/747 Esas, 2020/337 Karar sayılı kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2023/395 Esas, 2024/40 Karar sayılı ilamı ile kaldırıldığını, o halde davalı müdürlüğün işleminin de dayanaksız kaldığını, davalı müdürlükçe, hukuka aykırı tescile dayanak yapılan Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/747 E, 2020/337 K sayılı kararında, karar her ne kadar hukuka aykırı olup Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmış olsa da, yalnızca tescile dair bir hüküm kurulmuş olup, resen tescile ilişkin bir hüküm kurulmadığını, dolayısıyla davalı müdürlüğün, söz konusu tescil işleminin bir yasal zorunluluktan ileri geldiğine dair iddiaları da gerekçesiz kaldığını, ortada gerçek durumu yansıtmayan, hukuka ve kanuna aykırı bir tescil olduğunu, bu durumun esasen müdürlükçe düzeltilmesi gerekeceğini, vekil eden tarafından gerçekleştirilen işlemin ise, yeni bir hususun tescili işlemi olmadığını, yalnızca söz konusu hukuka aykırılığın giderilmesi olduğunu, ilk derece mahkemesinin davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine dair kararının gerekçesi; TTK m. 34' te ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı ilgililerin itiraz edebileceğinin düzenlenmiş olduğu, Ticaret Sicil Yönetmeliği m. 22/e uyarınca limited şirketlerde genel kurul kararının iptaline dair mahkeme kararlarının tescilinde müdürlerin ilgili olduğu, vekil eden müdür olmadığı ve bu nedenle de aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, gerek Yargıtay gerekse Ankara Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, ticaret sicil müdürlüğü kararına itiraz davasında verilen karara karşı kanun yoluna başvurma hakkının mevcudiyeti kabul edilip bu husus hüküm altına alındığına göre; ilk derece mahkemesince vekil eden huzurdaki dava bakımından aktif husumet ehliyetinin bulunmadığına hükmedilmesinin apaçık bir çelişki olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
..., ... ve ... Ltd. Şti. vekili dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı ...'ın, Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne açtığı iş bu davadan haricen bilgisi olduğunu, bunun üzerine, ...'ın talebinde kendi adına tescilini istediği hisseler davalılar ... ve ...'a ait olduğu için ve söz konusu hisseler ... Ltd. Şti'nin hisseleri olduğu için, asli müdahale talebinde bulunduklarını, asli müdahale talebinde bulunurken, UYAP sisteminden başvurma harcı yatırılamadığı için, bu miktarı yatıramadıklarını, HMK'nin 115/2. maddesi uyarınca, sonradan tamamlanabilen dava şartı noksanlığı bulunması halinde, taraflarına kesin süre vererek harcın tamamlanması halinde değerlendirilmesine karar verilmesi gerekirken, taleplerinin usul ve yasaya aykırı olarak harcın yatmadığından bahisle reddedildiğini, bunun üzerine harcı yatırarak tekrar başvuru yapmak istediklerinde de; dosyada taraf olmadıklarından bahisle harcı yatırmalarına izin verilmediğini, son çare olarak, tekrar asli müdahale talebinde bulunup, mahkemenin hesap numarasına havale yöntemiyle başvurma harcı gönderilmek zorunda kalındığını, ancak mahkeme, asli müdahale talepleri hakkında herhangi bir değerlendirme yapmaksızın, davanın usulden reddine karar verdiğini, yasa gereği, hüküm verilinceye kadar asli müdahale talebinde bulunma haklarının olup, asli müdahale talebinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini, asli müdahillik talebinin reddi de, kanun yoluna tabi olduğunu, davacı ...'ın, davalı Eskişehir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne açtığı davada, talep ettiği hisse tescilleri, davalılar ... ve ...'a ait olup, dava konusu, davalıların mülkiyetini doğrudan ilgilendirdiğini, aynı zamanda söz konusu şirket hisseleri, ... Ltd. Şti.'nin hisseleri olup, davalı şirketi ilgilendirdiğini, dava konusu, doğrudan doğruya davalılar ... ve ...'ın hisselerini ilgilendirip, ...'ün hisseleri olmasına rağmen, asli müdahillik taleplerinin önce harç yatırılmadığı gerekçesiyle hukuka aykırı olarak reddedilmesinin, ardından harç yatmasına rağmen taleplerinin değerlendirilmemesinin mümkün olmadığını, davacının talebinin, aktif husumet yönünden reddi isabetli olsa da; söz konusu talebin esasının da isabetli olmadığını, davacının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nden talebi, reddedilmediğini, kararın kesinleşmesinin beklendiğinin açıklandığını, ret yönünde olmayan bir karara karşı dava açılmasının olasılığı bulunmadığını, ...'ın talebinin dayanağı olan mahkeme kararı henüz kesinleşmediğini, kesinleşmemiş bir kararın tescili talebinin reddi zaten doğru olup, davanın esası yönünden de reddinin gerektiğini, dava konusu şirketin hisselerinin iptaline ilişkin dava, Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/653 E. Sayılı dosyasıyla derdest olduğunu, iş bu dava derdestken, her iki davanın da nihayete erip kesinleştikten sonra işlem yapılması gerekirken, kesinleşmeyen karar ile yapılan talebin davalı tarafından reddedilmesi isabetli olduğunu, davalı idarenin bu kararı yorumlama ve genişletme yetkisi bulunmayıp, davacı adına tescil veya tespit hükmü içermeyen bir karar ile tescil zaten mümkün olmadığını, davacının hisselerin geriye döndürülmesine yönelik talepleri de haksız ve yersiz olduğunu, davacının iptal edilen hisselerinin, daha sonrasında üçüncü kişilere devredildiğini, bu devrin tarafı olan kişilerin, davacı yada davalı olmadığı bir mahkeme kararıyla tescil mümkün olmadığını, yerel mahkemenin asli müdahillik talepleri yönünden ret kararı usul ve yasaya aykırı olup, kaldırılması gerektiğini bildirerek ilk derece mahkemesi ara kararının kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece 12/07/2024 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirme kararı ile; ..., ... ve ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği görülmüştür.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dava; Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;
Davacı tarafça 15/02/2024 tarih ve 28/02/2024 tarihli dilekçeler ile Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/747 Esas, 2020/337 Karar sayılı kararı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2023/395 Esas, 2024/40 Karar sayılı ilamı ile kaldırılması nedeniyle, değişen ortaklık payına ilişkin Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında belirtilen paylar oranında ortaklık paylarının tescil ve ilanının talep edildiği,
Davalı Sicil Müdürlüğü'nce Bakanlık'tan görüş sorulmak suretiyle, Bakanlık'ça bildirilen 18/03/2024 tarihli cevabi yazı doğrultusunda, Dairemizin 2023/395 Esas, 2024/40 Karar sayılı ilamının kesinleşmesinin beklenildiği bildirilerek, davacının talebinin reddine karar verildiği,
Davacı tarafça TTK'nun 34. maddesi uyarınca ticaret sicil memurluğu kararlarına karşı açılan eldeki davada Mahkemece davacının davasının aktif husumet nedeniyle reddine karar verildiği ve yine asli müdahale talep eden ..., ... ve ... Ltd. Şti.'nin asli müdahale talepleri hakkında karar verilmediği görülmüştür.
6100 sayılı Kanun'un 65 nci maddesinde asli müdahale bir yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişinin, hüküm verilinceye kadar bu durumu ileri sürerek, yargılamanın taraflarına karşı aynı mahkemede açacağı dava olarak tanımlanmış, asli müdahale davası ile asıl yargılamanın birlikte yürütülerek karara bağlanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte asli müdahale davası bağımsız bir dava olduğundan, davacının yargılama harçlarını yatırmış olması da bir gerekliliktir.
Öte yandan fer'i müdahale ise aynı Kanun'un 66 ncı maddesine göre üçüncü kişinin davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar davada yer almasıdır.
Somut olayda, davacı TTK'nun 34. maddesi uyarınca ticaret sicil memurluğu kararına itiraz ederek, ortaklık paylarının tesciline ilişkin sicil memurluğunca işlem tesisi talebiyle eldeki davayı açmıştır. Davadan sonra da asli müdahale talebinde bulunan ..., ... ve ... Ltd. Şti.' ise sunmuş olduğu dilekçelerinde davacının talebinin davalı sicil müdürlüğünce yerine getirilmemesinin, davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği, asli müdahalenin devam eden yargılamaya teşkil eden ayrı bir dava olup, bu müdahale talebinin mahiyetinin anılan Kanun hükümleri çerçevesinde asli değil fer'i müdahale olduğunun kabulü gerekeceği, şöyle ki ..., ... ve ... Ltd. Şti.'nin yargılamanın konusu olan hak veya şey üzerinde kısmen ya da tamamen hak iddia eden üçüncü kişi olmayıp, davalı Sicil Müdürlüğü'nün davayı kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında yer almak isteyen üçüncü kişi olduğu izahtan varestedir.
Hal böyle olunca, Mahkemece ..., ... ve ... Ltd. Şti.'nin müdahale talepleri hakkında karar verilmesi gerekmesine rağmen, müdahale talebinin sonuçsuz bırakılması suretiyle hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı bulunmuş olup, ilk derece mahkemesinin bu nedenle kaldırılmasına, davacının sair istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Tüm bu nedenlerle ..., ... ve ... Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun kabulüne, müdahale talebinde bulunanların, müdahale taleplerinin mahiyetinin anılan Kanun hükümleri çerçevesinde asli değil fer'i müdahale olduğu dikkate alınarak, fer'i müdahale talep dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nun 67/(2) madde uyarınca davanın taraflarına tebliğ edilip, fer'i müdahale talebi hakkında olumlu/ olumsuz bir karar verilmek sonrasında esasa ilişkin karar verilmek üzere, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-..., ... ve ... Ltd. Şti.'vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6 maddesi gereğince KABULÜNE,
2-Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/05/2024 tarih2024/288 Esas 2024/390 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Fer'i müdahale talebi hakkında karar verilerek davanın yeniden görülmesi için dosyanın karar veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde anılan davacıya iadesine,
5- ..., ... ve ... Ltd. Şti tarafından yatırılan 855,20 TL TL nispi istinaf karar harcının talebi halinde ..., ... ve ... Ltd. Şti'ye iadesine,
6-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
7-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/(1)-a.6 ve 362/(1)-g. maddeleri uyarıca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.28/02/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi